<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anadolu Mayasında Ferdi Birey | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/anadolu-mayasinda-ferdi-birey/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Nov 2017 20:00:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Anadolu Mayasında Ferdi Birey | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ferdi Özgürlük</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ferdi-ozgurluk/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ferdi-ozgurluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Nov 2017 19:59:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Mayasında Ferdi Birey]]></category>
		<category><![CDATA[Bireysel Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Ferdi Birey]]></category>
		<category><![CDATA[Grek-Latin-Kilisede Ferdi Birey]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Koç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18324</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Özgürlük (hürriyet)&#8221;, &#8220;insan&#8221;ın &#8220;esas&#8221;ına aittir, &#8220;insan&#8221;, kendi &#8220;varlığının esası&#8221;ndan kaynaklanan bir şekilde &#8220;özgürlüğü aramak ve &#8220;özgür&#8221; olmakla yükümlüdür. &#8220;Varlığının esasından kaynaklanmayan bir &#8220;özgürlük&#8221;, &#8220;insan&#8221;ın doğasına aykırı düşer. Anadolu mayasında, &#8220;ferdi birey&#8221;in asli vasfı, &#8220;özgür&#8221; oluşudur. Oysa, Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;birey&#8221;in &#8220;yığınsal&#8221; olarak oluşturulması, &#8220;birey&#8221;in &#8220;asli özgürlüğü&#8221;nün iptal edilmesine bağlıdır. Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;ferdi bireysel özgürlük&#8221; iptal edilir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ferdi-ozgurluk/">Ferdi Özgürlük</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ferdi-ozgurluk/images-146/" rel="attachment wp-att-18325"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18325" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images.jpg" alt="" width="512" height="288" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images.jpg 512w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /></a>&#8220;Özgürlük (hürriyet)&#8221;, &#8220;insan&#8221;ın &#8220;esas&#8221;ına aittir, &#8220;insan&#8221;, kendi &#8220;varlığının esası&#8221;ndan kaynaklanan bir şekilde &#8220;özgürlüğü aramak ve &#8220;özgür&#8221; olmakla yükümlüdür. &#8220;Varlığının esasından kaynaklanmayan bir &#8220;özgürlük&#8221;, &#8220;insan&#8221;ın doğasına aykırı düşer.</p>
<p>Anadolu mayasında, &#8220;ferdi birey&#8221;in asli vasfı, &#8220;özgür&#8221; oluşudur. Oysa, Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;birey&#8221;in &#8220;yığınsal&#8221; olarak oluşturulması, &#8220;birey&#8221;in &#8220;asli özgürlüğü&#8221;nün iptal edilmesine bağlıdır.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;ferdi bireysel özgürlük&#8221; iptal edilir.</p>
