<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anlaşmazlık Perdesi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/anlasmazlik-perdesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jul 2020 14:39:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Anlaşmazlık Perdesi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kurum &#8211; Kamu İlişkileri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kurum-kamu-iliskileri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kurum-kamu-iliskileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2020 14:39:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Anlaşmazlık Perdesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Anık]]></category>
		<category><![CDATA[Kurum - Kamu İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Meşruiyet Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmanlaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=24567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modernizmin anahtar kavramlarının başında rasyonalizas- yon gelmektedir. Onlara göre eski toplumun tümüne nüfuz eden gelenekler rasyonel değildi ve onların yerini akla uygun olarak kurulacak yapılar almalı, geleneğin işlevlerini kurumlar üstlen­meliydi. Ayıp, günah, haram gibi bireyi içten kuşatan mekaniz­malar; hem bireyin özgürlüğünün ve self-aktüalizasyonunun önündeki engellerdi hem de toplumun gelişmesi ve ilerlemesi­ne set çekiyordu. Dolayısıyla bu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kurum-kamu-iliskileri/">Kurum – Kamu İlişkileri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-24576 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/07/u-300x166.jpg" alt="" width="452" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/07/u-300x166.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/07/u-600x332.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/07/u-768x425.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/07/u.jpg 1000w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" /></p>
<p>Modernizmin anahtar kavramlarının başında rasyonalizas- yon gelmektedir. Onlara göre eski toplumun tümüne nüfuz eden gelenekler rasyonel değildi ve onların yerini akla uygun olarak kurulacak yapılar almalı, geleneğin işlevlerini kurumlar üstlen­meliydi. Ayıp, günah, haram gibi bireyi içten kuşatan mekaniz­malar; hem bireyin özgürlüğünün ve self-aktüalizasyonunun önündeki engellerdi hem de toplumun gelişmesi ve ilerlemesi­ne set çekiyordu. Dolayısıyla bu mekanizmalar önce dışsallaştı­rılarak somutlaştırılmalı ve rasyonellikleri ölçülebilmek, sonra da onlara geleneklerin işlevleri yüklenmeli ve bu mekanizmala­rın işlevselliklerine süreklilik kazandırabilmek için de onlar ku- rumsallaştırılmalıydı.</p>
<p>Modernizmin bu ülküsü, hemen her alanda bireyin çepe­çevre kuşatılması sonucunu doğurmuştur. Özgürlük vaadi ile bi­reysel- toplumsal yaşama giren kurumlar, geleneklerden daha keskin ve acımasız egemenlik alanları oluşturmaya başlamışlar ve bireylerin özgürlük alanlarım büsbütün kısıtlamışlardır. Da­ha da önemlisi, kurumsal hegemonya, toplum içindeki belirli kişi ve grupların özel çıkarlarını güvenceleyen baskı kaynakla­rı halini almıştır. Üstelik bazı kurumların bireysel değer ve top­lumsal kültürle uyuşmazlık, hatta çatışma içinde olması, onları (Merton’un betimlediği haliyle) <em>“dysfunction”</em> hale getirmiş; hem kamuların kurumlara uyumsuzluğunu arttırmış hem de <em>“suçlu&#8221; </em>yaftası yapıştırarak kurumların kamularını daha çok sıkıştırma­sına neden olmuştur.</p>
<p>Öte yandan eski toplumda birey, herhangi bir somut ölçüt olmadığı için soyut gelenekleri sorgulama olanağına sahip değil­ken, elle tutulur gözle görülür modern kurumlan müşahade al­tında tutabilmektedir. Sözgelimi; onu hapseden hakimdir, eme­ğini sömüren patrondur, sayesinde saltanat süren politikacıdır, istila eden emperyalisttir, özel çıkarlarını genel çıkar diye daya­tıp onu evrensel değer diye yutturan ve egemenlik hakkına sa­hip olduğunu iddia eden menfaatperesttir v.s.</p>
<p>Kurum &#8211; kamu ayrışma hatta çatışmalarının yanı sıra moder­nizasyon, siyasal ve ekonomik alandaki biçimsel örgütlenmelerle, halkı modernize etmeyi ideolojik bir heves olarak benimsemiştir. Buna göre halk, ideal toplum ve ideal birey tipolojilerine uygun bir biçimde ve <em>“nesnel gerçeklik&#8221;</em> ışığında değiştirilip dönüştü­rülmeli; muhtelif, muhtemel ve potansiyel direnç noktaları ber­taraf edilmelidir. Birey ve toplumların <em>“nesnel gerçek&#8221;</em> tasavvu­runa kurban edilmesine yol açacak aşırılıklara kapı aralayan bu yaklaşım, kurum &#8211; kamu çatışmalarını büsbütün alevlendirmiştir.</p>
