<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bireyselleşme | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/bireysellesme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Jun 2019 13:20:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Bireyselleşme | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eğlence Kültürünün İslam Toplumunu Dönüştürmesi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/eglence-kulturunun-islam-toplumunu-donusturmesi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/eglence-kulturunun-islam-toplumunu-donusturmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 10:03:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bireyselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence Kültürünün İslam Toplumunu Dönüştürmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürden Kopuş]]></category>
		<category><![CDATA[sekülerleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=21375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Prof. Dr. Mustafa TEKİN İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İnsanoğlu çok boyutlu bir varlıktır. Gündelik hayatında birçok faliyet alanlarına değer. Böylece hem tek boyutluluktan kurtulur, hem de insan olmanın gereklerini göstermiş olur. Öte yandan çok boyutluluk, “Tevhid’in yansıması kesrettedir.” yargısının insan üzerindeki en önemli yansımasıdır. İnsanoğlu bütünlüklü bir varlık, onun farklı boyutları da o bütünlüğü [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/eglence-kulturunun-islam-toplumunu-donusturmesi/">Eğlence Kültürünün İslam Toplumunu Dönüştürmesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Yazar: Prof. Dr. Mustafa TEKİN</em></strong><br />
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi</p>
<p>İnsanoğlu çok boyutlu bir varlıktır. Gündelik hayatında birçok faliyet alanlarına değer. Böylece hem tek boyutluluktan kurtulur, hem de insan olmanın gereklerini göstermiş olur. Öte yandan çok boyutluluk, “Tevhid’in yansıması kesrettedir.” yargısının insan üzerindeki en önemli yansımasıdır. İnsanoğlu bütünlüklü bir varlık, onun farklı boyutları da o bütünlüğü besleyen ögelerdir.<img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-34422 aligncenter tie-appear" src="http://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020400-1024x666.jpg" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" srcset="https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020400-1024x666.jpg 1024w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020400-300x195.jpg 300w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020400-768x499.jpg 768w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020400.jpg 1060w" alt="" width="383" height="249" /></p>
<p>Eğlence de insanın bu boyutlarından birisidir. Varoluş, dünyada bulunuş, hesap vb. kavramlar eşliğinde insana ve hayata bakıldığında, sanki eğlence çok önemli değilmiş gibi görünmektedir. Öte yandan Kur’an-ı Kerim’in <em>“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir.”</em> (Ankebut, 29/64) şeklindeki yargısı da, bilinçlere eğlence konusunda bir negatifleme yapmaktadır. Bu negatifleme müslüman toplumlarda eğlencenin içeriklerini belirleme ve eğlenceyi bile belirli bir ağırlık içinde yapma bağlamında etkili olmuştur. Bununla birlikte eğlence, insanoğlunun bir ihtiyacı olarak hayattaki yerini hep korumuştur.<img decoding="async" class="size-large wp-image-34421 aligncenter tie-appear" src="http://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020021-1024x329.jpg" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" srcset="https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020021-1024x329.jpg 1024w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020021-300x96.jpg 300w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020021-768x247.jpg 768w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_020021.jpg 1080w" alt="" width="618" height="199" /></p>