<p>Bu diyarda, &#8220;bireysel özgürlük&#8221;, &#8220;yığınsal birey&#8221;ler arasında, &#8220;zıtlık&#8221; esasına dayanan bir &#8220;sınırlandırma-serbestleştirme&#8221; ilişkisidir; bu, Anadolu mayası açısından &#8220;sözde özgürlüktür. Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;ferdi bireysel özgürlük&#8221;ün, kısacası &#8220;özgürlük&#8221; ün yolu &#8220;kapalı&#8221;dır.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarının yığınsal bireyine, yığın içerisinde, &#8220;sınırlandırma serbestleştirme&#8221; ilişkisi vasıtasiyle &#8220;sözde- özgürlük&#8221; verilir; esasında, bu özgürlük &#8220;Kilise&#8221; tarafından takdir edilir.</p>
<p>Bunun neticesinde, kendi esasına yönelmesi bu diyarda &#8220;kapalı&#8221; olan yığınsal birey, ait olduğu bu diyara &#8220;köle&#8221; kılınır; tekrar edelim; ait olduğu yığma değil, kendisini kuşatan ve ilişkilerini düzenleyen diyara &#8220;köle&#8221; kılınır.<br />
Bu &#8220;kölelik&#8221;, &#8220;asli özgürlüğün&#8221; &#8220;kapalı&#8221; olması sebebiyle, Grek-Latin-Kilise diyarının &#8220;içerisinden&#8221; görülemez, farkedilmez.</p>
<p>Üstelik, yığın içerisindeki bireyin &#8220;serbestleştirilmesi&#8221; yoluyla da giderilemez. Grek-Latin-Kilise diyarı, bu anlamda, &#8220;sözde özgürlük&#8221; vasıtasiyle oluşturulan &#8220;köleliğin diyarı&#8221; dır.</p>
<p>İlginçtir; Fransız devriminde &#8220;vatandaş&#8221;ın (ki, bu diyarda &#8220;vatandaş&#8221;lık, yığınsal bireye, yığınsal mevzuat yoluyla takdir buyurulan bir vasıftır) &#8220;özgür&#8221; kılınması, aslında, Anadolu mayası itibariyle, yığınsal bireyin &#8220;vatandaş&#8221; sıfatı altında &#8220;yeniden köleleştirilmesi&#8221;dir.</p>
<p>Fransızlar aslında bir &#8220;devrim&#8221; yapmamışlar; Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;Fransız devrimi&#8221; adı altında &#8220;yeni&#8221; bir &#8220;kölelik mevzuatı&#8221; geliştirmişlerdir. Fransızların, ettikleri bu işin farkında olduklarını söylemek pek de mümkün değildir.</p>
<p>Şimdi soralım: Anadolu mayasında, &#8220;ferdi özgürlük&#8221;ün esası nedir ?</p>
<p>Anadolu mayasında, &#8220;ferdi özgürlük&#8221;ün esası &#8220;gönül&#8221;dür. Anadolu mayasında, &#8220;birey&#8221;, &#8220;gönlünü bilerek&#8221; &#8220;özgür&#8221; olur.<br />
Grek-Latin-Kilise diyarında &#8220;gönül&#8221;, esası &#8220;kapalılık&#8221;olan bir yasağa tabi kılınmıştır; bu diyarın bireyleri, bu diyarda böyle bir yasak olduğunun farkına varamaz. Bu diyarın edebiyatında, estetiğinde, fikriyatında &#8220;gönül&#8221;den sözedilmez. Bu diyarın dillerinde &#8220;gönül&#8221;e karşılık gelen bir sözcük bulunmaz.<br />
Bu diyarda geliştirilen &#8220;Psikoloji&#8221; fikriyatında dahi, &#8220;gönül&#8221;den bahis edilmez.</p>
<p>Sadece, &#8220;bireysel bilinç&#8221;, &#8220;bilinç altı-bilinç üstü&#8221;, &#8220;kollektif bilinç&#8221; gibi kavramlar, &#8220;Psikoloji&#8221; adı altında, &#8220;iki ayaklı, tüy. süz, düşünen (rasyonel yeti sahibi) ve algılayan (idrak sahibi) şey&#8221;e ve bunlardan oluşan yığına &#8220;eklemlenerek&#8221;, bu şeye &#8220;iç&#8221;sellik ve, bunların yığınına &#8220;bireysel iç&#8217;sellik vasıtasiyle yığınsal bütünlük&#8221; kazandırmak yolunda bir hayli gayret sarfedilmiştir.</p>
