<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Allahın Rızası | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/allahin-rizasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 May 2019 13:01:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Allahın Rızası | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ataullah İskenderi &#8211; Gelinlik Tacı (Nefisle Mücadelenin İlacı) &#8221;Alıntılar&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ataullah-iskenderi-gelinlik-taci-nefisle-mucadelenin-ilaci-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ataullah-iskenderi-gelinlik-taci-nefisle-mucadelenin-ilaci-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 12:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[Allahın Rızası]]></category>
		<category><![CDATA[Ataullah İskenderi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[Günah]]></category>
		<category><![CDATA[Gaflet]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik Tacı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Tövbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=21795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kul tarafından işlenen günah, kişinin kalbini karartır. Günah, kalın siyah bir duman çıkaran ateşe benzer. O ateş ve o duman bir evde bu şekilde yetmiş sene yanıp tütse, evin içi kararıp karanlığa dönüşmez mi? Günahla kararan kalp de böyledir. Öyle bir kalp ancak tövbeyle temizlenebilir. Kişilikte zaaf, kalpte karalık ve Allah ile kul arasındaki kat [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataullah-iskenderi-gelinlik-taci-nefisle-mucadelenin-ilaci-alintilar/">Ataullah İskenderi – Gelinlik Tacı (Nefisle Mücadelenin İlacı) ”Alıntılar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-21888 alignleft" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/gelinlik-taci.jpg" alt="" width="302" height="483" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/gelinlik-taci.jpg 375w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/gelinlik-taci-188x300.jpg 188w" sizes="(max-width: 302px) 100vw, 302px" /></p>
<p>Kul tarafından işlenen günah, kişinin kalbini karartır.</p>
<p>Günah, kalın siyah bir duman çıkaran ateşe benzer. O ateş ve o duman bir evde bu şekilde yetmiş sene yanıp tütse, evin içi kararıp karanlığa dönüşmez mi? Günahla kararan kalp de böyledir.</p>
<p>Öyle bir kalp ancak tövbeyle temizlenebilir.</p>
<p>Kişilikte zaaf, kalpte karalık ve Allah ile kul arasındaki kat kat perdelenmeler, günahın tabiî sonuçlarıdır.</p>
<p>Bununla beraber, tövbe edip Allah’a yönelirsen, günahın izleri kaybolur ve Peygamberimiz aleyhisselâmın izince gitmekte gevşeklik göstermediğin sürece de artık gaflet seni altedemez.(Sayfa 13)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Allah arayışının basamaklarından ilki tövbedir ve onsuz hiçbir ibadetin değeri ve geçerliliği yoktur.</p>
<p>Bir günah işleyen kulun hâli ocaktaki ateşin üzerine konan yeni toprak bir tencereye benzer. Bir saat sonra o toprak tencerenin altı kapkara kesilir.</p>
<p>Eğer altı hemen yıkanırsa, o karalık kaybolur.</p>
<p>Fakat defalarca ocağa konursa, o karalık silinmez hâle gelir ve ne kadar ylkarsan yıka kâr etmez, artık o toprak tencere kırılıp parçalanmadan o kara oradan çıkmaz.</p>