<p>Eğlenceler insan hayatında farklı formlarda kendisini gösterir. Söz gelimi; çocuk oyunları birer eğlencedir. Akşamları büyüklerin oyunları, düğünler, AVM’lerde eğlence mekânlarındaki oyunlar, televizyon izleme, yarışmalar, festivaller, şenlikler, bilgisayar oyunları vb. eğlencenin bazı çeşitlerine örnektir. Eğlenceler, kendilerine yüklenen anlam ve bu bağlamda değişen içerik ve formlarıyla ciddi bir araştırmanın konusudur. Konuyla ilgili kapsamlı analiz yapabilmek açısından kısa bir tarihsel arkaplan resmi çizmek anlamlı olacaktır.</p>
<p><strong>Eğlence: Tarihsel Arkaplan</strong></p>
<p>Doğrusu bütüncül anlamda tüm insanlığı kapsamına alacak tarihsel bir arkaplan verme imkânımız yok. Ancak dünya ile bağlantılarını kurarak bir Türkiye tarihsel arkaplanı vermek mümkündür. Her şeyden önce böyle bir tarihsel arkaplanda iki kırılma noktasının hemen altını çizmeliyiz. Birincisi, iletişim teknolojisinin devreye girmesiyle birlikte eğlencenin bir sektör haline gelmesi, endüstrileşmesi ve içerik değiştirmesidir. İkincisi de, eğlencenin müslüman toplumlarda ve özellikle Türkiye’de algılanış biçiminin değişmesidir.</p>
<p>İletişim araçları, özellikle televizyon ve internet yokken, eğlenceler temel mantaliteleriyle evrensel, ancak yapılış biçimleri itibarıyla yerel nitelikleriyle öne çıkmaktadır. Söz gelimi; geleneksel düzende akşamlar olabildiğince uzundur (bugün bunun kısalmasını yine kitle iletişim araçları sağlamaktadır) ve uzun akşamların temel aktiviteleri masal ve hikâye anlatmak ile bir takım oyunlardır. Birkaç ailenin toplandığı bir evde ya da köy odası gibi mekânlarda akşamleyin “anlatıcı”nın eşliğinde masal ve hikâyeler dinlenir. Kültürle son derece yakından bağlantıları olan bu masal ve hikâyelerin, insanların kognitif dünyalarını inşâ etmede son derece işlevsel olduklarını belirtmeliyiz. Söz gelimi; bizim tasavvur etmemizi sağlar, iyilerin nihayetinde bu masal ve hikâyelerde kazanması ve kötülerin kaybetmesi gündelik pratiklere de yansır. Üstelik bu eğlencelerin ikinci önemli işlevi de kişilerin sosyalleşmelerini sağlamasıdır. Belirli zamanlarda bir araya gelen bu insanlar, birbirinden haberdar olur, yardımlaşır ve sosyalleşirler. Bu tür eğlenceler Türkiye’de de son 30-40 yıla gelinceye kadar vardı.<img decoding="async" class="wp-image-34420 tie-appear alignleft" src="http://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015958-683x1024.jpg" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" srcset="https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015958-683x1024.jpg 683w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015958-200x300.jpg 200w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015958-768x1152.jpg 768w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015958.jpg 1080w" alt="" width="295" height="442" /></p>
<p>İletişim araçları ve teknolojileri ile eğlence, gerçekten bir mahiyet değişimine uğramıştır. 1968 yılında Türkiye’de ilk televizyon kanalının açılmasının ardından, insanlarda yeni kültürün nüveleri bir müddet eskisiyle birlikte devam etmiş; daha sonra  giderek eğlence bireyselleş(tir)en, endüstrileşen bir sektöre dönüşmüştür. 1970, 80 ve hatta 90’ların ilk yarısında ev ziyaretleri ve eski eğlence biçimleri göreli olarak devam etmiştir. 1989’da ilk özel televizyon kanalının açılması, daha sonra bunu diğer kanalların takip etmesiyle başka bir evreye geçilmiştir. Söz gelimi; 1990’lardan itibaren özel kanallarda ağırlıklı magazin, aile gazinoları ve klipli müzik programları yayımlanmaya başlamıştır. Dolayısıyla 1980’lerin başında Dallas dizisini “ahlâksız” bulan toplum yargısı, bugün 2020’li yıllara evrilirken farklı bir düzlemde durmaktadır. Bu, belki değişimin boyutlarını göstermesi açısından önemlidir.</p>