<p>Anadolu mayası itibariyle, &#8220;rasyonalite&#8221;, &#8220;insan kimliği&#8221;ne &#8220;ait&#8221;tir; ancak, &#8220;rasyonalite&#8221;, &#8220;insan&#8217;ın kimliği&#8221;, &#8220;insan&#8217;ın esası&#8221; değildir. &#8220;Rasyonel yeti&#8221; vasıtasiyle &#8220;insan kimliği&#8221; tesis edilemez; çünkü, &#8220;kısmi belirlenim&#8221;, &#8220;kimlik&#8221; oluşturmaz.</p>
<p>&#8220;Rasyonel yeti&#8221;yi &#8220;taşıyan&#8221;, &#8220;açılmadan&#8221;, &#8220;insan kimliği&#8221; oluşturulamaz. Ancak, &#8220;rasyonel yeti&#8221;nin mahiyeti, kendisini &#8220;taşıyan&#8221;ı açmak için &#8220;uygun&#8221; değildir. Bu bakımdan, &#8220;rasyonel yeti&#8221;, &#8220;kendi esası&#8221;nı, &#8220;kendini taşıyan&#8221;ı &#8220;bulamaz&#8221;. Bu konuya ilerde kısaca değineceğiz.</p>
<p>Elbette ki, hangi diyarda, hangi dönemde bulunursa bulunsun, bizzat &#8220;kendisi&#8221; itibariyle, kendi &#8220;yaradılış&#8221;ı itibariyle &#8220;insan&#8221; m, &#8220;iç&#8221;i vardır. Bu &#8220;iç&#8221;in esası &#8220;gönül&#8221;dür. Ancak, örnek verelim, Eflatun&#8217;un anlattığı &#8220;yaradılış&#8221;da, yani &#8220;Eflatun kozmogonisinde bu manada bir &#8220;iç&#8221;den bahis yoktur.</p>
<p>Anadolu mayası açısından, &#8220;iki ayaklı, tüysüz, düşünen (rasyonel yeti sahibi) ve algılayan (idrak sahibi) şey&#8221; ancak &#8220;kısmi bir belirlenim&#8221;dir; &#8220;kimlik&#8221; değildir. Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;insan kimliği&#8221; tesis edilememiştir.</p>
<p>Benzer olarak, bu diyarda &#8220;toplum kimliği&#8221; de esasen tesis edilememiştir. Birçok hususa temas edilmesini ve bunların açılmasını gerektiren bu konuyu ele almayacağız.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarının İngiliz &#8220;mütefekkir&#8221;leri, aslında cevher olmayan bu &#8220;şey&#8221;in, yani &#8220;iki ayaklı, tüysüz, düşünen (rasyonel yeti sahibi) ve algılayan (idrak sahibi) şey&#8221; in &#8220;cevher&#8221; olmadığını göremeseler de, her zamanki &#8220;analitik davranış&#8221;lariyle, bu &#8220;şey&#8221;in bir &#8220;cevher&#8221; olarak işe yaramadığını tespit etmişlerdir. Bu &#8220;mütefekkirlerin hatası, buradan hareketle, &#8220;cevher&#8221; kavramını bu diyarın &#8220;fikriyatından gidermeye uğraşmalarıdır .</p>
<p>&#8220;Gönül&#8221;e temas edememesi sebebiyle, yukarıda kısaca sö- zettiğimiz Grek-Latin-Kilise diyarındaki gayretler, yığınsal bireye, &#8220;iç&#8221;sellik kazandıramamıştır. Grek-Latin-Kilise diyarında, bu itibarla &#8220;yığınsal birey&#8221;in &#8220;iç&#8221;i yoktur.</p>
<p>Bu diyarda sözü edilen &#8220;iç&#8221;, ancak &#8220;dış&#8221; üzerinden belirlenir; bu, &#8220;asli iç&#8221; değildir. Bu diyarda yığınsal bireyin &#8220;iç&#8221;inin bulunmaması sebebiyle, &#8220;asli özgürlüğün&#8221; yolu, &#8220;ferdi bireysel özgürlüğün&#8221; yolu, yığınsal bireye &#8220;kapatılmış&#8221;tır.</p>