<p>Tövbe, kalbin karalığını gideren ve makbul ameller yaptıran şeydir.</p>
<p>Allah’ın rızasının hoş kokusu tövbede bulunur.(Sayfa 17)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Tövbe eden kazançlı çıkar, tövbe etmeyense kaybedenlerden olur.</p>
<p>Sen “Sık sık tövbe ediyor, fakat tövbemi bozuyorum!” diyerek ümitsizliğe kapılma! Çünkü hasta bir nefeslik bile canı kaldıkça hep kurtulup şifa bulmayı umar.</p>
<p>Kul her ne zaman tövbe etse, onun cennetteki yeri bundan sevinç duyar, ayrıca gökler, yer ve Allah Resulü sallallâhü aleyhi ve sellem de sevinir.</p>
<p>Allah Teâlâ seven kimseden değil de, sevdiği kimseden razı olur.</p>
<p>Sevenle sevilen arasındaki fark çok büyüktür.</p>
<p>Velinimeti olan Yüce Allah’ın lütuflarını bilip de O’na isyan eden ve günahta ısrar eden kul, ne nankör bir kuldur!</p>
<p>O’na itaatsizlik eden kişi, O’nun ihsanını hakkıyla bilmiyor ve O’na aldırmayan kimse, O’nun büyüklüğünü tanımıyor demektir.(Sayfa 18)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Kalp, ibadet suyuyla sulanan bir ağaç, meyveleri ise sezgi ve idraktir.</p>
<p>Gözün meyvesiyse, olup biteni değerlendirip ibret almadır.</p>
<p>Kulağın meyvesi, Kur’ân’ı dinlemektir.</p>
<p>Dilin meyvesi, Allah’ı zikretmek.</p>
<p>El ve ayakların meyveleri de hayrı yapmaya yönelmektir.</p>
<p>Kalp susuz kalıp kurursa, meyveleri yok olur.</p>
<p>Şu hâlde senin kalbin çoraklaşmışsa, bol bol zikir yap! “İyileşinceye kadar tedavi olmayacağım!” diyen hasta gibi olma! Çünkü ona “Tedavi olmadıkça sen iyileşemezsin ki!” denecektir.(Sayfa 21)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Nefisle mücadele insana haz vermez,aksine sadece dişlerini sıktırır. Öyleyse dişini sıkarak onunla mücadele et! Aslında büyük cihad budur!</p>
<p>Bil ki yavrusunu kaybeden annenin ne sevinci olur, ne de bayramı! Bayramı sadece nefsini yenen yapar! Gerçek saadeti de ancak kemale eren tadar! Manastırdaki bir rahibe sorarlar:</p>
<p>“Ey râhip, bu insanların bayramı ne gün?”<br />
Cevap verir: “Affedildikleri gün!”(sayfa 23)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Sen vakitlerini bir leşin etrafında dönüp duran sonra da üzerine atılan akbabalar gibi habire günah işlemekle geçiriyorsun.</p>
<p>Bedeni minnacık, fakat iradesi sapasağlam balarısı gibi olsana! Enfes polenleri devşirir de, leziz bir yiyecek üretir.</p>
<p>Acı ve ıstırap girdabında debelenip durduğun yetsin artık! Haydi, Allah aşkının enginine dal!</p>
<p>Bu hakikat senin yolunu aydınlatsın!(Sayfa 25)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Senin sinende yatan nefsine çok dikkat et.&#8217; Çünkü seni mahveden odur.</p>
<p>Şeytan bile Ramazan ayında oruçlulardan kaçıp uzaklaşırken, nefsin sen ölünceye kadar yanından hiç ayrılmaz!</p>
<p>Gerçekten de şeytan ve yardımcıları o ay boyunca zincire vurulurken, o mübarek ayda bazı insanların adam öldürdüklerini, bazılarınınsa hırsızlık ettiklerini görürüz. Bütün bunlar nefsin işidir.</p>
<p>O hâlde nefsin günaha eğilim duyduğunda, ona ilâhî cezayı ve günahın insanı Allah’tan uzaklaştırdığını hatırlat! Balın zehirli ve zehrin de sonucunun ne olduğunu bilince insan hiç kalkar da o balı yer mi? İşte bu yüzden Peygamberimiz aleyhisselâm şu uyarıda bulunur:</p>
<p>Bu dünyanın acı bir zevki vardır<br />