<p>Özellikle 2000’li yıllardan itibaren internetin yaygınlaşması, kişiyi televizyon izleyicisi gibi sadece pasif bir figür olmaktan çıkarmış ve “katılımını” sağlamıştır. Böylece dönüşüm daha da yoğunlaşarak hızlanmıştır. Facebook’tan internet oyunlarına ve kumar sitelerine kadar geniş bir tayf içerisinde eğlence dünyasının salınım gösterdiğini görebiliriz. Hatta televizyon ve internet birlikte ele alındığında, onların “soft” niteliklerinin belirleyici bir karakterle her şeyi bir eğlenceye dönüştürdüğünü söylemek bile mümkündür.</p>
<p>Öte yandan iletişim teknolojilerinin gelişimine ek olarak eğlence ve toplumsal dönüşüm noktasında, Türkiye’de iç göç ve şehirleşme faktörüne de değinmek gerekmektedir. Türkiye bilhassa 1950’li yıllardan itibaren daha yoğun bir şekilde iç göç olgusuyla karşılaşmıştır. Bunun birinci sonucu; toplumsal kontrol ve kültürün belirleyici olduğu kırsal kesimden farklı olarak şehirler, hem eğlencede farklılaşmayı getirmiş, hem de sosyal kontroller zayıflamıştır. Ayrıca göçler sonucu önce şehrin periferisine yerleşen alt ve orta sınıfların yükselme talepleri “arzu”larıyla birleşince dönüşüm hızlanmıştır.</p>
<p>İkinci önemli kırılma noktası, eğlence anlayışındaki değişimlerdir. Bunu öncelikle gelenekle modernlik arasındaki gerilimde anlamlandırabiliriz. Nitekim 1980 sonrasında dışa daha açık modernleşme politikaları ile geleneğe yönelik eleştiriler arttı. Hatta birçok negatif toplumsal pratiğin dinden değil, gelenekten kaynaklandığı söylemi kuvvet kazanmaya başladı. Modern anlayışın yükseldiği böyle bir ortamda, eğlence biçimleri ilk önce ciddi bir direnç de göstermiştir. Nitekim o dönemde düğünler “mevlütlü” ve “çalgılı” şeklinde birbirinden farklılaşarak uygulama alanı bulmuştur. Tabii bu durum ilerleyen süreçte değişmiş; “ilahili” ve daha sonra “müzikli” düğünlere doğru evrilmiştir.</p>
<p>Bugün gelinen noktada, dünyada hâlâ etkisini göstermeye devam eden kültür endüstrisi, eğlenceyi de sektör haline getirmiş; eğlence de popüler kültürden etkilenmiş; böylece dünya ölçeğinde eğlenceler de birbirine benzemeye başlamıştır. Bunu daha çok küreselleşmenin önemli aparatları olan televizyon ve internet sağlamıştır. Bununla bağlantılı olarak AVM’lerdeki eğlence mekânlarının artması, insanların gündelik televizyon seyretme ve internette kalma süresinin arttığı oranda, eğlence endüstrisinde varolan tarzlara geçiş de giderek kolaylaşmıştır.</p>
<p>Bu tarihsel arkaplanın ardından, eğlence tarzlarının toplumu nasıl ve hangi noktalarda dönüştürdüğüne dair kısa analizler yapabiliriz. Ancak belki yazının sınırları açısından sadece birkaç faktörü ele almakla yetineceğiz.</p>
<p><strong>1- Bireyselleşme</strong>: Birey, kendisini herhangi bir değerler silsilesine bağlı hissetmeme, cemaatten kopuş (bunu sadece dînî cemaat olarak algılamayalım), yalnızlaşma ve kendi kendini belirleme gibi niteliklere sahiptir. Son 40-50 yılda meydana gelen değişmeleri bile göz önüne aldığımızda, toplumda kolektiflikten uzaklaşarak yalnızlaşma, “ben”in merkeze alınması gibi olgusal durumlardan hareketle bir bireyselleşmenin olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Hiç şüphesiz bireyselleşmeyi oluşturan yegâne faktörün “eğlence” olduğunu iddia edemeyiz. Ancak yeni eğlence biçimlerinin bireyselleşmiş bir hayata uygun olduğunu söyleyebiliriz. Söz gelimi; giderek eğlence kültürünün bir parçası haline gelen ve magazin, eğlence boyutu ağır basan televizyon, insanları toplumdan (kolektiviteden) özel hücrelere yani kendi kapalı dünyalarına doğru yalıtmaktadır. Hatta evlerde artık 2. ve 3. televizyonların oluşu, bireyselleşmenin bir başka açıdan göstergesidir. İnternet