<p>Kısacası kurumlar nezdinde kamuların, kamular nezdinde kurumların meşruiyet sorunu, modernizmin en çetin bunalım­larından birisi olarak kendini ortaya koymuştur. Kurum &#8211; ka­mu ilişkilerinin düzenlenmesi sorunsalı da doğal olarak, zihin­leri en fazla meşgul eden konudur. Konu, iki ucu da çıkmaz yol gibi görünmektedir. Birey ve toplumları ayıp, günah, haram gi­bi soyut içsel kontrol mekanizmalarıyla yeniden teçhiz etme im­kanı kalmamıştır. Bugünün insanlarına eski toplumun sosyokül­türel ortamını inşa etmek mümkün değildir. Bugün için kurum- lardan vazgeçmek imkansızdır. Bu haliyle de kurumsal gücün ve onun perdelediği hegemonik heveslerin denetim altına alınması mümkün değildir. Çünkü bir delik tıkandığında bir başka delik* ten özgürlüklere müdahale eden güç odakları sızmakta, birey ve toplumları nüfuz altına almaya çalışmaktadır.</p>
<p><strong>4.2.2. Anlaşmazlık Perdesi</strong></p>
<p>Modernizmi meşruiyet krizi ile kıvrandıran ikinci hastalık uzmanlaşmadır. Modernizm her alanda işbölümü ve uzmanlaş­ma getirmiş ve her uzmanlık alanı kendi içinde özel bir dil ya­ratmıştır. Sonuçta birey ve toplumlar, tek bir imparatorluk veya imparator ya da derebeylik veya derebey yerine, bir yığın bürok­ratik &#8211; teknokratik imparatorluk veya bürokrat &#8211; teknokrat ege­menliği altına alınmıştır.</p>
<p>Modernleşme, uzmanlaşmayı, birbirine bağlı üç koldan hız­la yaymıştır: Bu kollardan ilki, yapı ve kuramların işlevselliği il­kesinden kaynaklanmaktadır. Modernizm son derece karmaşık bir toplum yapısının oluşmasını gerektirmiş ve her yapının ken­dine özgü bir uzmanlık işlevi ile derinleşmesine yol açmıştır. Bu işlevsel uzmanlaşma, her bir toplumsal alt sistemin diğerleriyle bağlarını hızla koparması sonucunu getirmiştir. Bir hekimle bı­rakın bir metalürjist, kimyager ya da elektronikçi, makinist veya iktisatçı, istatistikçinin anlaşmasını; hekimle, bir eczacının, labo­rantın bile anlaşması imkansız hale gelmiştir. Elbette, her bir uz­manlık alanı toplumdan her geçen gün biraz daha kopmuş, kop­tukça içreklik kazanmış, içine kapandıkça işlevsel uzmanların toplum üzerindeki egemenlikleri artmıştır. İşlevsel uzmanlığın egemenliği arttıkça, (tıpkı, ayrıcalıklarını koruyabilmek amacıy­la kimse tarafından anlaşılmamayı ilke olarak benimseyen ve an­lamsız latince lafları, sihirli kelimelermişçesine dua diye yuttura­rak, müntesipleri üzerinde otorite kurmaya çalışan) Ortaçağ pa­pazları gibi, teknokratlar, konuşma dili ile uzmanlık dilinin ara­sındaki bağları sürekli koparmışlardır. Böylece, işlevsel uzman­laşmayla belirli kişi ve grupların toplumdan sürekli tecrit olması toplum üzerindeki otorite merkezlerinin hızla katmerlenme- sine yol açmış, bireylerin sıkboğaz edilmeleri gün geçtikçe, gün­delik yaşamın her alanına sirayet etmiştir.</p>
<p>Uzmanlaşmanın ikinci kolunun kaynağı departmantalizas- yondur. Modernizmle birlikte her alanda, biçimsel bir geniş­leme yaşanmıştır. Bu genişleme toplumsal alt sistemlerin sü­rekli yeni departmanlar ihdas etmesiyle gerçekleşmiştir. Her departman, yeni bir uzmanlık birimi yaratmış ve uzmanlaşan her departmanın kendi içinde bir dili, yapısı, kuralları teşek­kül etmiştir. Sonuçta, bu baş döndürücü departmantalizasyo- na bireylerin akıl erdirmeleri imkansız hale gelmiştir. Her de­partman; kendi kuralını kendisi tayin ettikçe, işgal ettiği alan­da daha fazla egemen olduğunu görmüş ve zamanla daha faz­la egemen olabilmek için, kendi kendine daha fazla kural koy­maya yönelmiş, bu yönelim de toplumsal yapının daha da kar­maşıklaşmasına, dolayısıyla bireyin kafasının büsbütün karış­masına neden olmuştur.</p>
<p>Uzmanlaşmanın üçüncü kolunun kaynağı bürokrasidir. Bü­rokratik bir işlemin, muhtemel bir güven bunalımını önleme­ye yönelik olduğunu öngören modernizm, bürokratı, toplumun güvenlik senetleri haline getirmiştir. Esasen bürokrasi, güvensiz­lik üzerine kurulan bir yapıdır. Üzerinde epey çalışılmış bir ko­nu olan bürokrasi, bugün, hemen her toplumun yapısal karak­teridir ve bürokratlar neredeyse bir <em>“sınıf”</em> haline gelmişlerdir.</p>
<p>Dolayısıyla modernitenin en kesif bu ikinci bunalımı devlet ile birey, kamu alanı ile özel alan, yöneten ile yönetilen ilişkile­ri bağlamında tebarüz etmiş gibi görünmektedir ama ne yazık ki bundan ibaret değildir. Zira insanlık tarihi boyunca yöneticiler ile yönetilenler arasındaki ilişki her zaman otoriter bir ilişki ol­muştur ve bu otoriter ilişki, çoğu zaman tam anlamıyla saltaûat tabirine uygun bir biçimde sürdürülmüştür. Ancak modern za­manlardaki yöneten- yönetilen, daha doğrusu kurum-kamu iliş­kileri çok daha farklı ama çok daha hegemonik bir tarzda sür­dürülmektedir.</p>
<p>Cengiz Anık &#8211; Modern Düşüncenin Bunalımı,syf:198,201</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kurum-kamu-iliskileri/">Kurum – Kamu İlişkileri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kurum-kamu-iliskileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