Bu dünya tiksindirici bir leştir.(Sayfa 26)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Allah’ın cemalini müşahede etmekten seni alıkoyan, O’nun koyduğu sınırlara olan saygısızlığın ve şu varlık dünyasına verdiğin aşırı önemdir!</p>
<p>Çocuğun itaatsizlik ederse, onu Allah’ın buyruklarını hatırlatarak ikna et ve onunla olan bağlarını koparma! Fakat Allah’a karşı gelmekten sakınıp vazgeçmesi için ona soğuk davran!</p>
<p>Günahkâr müminin yapıp ettiklerine karşı herkes şöyle veya böyle karışır. Kimi onun kusurlarını ortalığa yayar, kimi onunla alay eder ve bütün bunlara yapmakla hepsi de yanlış yol izlemiş olur.</p>
<p>Günahkâr mümin aslında güç bir durumdadır. Onu tedavi veya ıslah etmek için, yaramaz bir çocuğa karşı takınılacak şu hâli uygulamak gerekir: Dışarıdan ona karşı soğuk davranmalı ve içerden de ona acıyıp şefkat göstermeli, bu arada da onun için ve gıyabında Allah’a (onu ıslah etmesi için) yalvarıp yakarmak.</p>
<p>Bu dünyaya bağlanıp kalmış insanlara verilen imkânlardan dolayı kendilerine imrenmen ve zihnini onların ellerindekilerle meşgul etmen, cahillik ve gâfîllik olarak sana yeter!(Sayfa 28)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Gözlerine perde inince (katarakt olunca), hemen onları tedavi etmeye çalışırsın!</p>
<p>Gözlerin öyle bir duruma gelmişse, şu dünyanın zevklerini tattığım içindir. Sen o zevklerden bir an bile mahrum kalmamak için de hemen tedavi olmak istersin!</p>
<p>İyi de, senin kalp gözün kırk yıldır perdeli ve sen onun tedavisiyle hiç ilgilenmiyorsun.</p>
<p>(Sayfa 29)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Bir kişinin aklını ve zekasını ölçmek istediğinde,ona dikkat et,eğer sen ona birinden bahsettiğinde,kalkar da o kimsenin kusurlarını sayıp döker ve sonunda “Sen bana ondan hiç bahsetme, o şunu ve bunu yapmış biridir!” derse, bil ki o kişinin gönlü haraptır ve onda hiçbir marifet (irfan) yoktur!</p>
<p>Buna karşılık, o sana onu iyi yönleriyle tanıtır ve yanlışlarından söz edildiğinde olup bitenin iyi yanını görmeyi dener ve “Belki yanılmıştır veya bir mazereti vardır yahut da o davranış ona uymaz!” derse, bil ki onun gönlü ölü değil diridir!</p>
<p>Çünkü mümin, müslüman kardeşinin şeref ve haysiyetini koruyacak şekilde hareket eden kimsedir!(Sayfa 29)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Yolculuk tarihinin yaklaştığını bilen, erzak biriktirmede acele eder.</p>
<p>Başkasının cömertliğinin kendisine (öte âlemde) hiçbir yararının dokunmayacağını bilen, kendisi (bu âlemde) cömert olmaya gayret eder.</p>
<p>Hesap kitap yapamadan harcayan kişi, sonunda farkına varmadan servetini kaybeder.</p>
<p>Vekil tayin ettiği kişinin dürüst olmadığını sonradan anlayan kişi, onu görevinden azleder.</p>
<p>Nefsine karşı sen de öyle davran! Çünkü onun sana ihanet ettiğini daha önce gördün, öyleyse onu saf dışı bırak ve yolunu kes!</p>
<p>Kendinde kusurlar, ihtiraslar, gaflet bulursan, sebebi sensin!</p>
<p>Buna karşılık kendinde sebat, Allah korkusu ve zühd gözlemlersen, (bil ki o da)Allah’ın lütfundandır!(Sayfa 31)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Altın ve gümüş bağışlayıcılar çoktur, ama hayatlarını bağışlayanlar nadirdir.</p>
<p>Ahmak o kimsedir ki çocuğunun ölümüne ağlar da, Yüce Allah’tan kendisine verilip de elinden kaçırdığı şeylere hiç ağlamaz!</p>
<p>Onun bu hâli şunu demek olur.</p>