<p>Yukarıda değinilen bir hususu çok kısa olarak ele alıp &#8220;özgürlük&#8221; konusuna devam edeceğiz.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarı, esas itibariyle &#8220;eklektik&#8221; tir. Yani, bu diyarda &#8220;ilerleme ve gelişme&#8221;nin esası, &#8220;dönüşerek aşmak&#8221; değil, değişen koşullar itibariyle mevcut mevzuata &#8220;eklemleme&#8221; ler yaparak, mevcut zemini muhafaza etmektir. Bu diyardaki fikriyatın yaklaşık üçbin yıllık &#8220;kronolojisi&#8221;ne baktığımızda da, &#8220;ilerleme&#8221;nin, &#8220;eklemleme&#8221; yoluyla ortaya çıktığı ve mevcut zemini hep muhafaza ettiği görülür.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;eklemleme&#8221; yoluyla açıklanamayan bazı &#8220;değişim&#8221;lerinin esasının &#8220;irrasyonel&#8221; olduğu kabul edilmektedir. Bu husus, mesela, &#8220;bilim felsefesi&#8221; ismiyle anılan düşünme faaliyetinde, aslen farklı mekanik kuramları üzerinden açıkça zikredilir.</p>
<p>&#8220;Dönüşerek aşma&#8221;nın bu diyarda mümkün olmayışı sebebiyle ortaya çıkan &#8220;asli daralma&#8221;, Grek-Latin-Kilise diyarında felsefe adı altında günümüzde yürütülen düşünme faaliyetini, öteki ni &#8216; beriki&#8221;ni inceleyip tartışır hale düşürmüştür.</p>
<p>Bu diyarda bireyler ancak &#8220;sözde özgürlük&#8221; sahibidir. &#8220;Söz de özgürlük&#8221;, Anadolu mayasında, özgürlüğün &#8220;ferdi biıeyin varlık esası&#8221;ndan kaynaklanmasına benzer olarak, yığınsal bireyin esasından, özünden kaynaklanmaz; &#8220;sözde Özgürlük&#8221; Grek-Latin-Kilise diyarında &#8220;yığınsal mevzuat&#8221;, yani &#8220;kurum &#8220;lar, tarafından oluşturulur; bu &#8220;mevzuat&#8221; yoluyla &#8220;yığınsal birey&#8221;lere verilir, alınır, miktarı belirlenir. &#8220;Yığınsal mevzuat&#8221; da, &#8221; Kilise&#8221; nin unsurudur.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında &#8220;çeşitlilik&#8221; vardır. Yığma tanınan &#8220;serbestlik&#8221; esası üzerinde, düşünülenlerin ve yazılanların gösterdiği &#8220;farklılıklar ve zıtlıklar&#8221;, ve bunlar itibariyle oluşan &#8220;çeşitlilik&#8221;, ilk bakışta bu diyarda &#8220;fikri zenginlik&#8221; ve &#8220;özgürlük&#8221; bulunduğu izlenimi uyandırır. Bu hususu kısaca ele alalım.<br />
&#8220;Serbestliğin&#8221; sağladığı &#8220;çeşitlilik&#8221; içerisinde, &#8220;zıt&#8221; olanların &#8220;ortak&#8221; zeminine temas imkanı bulunuyorsa, bu &#8220;çeşitlilik&#8221; bir anlam ve değer taşır. &#8220;Serbestliğin&#8221; sağladığı &#8220;çeşitlilik&#8221; içerisinde, &#8220;zıt&#8221; olanların &#8220;ortak&#8221; zeminine temas edilemiyorsa, ortak zemin &#8220;kapalı&#8221; kalıyorsa, böyle bir &#8220;serbestlik&#8221; ve &#8220;çeşitliliğin&#8221;, &#8220;özgürlük&#8221; itibariyle değeri olamaz.</p>