ise, bireyselleşmeyi doruk noktasına çıkarmıştır. Bu, bir boyutuyla evdeki kolektiviteyi zayıflatmakta, diğer boyutuyla yalnızlaşmayı getirmektedir. Diğer yandan, bu durumun bir bakıma gelenekle modernlik arasındaki gerilime işaret eden ebeveyn ile çocuklar arasındaki mesafeyi artırdığı da söylenebilir. Artık aile ziyaretleri yapılmamakta, insanlar evde yalnız başlarına televizyon izlemekte ve interneti tercih etmekte, hatta misafirlerin yanına çocuklar “hoş geldin” demek için bile çıkmamaktadırlar. Bu, geçmişteki eğlence biçimlerine göre sosyalleşmenin de zayıfladığının bir işaretidir.</p>
<p><strong>2- Sekülerleşme:</strong> Sekülerleşmenin farklı tanımları arasında belki burada öne çıkaracağımız niteliği; artık insanın yaptığı işte temel referansının dünya haline gelmesidir. Bu anlamda eğlence endüstrisinin oluşturduğu kültürün anahtar kavramları “para”, “dünya”, “kazanç”, “benlik” vb.dir.<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-34419 tie-appear alignleft" src="http://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015936-1024x611.jpg" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" srcset="https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015936-1024x611.jpg 1024w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015936-300x179.jpg 300w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015936-768x458.jpg 768w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/IMG_20190123_015936.jpg 1058w" alt="" width="511" height="305" /></p>
<p>Yukarıda televizyon programlarının büyük oranda eğlence formatına dönüştüğünü belirtmiştik. Söz gelimi; “Yemekteyiz” ve “Ne Giymeli?” türünden programların para kazanmak için katılımcılar arasında oluşturduğu kıyasıya rekabet ve kariyer üzerinde durulmalıdır. Birçok yarışma programlarında rakibi etkisizleştirme ve hatta itibarsızlaştırmaya dayanan içerik ve format belirleyicidir. Neticede salt maddî kazancın öne çıkarıldığı ve kıyasıya rekabet gibi kapitalizmin kurallarının işletildiği bir eğlence türüyle de karşı karşıya bulunmaktayız. Kafelerde geçirilen serbest zamanlar da birer “geyik muhabbeti”ne dönerek, insanları vakit bilincinden ve verimlilikten uzaklaştırmaktadır.</p>
<p>Buradaki temel sorun; yarışmalardan düğünlere, sinemadan gündelik eğlencelere kadar, dünyevîliğin öne çıkarılması, ulvî hedef ve gayelerin ıskalanmasıdır. Böylece eğlence, bütüncül bir hayatın içine “değer” olarak eklemlenememektedir.</p>
<p><strong>3- Değersizleş(tir)me:</strong> Yukarıda geçmiş dönemdeki eğlencelerin, aynı zamanda kişinin zihin dünyasını da inşâ ettiğini belirtmiştik. Endüstrileşen ve böylece kapitalizmin belirleyiciliği altında işlemeye başlayan eğlence ise, bu değerler dünyası ve hiyerarşisini de alt üst etmektedir. Zaten geleneksel kültür ile modern kültür arasında bir gerilim ve bocalama yaşayan müslüman toplumlar, bu şekilde dönüşümlerini daha da hızlandırmaktadırlar. Eğlence ise bu içeriklerine hiç dikkat edilmeden alındığından, “zaten zararsız” gözüyle bakıldığından toplumları dönüştürme işlevi daha etkin olabilmektedir. “Zaten zararsız” mantığı, dönüşüm için de iyi başlangıç noktası ve zemindir denilebilir.</p>
<p>Bir eğlence aracı olarak sinema bu bağlamda tipik örneklerdendir. Öncelikle son 40-50 yıl içerisinde Hollywood yapımı filmlerin ekranlardaki görünürlüğü artmıştır. Üstelik toplumumuzdaki insanların beğenilerinde üst sırayı oluşturmaktadır. Bu, aynı zamanda üretilen yeni filmlerin de standardını belirler duruma gelmiştir. Bu filmler, Batı toplumlarına ait değerler ölçüsüne göre yapılmışlardır. Böylece Amerikan tarzı bir beğeni, hayat ve kültürün toplumda yaygınlaşması sonucunu doğurmaktadır. Bu kültür, bilhassa gençlerde topluma, dünyaya sorumlu bir varlık olarak ilgi duymayı azaltan hazcı ve nihilist tavırlar üretmektedir. Ayrıca aksiyon, hız ve şiddet gibi niteliklerin daha yoğun yer aldığı bu filmlerde istihlâk kültürü belirgindir. Diğer yandan filmlerde, “demon” zaferlerle donanabilmektedir. Böylece kişinin zihin dünyası bir başka biçimde inşâ olunmaktadır.<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-27084 tie-appear alignleft" src="http://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/sanal-oyun-300x168.jpg" alt="" width="373" height="209" /></p>