<p>“Ben bana Rabbimden yüz çevirten şeylerin elimden gidişine ağlıyorum!”</p>
<p>Hâlbuki onun bu kaybedişten memnun olması ve onu Rabbinin armağanı olarak görmesi gerekir, çünkü Allah ondan kendisini Rabbinden yüz çevirtip uzaklaştıran şeyleri çekip almıştır!(Sayfa 33)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Şeyh Ebu Hasan eş-Şâzelî hazretlerinin şu öğüdü aktarılır:</p>
<p>“Nefsini namaza teşvik et ve onu namazla güzelleştir! Eğer nefsin dünya haz ve zevklerinden vazgeçiyorsa, sen sâlih kullardansın! Değilse, yan ve ağla hâline! Eğer sen namaz kılmada ayak sürüyorsan (sorarım sana): Sen hiç sevgilisiyle buluşmak istemeyen bir âşık gördün mü?”(sayfa 36)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Biri seninle arkadaş olduğunda, bir veya iki günün ardından bakar ki senin arkadaşlığından bir fayda yok, seni bırakır ve gider bir başkasıyla arkadaş olur.</p>
<p>Sense nefsimle, ondan sana hiçbir fayda olmadığını gördüğün hâlde kırk yıldır arkadaşlık ediyorsun! Artık ona de ki:</p>
<p>“Ey nefsim!</p>
<p>Allah’ı hoşnut etmeye, O’nun rızasını kazanmaya yönel! Geçici arzu ve heveslerini tatmin ederken onca yıl geçirdin! O boş heveslerin yerini Allah’a ibadetle geçir! Konuşup durmayı süküt etmekle telâfî et!(Sayfa 42)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Kalp, göze benzer. Gözün tamamı görmez, gören kısım sadece gözbebeğidir. Aynı şekilde “kalp” denilen şey de, bedenin bir parçası değil, Allah’ın oraya koyduğu ve insanın onun sayesinde sezip idrak ettiği latif bir unsurdur.</p>
<p>Allah kalbi vücudun sol tarafına bir kova misali asmıştır. Şehvet esintisi onun üstüne doğru estiğinde, harekete geçer, takvâ meltemiyle kaışılaştığında da aynı hareketlenme görülür.</p>
<p>Ona bazen şehvet, bazen de takvâ hâkim olur.</p>
<p>Böylece de Allah sana hem kahrını, hem de lütfunu hissettirir.</p>
<p>Takvâ meltemi kalbine egemen olursa, senin övülmen içindir, şehvet esintisi kalbine galip gelirse, o da senin yerildiğindendir.</p>
<p>Kalp, evin tavanına benzer. Hiç tavan altında ateş yakılır mı? Duman yükselir ve tavanı karartır.</p>
<p>Şehvet dumanı da aynen öyledir. Bedene şehvet egemen olunca, onun dumanı yükselir ve kalbi karartır.(Sayfa 52)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Nehrin tam ortasında olasın da susuz olasın, mümkün mü?</p>
<p>Sen Allah ile baş başasın ve O’nunla nasıl birlikte olabilirim diye soruyorsun!</p>
<p>Kullar sanki doyuncaya kadar yemeden ve kanıncaya kadar içmeden âhirete eremeyeceklermiş gibi davranıyorlar‘. Sanki onlara “İşte âhirete ulaşmanın yolu bu!” denilmiş!</p>
<p>Sen nefsine ne kadar da az değer veriyorsun! Eğer senin gözünde onun bir değeri olsaydı, Allah’ın azabına onu böyle atıvermezdin! Ama dünyalık arama ve dünyalığı yığmada o ne kadar da değerli, değil mi?!(Sayfa 55)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Asıl kaygılanıp üzülecek şeylere aldanmayıp da önemsiz konularda endişeye kapılman, cahillik olarak sana yeter de artar! Kaygılanacaksan şunlara kaygılan:</p>
<p>Mümin olarak mı öleceksin kâfir olarak mı?</p>
<p>Cennete mi gideceksin, yoksa ebediyen yanacağın ve sonu olamayan cehennemi mi boylayacaksın?</p>
<p>Amel defterinin sağından mı yoksa solundan mı verilecek?</p>
<p>İşte bunları düşünerek endişe et!</p>
