<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anlam Katmanları | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/anlam-katmanlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Jan 2020 12:14:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Anlam Katmanları | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anlam Katmanları</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/anlam-katmanlari/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/anlam-katmanlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jan 2020 12:14:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam Katmanları]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'ın hakikati]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Erol Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Emmare]]></category>
		<category><![CDATA[varlığın mertebeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi katlı insan modeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varlık tek katmanlı değil, çok katlı&#8230; Varlığın yaratılışında katmanlar olduğundan kendisini oluşturan her bir şeyin yapısında da mertebeler vardır. İlmin derecelerinden bahsediyoruz mesela; bilenlerle bilmeyenler bir değildir. İnsan dendiğinde de, bu meseleyle karşılaşıyoruz. İnsan, et ve kemik şeklindeki yapıdan ibaret değil; insanın bir iç dünyası var, bu iç dünyada mertebeler bulunur. Kadim bilgelik anlatıları ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/anlam-katmanlari/">Anlam Katmanları</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-23784 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/01/anlam-anagörsel-719x431-1-300x180.png" alt="" width="373" height="224" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/01/anlam-anagörsel-719x431-1-300x180.png 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/01/anlam-anagörsel-719x431-1-600x360.png 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/01/anlam-anagörsel-719x431-1.png 719w" sizes="(max-width: 373px) 100vw, 373px" /></p>
<p>Varlık tek katmanlı değil, çok katlı&#8230; Varlığın yaratılışında katmanlar olduğundan kendisini oluşturan her bir şeyin yapısında da mertebeler vardır. İlmin derecelerinden bahsediyoruz mesela; bilenlerle bilmeyenler bir değildir.</p>
<p>İnsan dendiğinde de, bu meseleyle karşılaşıyoruz. İnsan, et ve kemik şeklindeki yapıdan ibaret değil; insanın bir iç dünyası var, bu iç dünyada mertebeler bulunur. Kadim bilgelik anlatıları ve dinler insanın bu hakikatine dikkat çeker; insan derken, daha çok bu tarafına vurgu yapmış olurlar. İslam ve İslam&#8217;ın tasavvufi yorumu da bunu söyler; Yunus Emre&#8217;nin şiirinde olduğu gibi, &#8220;Bir ben vardır bende, benden içeri&#8221; der.</p>
<p>Arifler, katlar/mertebeler bahsini, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den hare­ketle ve bir sistem içinde anlatır. Sistem, bir mantığın devreye girmişliğini ifade ediyor. Vahiy ve ilham ise mantık dışı olmasa da mantık-üstüdür; çoğu zaman mantığı aşar. Mesela Muhyiddin-i Arabi, 37 ciltlik <em>Fütûhat-ı Mekkiyye</em> için &#8220;özet&#8221; der. 37 ciltlik kitap neyin özeti olabilir? Bu eser okunduğunda, bir sistem ve kronolo­jinin olmadığı görülecektir. Müellif, bunu eserin ilhamla yazılma­sıyla açıklar. Eserin kurgusuna çok da müdahale etmediğini, ilham üzere oluştuğu gibi bıraktığını söyler. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in yapısı da böyledir. Miras hukukunun anlatıldığı yerde birden salât bahsi geçer; &#8220;Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah&#8217;a gönülden boyun eğerek namaza durun!&#8221; denir. Sonra tekrar miras bahsine devam edilir. Orta namaz nedir, miras hukukunun anlatıldığı yer­de niçin ona vurgu yapılır, dahası Kur&#8217;an neden bu yapı üzerinde gelişmiştir? Bu durum, müfessirler için bir yorum vesilesi olmuş. Temel görüş, burada bir sırrın olduğudur. Allah, murad etseydi vahyi kronolojik sırayla; giriş, gelişme ve sonuç komposizyonu içinde indirebilirdi. Ama bu yapılmamış; bir dikkat, bir incelik, bir derinlikten vahye gitme mesuliyeti yüklenmiş insana.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in yapısındaki bu sır ve bu sırrın işaret etti­ği mesuliyet önemli. <em>Fütûhât-ı Mekkiyye</em> kitabı, müellifi rehber edinenleri bağlar; onlar eseri okur, şerhlerle anlamaya çalışırlar. Peki, Kur&#8217;an-ı Kerim? Bütün insanlık muhataptır ona; ben, sen, o, hepimiz Allah&#8217;ın vahyindeki maksat ve muradı anlamak du­rumundayız. Şüphesiz Kur&#8217;an ayetleri açıktır, zahirî anlamlarını bir şekilde anlamak mümkündür. Ya Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bütünü, yapısı, anlam katmanları? Şahsi bir okuma ve müktesebat yet­mez! Gramer özelliklerine yoğunlaşarak da mesele hâl yoluna koyulmaz.</p>
<p>İbn Arabî, &#8220;Ben bir ayeti alıyorum,&#8221; diyor, &#8220;o ayeti şeriat çek­mecesinden çekip önce gramer özelliklerine bakıyorum, hukuki çıkarımlar neler olabilir onları söylüyorum. Beşerî bilgiler dü­zeyinde izahını yaptıktan sonra çekmeceyi kapatıyorum. Aynı ayeti, bu sefer bir üst çekmeceden yani tarikat/yol çekmecesinden çekiyorum. Allah&#8217;ın sözünü bu sefer tarikat nokta-i nazarından açıklayıp yerine koyuyorum. Aynı ayeti sonra marifet çekmecesin­den çıkarıyor, bu düzeyden ayete bakıyorum. Ayeti en son hakikat çekmecesinden alıyor, bana açılan bilgiler düzeyinde kendisine gidiyorum.&#8221; İbn Arabî, bir ayeti dört derece üzerinden tefsir edi­yor, sadece dilbilimsel özelliklerinden ve hukuki çıkarımlardan hareketle yapılan bir tefsirle yetinmiyor.</p>
<p><strong>Canlı Kitap</strong></p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın hakikati, metinden ziyade ruhuyla ilgili bir husus Bu da, canlı Kur&#8217;an Hz. Peygamber&#8217;in rehberliğine işarettir. &#8220;Hz. Peygamber nasıldı?&#8221; sorusuna, Hz. Aişe(r.a) validemizin cevabı şuydu: &#8220;O yürüyen Kur&#8217;an&#8217;dı.&#8221; Bu çok önemli bir nokta&#8230; Malum, &#8220;İkra!&#8221; ile inmeye başlıyor Kur&#8217;an-ı Kerim ayetleri. Hz. Peygamber&#8217;in vefatından sonra da ayetler bir araya geti­rilerek Kur&#8217;an-ı Kerim oluşturuluyor. Peki, daha okunacak bir kitap yokken ilk ayet, &#8220;ikra!&#8221; hitabı neye işaretti? İnananlar neyi okuyacaktır? Cenab-ı Allah; &#8220;Şüphesiz bu Kur&#8217;an bir gizli kitabın içindedir. Ben size bu kitabı gizli bir kitap içinde gönderdim&#8221; diyor. Bu ne demektir?</p>