<p>İnternet oyunları da yine “yok etme” ve “şiddet” üretimine çocukluktan itibaren insanları teşvik etmektedir. Televizyon eğlenceleri, şölenler, AVM eğlenceleri, insanın en önemli değerlerinden olan mahremiyet duygularını zayıflatabilmektedir. Ayrıca düğünlerin değişen içeriği de, bir sosyalleşmeyi sağlamak yerine “gösteriş”e doğru dönüşmektedir.</p>
<p><strong>4- Kültürden Kopuş:</strong> Toplumları birbirinden ayırt eden unsur kültürdür. Kültür sayesinde müslüman, Batı ve Asya toplumları kendi karakteristiklerini muhafaza ederler. Ancak küreselleşme bu kültürlerin birbirine benzeşmesini sağladığı oranda kültürel kopuşlar da hızlanmaktadır.</p>
<p>Gündelik hayatta eğlence programlarının da etkisiyle biraz vulgerleşme söz konusudur. Televizyonda eğlence ve yarışma programlarına baktığınız zaman, rahat davranmak adına, samimiyet adına estetik davranışların kaybedildiği, bir vulgerleşmenin yaygınlaştığı görülmektedir. Öte yandan internet oyunları, farklı eğlence programları ve gündelik hayattaki eğlence biçimlerinin diğer toplumlara ve özellikle Batı’ya benzediği oranda, insanların bakış açılarının, sorun halletme biçimlerinin de giderek farklılaştığı söylenebilir. Kanaatimizce, kültürden kopuş diğerlerine göre kapsayıcı bir niteliğe de sahip olduğundan, diğer olumsuzlukları da tetiklemektedir.<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-15800 tie-appear aligncenter" src="http://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/K%C3%B6yGen%C3%A7li%C4%9Fi.jpg" sizes="(max-width: 543px) 100vw, 543px" srcset="https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/KöyGençliği.jpg 543w, https://www.kastamonur.com/wp-content/uploads/KöyGençliği-300x150.jpg 300w" alt="" width="405" height="202" /></p>
<p>Oldukça yoğun, kısa ve birkaç faktör üzerinden analiz etmeye çalıştığımız eğlence kültürü ve onun toplumda oluşturduğu dönüşümlere dair kurduğumuz cümlelerin her birinin daha da geniş açıklanması gerekmektedir. Bu dönüşümler bir boyutuyla batılılaşma serüveni, bir boyutuyla küreselleşme bir boyutuyla da toplumdaki insanların zihniyet dünyaları ve duruşlarıyla ilintilidir. Dolayısıyla bu konular üzerine yoğunlaşmak, bir farkındalık yaratma bağlamında anlamlı olacaktır. Fakat eğlence unsurlarının içeriğine dikkat edilmeden “zaten eğlence” mantığıyla alınması, bu farkındalığın yaratılmasını daha da geciktirecektir. Aslında eğlence en ciddi işlerden birisidir.</p>
<p><em>Kaynak: Din ve Hayat Dergisi </em></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/eglence-kulturunun-islam-toplumunu-donusturmesi/">Eğlence Kültürünün İslam Toplumunu Dönüştürmesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/eglence-kulturunun-islam-toplumunu-donusturmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Aile</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/modern-aile/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/modern-aile/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2017 14:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji/Aile/Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bireyselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Sayar]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[Modernizm ve Aile]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adam yorgun argın eve geliyor. Anahtarları