<p>Atıştıracağın bir iki lokmayı, yutacağın birkaç yudum suyu dert edinme!</p>
<p>Seni mülkünde çalıştıran kral seni beslemez mi?</p>
<p>Sen bir ziyafet evine çağrılasın da aç kalasın, mümkün mü?</p>
<p>Allah’a kulluk etmenin en iyi şekli, O’na tam anlamıyla güvenip bel bağlanandır, çünkü bu dünyada pasif (önemsiz) olman mahşer gününde öyle olmandan daha iyidir.</p>
<p>Öyleyse hayatını elekten geçirerek arındırmaya bak!(Sayfa 57)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Eşini kıskanıp da imanını kıskanmayacak kadar gâfil ve cahil olmayı bırak!</p>
<p>İnsanın kendisine saygısından ötürü eşini kıskanıp da, Allah’a saygısından ötürü kalbini kıskanmaması büyük ihanettir!</p>
<p>Sana ait olanı koruyabiliyorsun, Allah’a ait olanı niçin koruyamıyorsun?(Sayfa 57)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Senin organların bir sürüdür, sen onların çobanısın, Allah da sahibidir.</p>
<p>Sen o sürüyü sahibini menmun etmek için bol otlu otlaklarda otlatırsan, sahibi senden memnun olur.</p>
<p>Buna karşılık sürüyü otu az çayırlarda otlatırsan, hayvanlar zayıflayıp bir deri bir kemik kalır, kurt da onlardan bir kısmını alır götürürse, sürü sahibinin cezalandırılmasıyla karşı karşıya kalırsın.</p>
<p>İsterse seni cezalandırır, isterse affeder.</p>
<p>Mükâfat seni cennete, ceza da seni cehenneme götürür.</p>
<p>Kısacası, sen organlarını O’nu memnun edecek şekilde kullanıyorsan, cennete giden yolda yürüyorsundur; değilse, cehenneme giden yolda ilerlemektesin.(Sayfa 71)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Allah’ın haklarını dikkate almadıkça, buyruklarını yerine getirip yasaklarından kaçarak O’nun koyduğu kurallara riayet etmedikçe, güzel ahlâk sahibi denilmeye lâyık biri olamazsın‘.</p>
<p>Nefsini yasaklardan uzak tutan ve Allah’ın haklarını gözeten kimse, işte odur güzel ahlâk sahibi insan! Allah’ın seni insanların karalamalarına maruz bırakması, seni kendisine döndürmek içindir. Sen günah işlemedikçe Allah katında bir değerin vardır,günah işlediğinde de artık hiçbir değerin kalmaz.(Sayfa 76)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Peygambérimiz aleyhisselâm su içtiğinde şöyle derdi:</p>
<p>Bunu tatlı yapan, rahmetiyle susuzluğumuzu gideren, günahlarımız yüzünden tuzlu<br />
ve acı yapmayan Allah ’a hamd olsun!</p>
<p>Oysa Peygamberimiz aleyhisselâm günahsızdı, fakat o bunu alçakgönüllülüğünden dolayı ve bize de bir ders vermek için böyle dedi.</p>
<p>Çünkü “Sizin günahlarınız yüzünden!” de diyebilirdi.</p>
<p>Allah Resulü sallallâhü aleyhi ve sellemin hiçbir yemesi ve içmesi yoktur ki onlarla bize edep erkân öğretmemiş olsun!</p>
<p>Bu gereklilik olmasaydı, doğrudan doğruya yer, içer, geçerdi.</p>
<p>İşte o edepten dolayıdır ki ârif su içerken başını eğer ve şöyle diyerek gözyaşları döker:</p>
<p>“Bu, Allah’ın sevgisinin bir delilidir!”(Sayfa 76)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Kalbinin şifa bulmasını istiyorsan..<br />
Tövbe sahrasına çık!<br />
Gafletten Allah’ı sürekli karşında hissetme bilincine kavuş!</p>
<p>Nefsini alçaltma ve âcizleştirme elbisesi giyin! Kalbin düzelecektir.(Sayfa 83)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Bir ayna gibi varlıkların suretlerini yansıtıp duran kalp nasıl olur da ışıldayabilir?</p>