<p>Salt sarf ve nahivden hareketle yapılan tefsirler bu sorula­rın cevabını veremiyor. Ariflerin tefsirleri sayesinde meselenin hikmetini öğreniyoruz. İrfani tefsirler dikkatimizi anlam kat­manlarına, mertebelere çekiyor. Mesela Peygamber Efendimizin şöyle bir hadis-i şerifi var: &#8220;Kur&#8217;an ve insan ikiz kardeştir. Aynı kaynaktan doğan ikiz kardeş; biri harfe bürünerek vahiy , diğeri ete kemiğe bürünerek &#8216;insan&#8217; adını almış. îbn Arabi nin yorumu şöyle: &#8220;Elimizle tuttuğumuz Kur&#8217;an değil, Mushaf&#8217;tır. Mushaf&#8217;ın içinde Kur&#8217;an, Kur&#8217;an&#8217;ın üstünde Ümmü&#8217;l-Kitap, Ümmü&#8217;l-Kitab&#8217;ın üstünde de Levh-i Mahfuz var; Levh-i Mahfuz&#8217;dan da, &#8220;insan&#8221; kitabı geliyor. Dolayısıyla insan-ı kâmil ile Kur&#8217;an aynı şeydir.&#8221; Bu yorumu Hz. Ali<sup>(kv)</sup> ve karşıtları bahsi üzerinden de okuyabiliriz. Malum, Hz. Ali karşıtları mızraklarının ucuna Kur&#8217;an ayetlerini takar. Kur&#8217;an burada demek suretiyle kararsız kitleyi taraflarına çekmek için&#8230; Hz. Ali Efendimiz bu noktada muhteşem bir şey söyler. Kur&#8217;an ayetlerini mızraklarının ucuna takan tarafa yönelen kitleye hitaben, &#8220;Nereye gidiyorsunuz? Kur&#8217;an&#8217;a gitmiş olmuyor­sunuz, Kur&#8217;an benim!&#8221; der. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in mushafına değil, hakikatine işarettir bu sesleniş&#8230; Dolayısıyla Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in hakikati Mushaf&#8217;a bakarak, gramer özellikleri çözülerek anlaşıl­maz; insan-ı kâmil üzerinden anlaşılabilir. Değilse, herkes Kur&#8217;an ayetleri okuyabilir, zahirî anlamlarından hareketle bir yoruma gi­debilir. Şeytanın 104 kitabı ezberden bildiği söylenir. Bilgi yetmiyor ki, şeytan kovulmuştur. önemli olan, yürüyen Kur&#8217;an olmaktır, însan-ı kâmil olduğunuzda Kur&#8217;an olur, Kur&#8217;an konuşursunuz, indirilen Kur&#8217;an var, bir de konuşan/yürüyen Kur&#8217;an. Gelenek, &#8220;İnsan-ı kâmil, konuşan Kur&#8217;an&#8217;dır&#8221; der.</p>
<p><strong>Yedi Katlı İnsan</strong></p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e ve Peygamber Efendimizin hayatına baktı­ğımızda mertebeleri görüyoruz; varlığın ve insanın hep derece­lendiğini. ..</p>
<p>İnsan-ı kâmil, en üst mertebeyi işaretliyor. Demek ki altlarda da mertebe bulunmaktadır. Nedir bu mertebeler?</p>
<p>Bir piramit örneği üzerinden gidelim. En geniş alan piramidin en alt kısmıdır. Piramit yükseldikçe alan daralır. İnsanların çoğu, piramidin en alt kısmına karşılık gelir; çoğunluk altlarda yaşar. Nitelik ve dereceye vuruldukça insanların sayısında azalma olur. Zirvede çok az insan kalır. Zirve; çoğunluktan ayrılmak, yalnız kalmak demektir. Kur&#8217;an; çoğunluğun bilemediğini, çok az insanın hakikati kavrayabildiğini belirtir.</p>
<p>İrfan geleneğinde &#8220;yedi katlı insan modeli&#8221;yle karşılaşıyoruz. Kur&#8217;an-ı Kerim, Hz. Peygamber&#8217;in sünneti ve İslam&#8217;ın ruhundan hareketle bu model belirlenmiş. Haricî bir okumaya yaslanmıyor bu model, çıplak bir metin okumasından çıkmıyor; Kur&#8217;an ruhu­nun verdiği ilhamla doğuyor.</p>