<p>Esas olan, serbestliğin sağladığı &#8220;çeşitlilik&#8221; değildir; bu &#8220;çeşitliliği&#8221; sağlayan &#8220;zıt&#8221;ların, &#8220;ortak zemin&#8221; ile, &#8220;esas&#8221; ile &#8220;ilişkisizdir; ve bu &#8220;ilişki&#8221;nin düşünceye &#8220;açık&#8221; olmasıdır. Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;zıt&#8221;ların bu &#8220;ortak&#8221; zeminine &#8220;çeşitlilik&#8221; içerisinden temas edilememesi sebebiyle, bu çeşitliliği sağlayan &#8220;serbestlik&#8221;, &#8220;özgürlük&#8221; olarak kabul edilemez.</p>
<p>&#8220;Esas&#8221;ın &#8220;açılmasına&#8221; imkan vermeyen bir &#8220;serbestlik&#8221;, &#8220;özgürlük&#8221; olamaz. Bu konuyu kısaca açalım.</p>
<p>Mesela, bu bölümün başlangıcında Aristoteles&#8217;in ve Descar- tes&#8217;in &#8220;cevher&#8221; anlayışlarına biraz değindik. Grek-Latin-Kilise diyarında, Aristoteles&#8217;den Descartes&#8217;e yaklaşık ikibin yıl geçmiştir; hiç de az değil. Geçen bu kadar zaman içerisinde ve sonrasında, bu iki farklı fikriyatın zıtlıkları ve benzerlikleri ince elenip sık dokunmuştur. Ancak, &#8220;ortak zemin&#8221;, &#8220;esas&#8221; bu iki düşünür itibariyle açığa çıkarılamamıştır; yani, &#8220;cevher&#8221; olarak seçtikleri &#8220;şey&#8221;lerin &#8220;kimliklerinin bulunmaması sebebiyle, bu &#8220;şey&#8221;lerin &#8220;cevher&#8221; olamayacakları, &#8220;insan&#8221;ın esası itibariyle söz konusu edilememiştir.</p>
<p>Başka bir örnek verelim. Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;nominalizm&#8221; ve &#8220;realizm&#8221; birbiri ile &#8220;zıt&#8221;, birbirine &#8220;aykırı&#8221; iki düşünce akımıdır. Bu iki akım, bu diyarın sağladığı &#8220;serbestlik&#8221; içerisinde oluşarak bir &#8220;çeşitlilik&#8221; sağlar.<br />
&#8220;Nominalizm&#8221;e göre, bir &#8220;şey&#8221;, sadece &#8220;isim&#8221; olarak mevcuttur; oysa, &#8220;realizm&#8221;e göre, bir matematiksel nesne, mesela bir sayı, veya bir fiziksel nesne, &#8220;isim&#8221; olarak değil de, &#8220;bu alanların kendi varlık esasları&#8221;na göre mevcudiyet kazanır. Mesela, bir taş parçasının esası nominalism&#8217;e göre &#8220;isim&#8221;dir; realizm&#8217;e göre aynı taş parçasının esasının &#8220;isim&#8221; olması kabul edilemez. Bu taş parçasının esası, realizm&#8217;e göre, &#8220;uzayda ve zamanda yer kaplayan maddi cisim&#8221; olmasıdır.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;nominalizm-realizm&#8221; ayrımı, zıtlık ve aykırılık içerisinde yüzyıllardır devam edegelmektedir. Her iki cenah da, kendi açılarından sağlam görünen &#8220;analiz ve argüman&#8221;lar geliştirmekte, ancak bu zıtlardan birini öbürüne tercih etmeyi sağlayacak bir noktaya veya bir &#8220;sentez&#8221;e, &#8220;ortak zemin&#8221;in, yani &#8220;esas&#8221;ın açılamayışı sebebiyle hiçbir şekilde ulaşılamamaktadır.<br />
Benzer şeyleri, &#8220;idealizm&#8221; ve &#8220;materyalizm&#8221;, &#8220;nihilizm&#8221; ve &#8220;konservatizm&#8221; ayrımları için de söyleyebiliriz.</p>
<p>Ayrıca, unutmamak gerekir ki, &#8220;temel&#8221;de kabul edilen kadar, &#8220;temel&#8221;de reddedilen de bir &#8220;fikrin kimliği&#8221;ne aittir. Bir fikir, çoğu zaman açıkça görülemese de, &#8220;temel&#8217;de reddettiği&#8221;ni de, kimliğinin bir &#8220;esas&#8221;ı olarak muhafaza eder. Dolayısiyle, fikrin kimliği&#8221;nin, sadece esasına aldığı zemin vasıtasiyle oluşturulması için, bu kimlikte bulunmaması gerekeni, &#8220;reddetmeden ayıklamak&#8221; gerekir.<br />