<p>Heves ve arzuların pençesindeki bir kalp Allah’a doğru nasıl kanatlanıp açılabilir?</p>
<p>Tam bir cünüplük demek olan gafletten arınmadıkça, nasıl olur da Allah’ın huzuruna çıkmayı umabilir?</p>
<p>Yanılma ve sürçmelerinden tövbe etmeden, ilâhî sırların inceliklerini kavramayı nasıl aklından geçirebilir? Her günahın, her gafletin ve her hatanın asıl sebebi, insanın kendinden hoşnut olmasıdır; her tâatin, her uyanıklığın, her iffetin esası da kendisinden hoşnut olmamaktır.</p>
<p>O varlıktan bu varlığa koşturup durmaktan vazgeç!</p>
<p>Bu durumda dibek taşını döndüren ve dönüp dolaşıp hep aynı noktaya gelen merkebe benzersin.</p>
<p>Varlıkları bırak da Var Edene taşın, çünkü:</p>
<p>Doğrusu son durak,</p>
<p>Rabbinin huzuru olacaktır! Necm, 53/42</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Kim Allah ’tan korkarsa, Allah ona, bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Talâk, 65/2,3</p>
<p>Allah rahmet etsin, Şeyh Ebu’l-Abbas, işte bu âyet doğrultusunda, Allah’tan nasıl istekte bulunmak gerektiğini izah ediyordu: Kendisi günder dualarında “Bize şunu ver, bunu ver!” şeklinde niyaz ederken “Bize bu dünyada perde olmayacak, âhirette hesabı sorulmayacak ve bizim orada cezalandırılmamıza yol açmayacak rızık ver! Bizi hevâ ve hevesten, şehvetten ve nefsî hırslardan korunmuş olarak tevhid ve şeriat ilminin yaygısı üzerinde tut ” derdi.(Sayfa 97)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataullah-iskenderi-gelinlik-taci-nefisle-mucadelenin-ilaci-alintilar/">Ataullah İskenderi – Gelinlik Tacı (Nefisle Mücadelenin İlacı) ”Alıntılar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ataullah-iskenderi-gelinlik-taci-nefisle-mucadelenin-ilaci-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ömer Tuğrul İnançer &#8211; Muhabbet Peygamberi Hz.Muhammed &#8221;Kısa Notlar&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/omer-tugrul-inancer-muhabbet-peygamberi-hz-muhammed-kisa-notlar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/omer-tugrul-inancer-muhabbet-peygamberi-hz-muhammed-kisa-notlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2015 19:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Tuğrul İnançer]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihad]]></category>
		<category><![CDATA[Allah ve Resulünü Sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[Allahın Rızası]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanların Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Miracı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin siyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Sadece Kuran ile Amel'e Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarruf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=7415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efendimiz s.a.v bir mirat-ı mücella,bir parlak aynadır.Malum,ayna kendisine bakanı gösterir.Kim ne haldeyse ayna bunun altını çizer.Aklı fikri başında olmayanlar o aynada kendilerini görürler de,yine aynı aynaya iftira ederler. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- O&#8217;nun hayatı ve şahsiyeti ne sadece mucizelerden ibarettir,ne de sadece akli ve beşeri faaliyetlerinden..Efendimiz,hem selim aklın,hem de fevkalâdeliklerin işaret ettiği bir hakikattir. Hayatındaki mûcizeler, kendisinin bizatihî [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/omer-tugrul-inancer-muhabbet-peygamberi-hz-muhammed-kisa-notlar/">Ömer Tuğrul İnançer – Muhabbet Peygamberi Hz.Muhammed ”Kısa Notlar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10693582_1500256990218261_364946097_a.