çevirerek eve giriyor, selam veriyor. Cılız bir ses mukabele ediyor. O sırada televizyondaki dizi filmine gömülmüş olan kadın, ekrandan gözlerini ayırmaksızın lütuf kabilinden birkaç söz ediyor. Bu birkaç söz bu karı kocanın o günkü alışverişidir. Göz teması yok, paylaşım yok, yüz yüze gelme yok. Çocuklar kendi odalarında bilgisayar başındadır [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/modern-aile/">Modern Aile</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/modern-aile/images-5-14/" rel="attachment wp-att-18085"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18085" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/images-5.jpg" alt="" width="512" height="287" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/images-5.jpg 512w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/images-5-300x168.jpg 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /></a>Adam yorgun argın eve geliyor. Anahtarları çevirerek eve giriyor, selam veriyor. Cılız bir ses mukabele ediyor. O sırada televizyondaki dizi filmine gömülmüş olan kadın, ekrandan gözlerini ayırmaksızın lütuf kabilinden birkaç söz ediyor. Bu birkaç söz bu karı kocanın o günkü alışverişidir. Göz teması yok, paylaşım yok, yüz yüze gelme yok. Çocuklar kendi odalarında bilgisayar başındadır ve  bir oyunun heyecanına kendilerini çoktan kaptırmışlardır. Aile içinde toplam konuşma süresi en fazla on dakika. Herkes yalıtılmış hayatlarında birbirine teğet geçiyor. Az sonra herkes uyuyacak ve günler bu şekilde tekrar edecektir. Modern aile.</p>
<p>Akışkan modern zamanın eritme tenceresine atılacak ilk katılar ve kutsallıktan çıkarılacak ilk şeyler, geleneksel sadakatlerimiz oluyor, elimizi ve ayağımızı bağlayan görenek ve zorunluluklar. Sosyolog Ulrich Beck, günümüz modern toplumunda “ölü ve hala yaşıyor” diye tanımladığı zombi kurumlara aile ve komşuluğu örnek verir. Hayat ‘elimizden kaçıp giden dünya’da çok hızlı değişiyor ve bu değişimden aile de payına düşeni alıyor. Hızlı kapitalizm, küreselleşme, dijital devrim, bireycilik, zayıflayan sosyal bağlar ve medya/kültür endüstrisi akışkan modernliğin veçheleri olarak hayatlarımıza nüfuz ediyor ve insana dair kavrayışlarımızı dönüştürüyor. Sözgelimi, çok da eski olmayan bir tarihe dek evlilik  uzun süreli kutsal bir birliktelik  olarak görülüyordu. Bugün ise birçok insan için bir çeşit dönemsel anlaşmaya, vazgeçilebilir bir şeye dönüştü. Aşka ruhsal esenliğin yegane biçimi olarak bakılıyor, aşktan o kadar çok şey bekleniyor ki bir tür seküler kurtuluş addediliyor. Modern Batı toplumlarında hayatın neşeli anlarının sorumluluğu artık evlilik bağının omuzlarında. ‘Evliliğinde mutlu musun?’ sorusu, mutluluğun karşı konulamaz bir mecburiyet olarak telakki edildiği  günümüz toplumunda giderek kolay bir vazgeçişe kapı aralıyor. Tahammül kayıplara karışıyor. Metafizik bir gücün bizi izlediğini düşünmüyorsak eğer,  hayatın haz ve zevklerine balıklama dalmamıza kim mani olabilir?</p>
<p>Modern toplumda iş ve aile temel tatmin kaynakları olarak öne çıktığında, birindeki mutsuzluk kolaylıkla diğerine de tercüme edilebilir hale geldi. Boşanma ve bekar yaşama oranları arttıkça ‘başarılı bir evlilik’ insanlar için gurur kaynağı olmaya başladı. Günümüzde evlilik, ilahi bir buyruk doğrultusunda hayatı tanzim etmeyi değil, modern toplumları kemiren güvensizlik ve yalnızlığı iyileştirmeyi vaat etmektedir. Kapitalizm, duygusal bağları da elden geçirmiş durumdadır. Duygusal kapitalizm, modern toplumda duygusal bağları akılcılaştırıp metalaştırmıştır. İlişkiler maliyet-fayda analizi üzerinden değerlendiriliyor artık. Sen bana ne veriyorsun ve verdiğin şey, sana katlanmam için değer mi? Değişen cinsiyet rolleriyle birlikte kafa karışıklığı da artıyor. İlişkilere bir  de çelişkiler zinciri ekleniyor. Kadınlar iş ve ev yaşamı arasında mütemadiyen yer değiştiriyor. İş yaşamının katı çalışma  koşulları kadınların işini zorlaştırıyor. Erkekler cephesinde de çok şey değişti: Duygusallıktan uzak, sert erkek imajı  artık makbul değil.</p>