<p>Yedi katlı insan modeli, nefs-i emmare ile nefs-i safiye arasın- dakileri içeriyor. Bir makamdan diğerine geçme şeklinde uzayan bir iç merdiven modeli. Her makamın bir hususiyeti ve özelliği var; insan hangi makamdaysa makamının hususiyetlerini taşıyor. Nefs-i emmare, insamn en alt makamım oluşturuyor. En altta, yanı nefs-i emmarede, insan büsbütün kötü/aşağı olana açıktır; iyiye kapalı bir alan&#8230; İnsan içindeki kötü sese kulak&#8217;kesilir, bu sesin işaret ettiği yere gider. Kendisinde eksiklik, yanlışlık gör­mez; günahkâr olduğunu düşünmez. Arifler, bu mertebedekilerin münafık ve fasıkların özelliklerini taşıdığını söyler. İlginçtir; Müslüman da olsa, eğer nefs-i emmare mertebesinde yaşıyorsa münafık ve fasık gibi olur. Nefs-i emmareden çıkmak için Müs­lüman olmak yetmiyor, daha fazlası gerekiyor; nefsin tezkiyesi, terbiyesi lazım&#8230; Nefsin sesini kısmak, bu ruhun gürleşmesine imkân vermek&#8230;</p>
<p>İnsan bir nevi içinde miraç yaşarak nefs-i em­mareden nefs-i levvameye yükselmeli. Nefs-i levvamede insan, nefsinden yana düşmez; eksik ve günahkâr olduğunu düşünür. Nefs-i levvameye yükselmiş insanda insan-ı kâmile doğru seyir vardır. Kişi nefs-i emmarede sosyolojik olarak Müslüman&#8217;dır, nefs-i levvamede ise Müslüman olmaktan yana tercih yapmıştır. &#8220;Ey iman edenler, iman ediniz!&#8221; diyor Allah. Arkasından nefs-i mülhime geliyor. İlhama açık nefs demektir; nefs, tövbe, zikir, ra­bıta ve mücahedeyle günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulunca, ilham ve feyiz almaya kabiliyet kazanır Sonra nefs-i mutmainne gelir. Dördüncü makamdır bu; ızdıraptan kurtulma, huzura erme hâli&#8230; İlim ve amel sahibi insanların vasfı&#8230; Bir son­raki mertebede, nefs-i radiyyeye çıkılır. Burada büsbütün Allah&#8217;tan razı olunur; sefaya da belaya da aynı nazarla bakılır. Çıkış bitmez, nefs-i mardiyyeye varılır. Allah&#8217;ın razı olduğu nefsin mertebesidir bu. Nefs-i kâmile, çıkılabilecek en son mertebelerdendir; seçkin, saf, tertemiz nefs demektir.</p>
<p>Yukarı ile aşağı arasında derece ve anlayış farkı vardır. İdeal sistem, yukarılara çıkabilmiş, nitelik olarak örneği az, seçkin in­sanların yönetimi demektir. Seçkinler yönetir; çoğunluk yönetilir. Başlar ayak, ayaklar baş olduğunda sistem çöker. Bunu tarihte test etmek mümkündür. Bu anlamda Osmanlı pratiğini önemsiyorum; üst noktalarda duran bir değer olduğunu düşünüyorum. Mesela Osmanlı sultanının tahta geçmesi, Eyüp Sultan&#8217;da kılıç kuşan­masıyla gerçekleşiyor; sultan, bu sayede meşruiyet kazanıyor. Sultana kılıcı kuşatan kim? O dönem Osmanlı&#8217;da yaşayan Ehl-i Beyt&#8217;ten en öndeki şahıs&#8230; Osmanlı sultanı meşruiyeti ve vekâleti Ehl-i Beyt&#8217;ten almış oluyor. OsmanlI&#8217;nın referansının ne ve kim olduğunu gösteren bir örnektir bu.</p>
<p>Evet, yukarıya çıkmak, yukarıda yaşamak; bir nitelik, bir değer meselesi&#8230; insan aşağılardan yukarıya doğru mesafe katederek insan-ı kâmil olur. İnsan-ı kâmil mertebesinde mümin ve insan; nefs-i emmarede ise münkir ve beşer olunur.</p>
<p>Mahmut Erol Kılıç &#8211; Hayatın Satır Araları,syf:71,77</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/anlam-katmanlari/">Anlam Katmanları</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/anlam-katmanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