Esas olan, birbirine &#8220;zıtlık&#8221; gösteren, birbirine &#8220;aykırı&#8221; düşen fikirleri kendi &#8220;sözel&#8221; bağlamlarında tek tek açmak değildir,bu &#8220;zıt&#8221; fikirlerin tek ve aynı olan &#8220;zemin&#8221;ini, yani &#8220;esas&#8221;ı açık hale getirmektir.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;zemin&#8221; ile ilgili araştırmalar, birbirlerine &#8220;zıtlık&#8221; ve &#8220;aykırılık&#8221; gösterenlerin kendi temellerine dair ayrı ayrı araştırmalardır. Zıt olanların &#8220;ortak zemini&#8221; nin, yani &#8220;esas&#8221;ın &#8220;açılması&#8221;nın yolu, daha önce de anlattığımız şekilde bu diyarda &#8220;kapalı&#8221;dır.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, bu diyarın doğası sebebiyle, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;zıtları kuşatacak ve ortak zemini, yani esası ortaya çıkartacak şekilde&#8221; açılma imkanı yoktur. Bu imkansızlık, &#8220;rasyonalite yeti&#8221;sinin bu diyarda &#8220;nihai zemin&#8221;, yani &#8220;esas&#8221; olarak alınmasından kaynaklanır. Bu hususu kısaca açacağız.</p>
<p>Daha önce de anlattığımız üzere, &#8220;zıtların ortak zemini&#8221;nin veya kısaca, &#8220;nihai zemin&#8221;in, yani &#8220;esas&#8221;ın &#8220;açılma imkanı&#8221;, bu &#8220;zemin&#8221;in ve bu &#8220;zemin&#8221;e bağlı olarak oluşturulanların &#8220;dönüştürülme&#8221;leri imkanını getirir. &#8220;Nihai zemin&#8221;in &#8220;düşünce&#8221; yoluyla açılma imkanının bulunması, &#8220;düşünce&#8221;yi aşar; bu &#8220;kavramsal teşrih&#8221; faaliyeti, neticede, esasın değiştirilmesini gerektiren bir &#8220;eylem&#8221; imkanı sağlar. Bu &#8220;imkan&#8221;, &#8220;zemin&#8221;in değiştirilmesi ile ilgili bir &#8220;zorunluluk&#8221; a dönüşebilir.</p>
<p>Ancak, Grek-Latin-Kilise diyarında, &#8220;nihai zemin&#8221;, yani &#8220;esas&#8221;, anlattığımız şekilde &#8220;kapalı&#8221;dır; bu itibarla, bu diyarda &#8220;asli değişim&#8221; in, yani &#8220;dönüşüm&#8221; ün yolu da kapatılmıştır. Bu diyarda oldukça itibar görmüş olan &#8220;dialektik&#8221;, aslında &#8220;sözde diyalektik&#8221;tir; &#8220;nihai zemin&#8221;e değil, iki zıttan herhangi birinin kendi içsel aykırılarına (zıtlarına) mahsustur.</p>
<p>Bu diyarda, &#8220;dialektik&#8221;in de &#8220;sözde&#8221; oluşu, bu kavramı esas alan veya kullanan düşünce akımlarının tamamı için geçerlidir.</p>
<p>Oysa, Anadolu mayasının esası, &#8220;dönüşmek&#8221; tir; aksi takdirde &#8220;maya&#8221; dan sözedilemez. &#8220;Özgürlük&#8221; ancak &#8220;dönüşerek&#8221; bulunur.</p>
<p>Prof.Dr.Yalçın Koç – Anadolu Mayası,syf:28-34</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ferdi-ozgurluk/">Ferdi Özgürlük</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ferdi-ozgurluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