<p>Ev içinde çocuğun eğitimi babanın otoritesinden alınarak annenin sevgisine devredildi. Çocukluğun ayrı bir dönem olarak tanımlanmasıyla birlikte kırılgan bir çocuk imgesi öne çıktı : Çocuğun uzun vadeli duygusal ihtiyaçları olan, incinebilir, ihtimama gereksinen bir varlık olduğu kabul edildi. Bir kaşını kaldırarak çocuğunu terbiye edebilen babanın yerini, onu sevgisiyle sarıp sarmalayan, her türlü beladan koruyan aşırı dikkatli anne aldı. Orta sınıf ailelerde, çocuklara istedikleri her şeyi elde etmeye hakları olan  prens veya prenses gibi davranılması yaygın bir tutum. Toplum gibi aile de küçüldü ve atomlaştı, en küçük parçalarına ayrıldı. Evlerimizde aile büyüklerinin yerini alan yatılı bakıcılarla yaşıyoruz, çocuklarımızla o kadar yoğun zaman geçiriyorlar ki en kuvvetli bağlanma deneyimlerini onlarla kuruyorlar. Bir tür ‘taşeron ebeveynlik’. Küçülen aile, dede ve ninelerin eşsiz hikayelerinden çocuklarımızı mahrum bırakıyor. Nesiller arasındaki devamlılık fikri aşındığı gibi, ahlaki ve dini değerlerin aktarılmasında da boşluklar oluşuyor.</p>
<p>Bize yutturulduğunun aksine, bireyselleşme özgürleşme değildir, daha çok tüketim bilinci ile kendilik bilincinin bir karışımıdır. Bireyselleşme ile standartlaşma eş zamanlı olarak gerçekleşir. İnsan evladı  tüketim alışkanlıkları birbirine türdeş, reklamcılığın manipülasyonuna açık, kolay güdülebilir bir sürüye dönüştürülüyor ve daha çok mal edinebilme becerisi özgürleşme olarak takdim ediliyor. Sevdiği insanlardan bağlarını koparma ve aile bireylerine karşı mesuliyetsizlik, özgürlük olarak telakki edilemez. Bir yanılsamanın kurbanları haline getiriliyoruz.</p>
<p>Christopher Lasch’ın <em>Family Besieged (Kuşatılmış Aile)</em> adlı kitabında tartıştığı gibi, aile yapısı  modern kapitalist toplumun dinamiklerinden çok etkilendi: Gerek ebeveyn- çocuk ilişkileri gerekse de eşler arasındaki ilişkiler bu etkiden nasibini aldı. Endüstri devrimiyle birlikte evindeki üreticiden dev çarkta bir dişliye dönüşen baba, yeteneklerini çocuğuna aktarmaktan geri kaldı.</p>
<p>Üstelik babanın yokluğu, annenin gücünü de artırmadı! Aksine, annenin kendi atalarından tevarüs ettiği  geleneksel bilgi  tahfif edilerek, otoritesi ona çocuğunu nasıl yetiştirmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar tarafından paylaşıldı.  Aile büyükleri ve  ebeveynlerin eksikliği, “kültürel kodların” aktarımını ve çocuğa “rol modeli” olma pratiğini sekteye uğrattı. Artık ebeveynlerin birçok sorumluluğu kurumlar ya da üçüncü  şahıslar tarafından yerine getiriliyor. Çocuk bakımından eğitime dek bir çok husus, üçüncü şahısların ve kurumların kontrolüne bırakılıyor. Rol modeli olarak alınacak ebeveynler ortalıkta yok, ya işteler ya da sanal alemde! Çocuğunuza dört  saatte bisiklet binmeyi öğreten kurslar bile var.  Oysa ne muhteşem bir deneyimdir bir babanın çocuğuna bisiklete binmeyi öğretmesi, çocuğun hayal ve hatıra dünyasına bir oya gibi işlenir.  Anne ve baba, ruhlarının mührünü çocuklarına vuramıyor, onların seciyesini kadim bilgelikle nakış nakış işleyemiyor. Ocakta muhabbet tütmüyor. Modern aile fertlerinin yüzünde dolaşan dalgın sükunet, büyüyen boşluk ve vurdumduymazlığı gizliyor.</p>
<p>Bu hamur daha çok su kaldırır, devam edeceğiz.</p>
<p>Prof.Dr.Kemal Sayar</p>
<p>http://www.gercekhayat.com.tr/yazarlar/modern-aile/</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/modern-aile/">Modern Aile</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/modern-aile/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