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7416" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10693582_1500256990218261_364946097_a.jpg" alt="Ömer Tuğrul İnançer - Muhabbet Peygamberi Hz.Muhammed ''Kısa Notlar''" width="306" height="306" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10693582_1500256990218261_364946097_a.jpg 306w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10693582_1500256990218261_364946097_a-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10693582_1500256990218261_364946097_a-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 306px) 100vw, 306px" /></a></p>
<p>Efendimiz s.a.v bir mirat-ı mücella,bir parlak aynadır.Malum,ayna kendisine bakanı gösterir.Kim ne haldeyse ayna bunun altını çizer.Aklı fikri başında olmayanlar o aynada kendilerini görürler de,yine aynı aynaya iftira ederler.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>O&#8217;nun hayatı ve şahsiyeti ne sadece mucizelerden ibarettir,ne de sadece akli ve beşeri faaliyetlerinden..Efendimiz,hem selim aklın,hem de fevkalâdeliklerin işaret ettiği bir hakikattir. Hayatındaki mûcizeler, kendisinin bizatihî gerçekleştirdiği durumlar değildir, Allah’ın Habibine ihsân ettiği fevkalâde hâllerdir; peygamberliğinin amacı değil, vâsıtası ve delilleridirler. Mesela Kur&#8217;ân-ı Kerim’de Hz. Peygamber’in Mirâcı anlatılırken, meâlen “Kulumuz, tarafımızdan götürüldü.”(İsra,1.Ayet Meali) deniyor. Mûcizeyi O gerçekleştirmiyor, Allah O’na Mirâc yaptırıyor. Bu demektir ki, Efendimiz, Rabbimizin kudretinin izhâr buyuruldugu zât-ı âl-i kadr’dir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Hz. Muhammed s.a.v sadece Kuran-ı Kerim&#8217;i insanlara taşıyan biri olarak algılarsak ciddi bir yanlış yapmış oluruz.Haşa,O bir postacı değildir ! Hz Aişe validemizin,peygamberin zevcesi ve müminlerin annesi sıfatıyla değil,Ashab-ı Kiram&#8217;ın yedi büyük aliminden biri olarak,altını çizdiği hakikat önemlidir.Hz Aişe Validemiz şunu buyurmuştur;&#8221;Muhammed a.s,canlı Kuran&#8217;dır&#8221;Canlı Kuran olmak,bizatihi Kur&#8217;an kesilmek demektir,Kuran&#8217;ın ruhu olarak onu tebliğ etmektir.Yoksa tebliğ sadece bilgilendirmek ve nasihat değildir.Hayatıyla,hissiyle,latifeleriyle,her bir haliyle Kuran ayetlerinin ifadesi olmaktır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Her varlığın bir gıdası vardır.Sevgi varlığının gıdası &#8221;izhar&#8221;dır,göstermek,ortaya koymaktır.Sevdiğini sevdiğine söyleyerek,ona hediye alarak,onu anarak göstermek gerekir ki böylece sevgi gıdalanır,büyür,gelişir.Efendimizin yaptığı gibi&#8230;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Bilindiği gibi Efendimizin ahirete teşrifi haberi dolaşınca Hz. Ömer kılıcını çekip, ‘Kim ki Hz. Peygamber öldü dese kafasını keserim!” der. Bunu, yalnızca “Hz. Ömer Peygamber Efendimizin vefatını kabullenememiş, bu durumu kaldıramamıştır.&#8221; şeklinde yorumlamak yanlıştır. Bu Hz. Ömer gibi birinin büyüklüğünü, derinliğini ve ferâsetini bilmemekten kaynaklanıyor. Hz. Ömer, Müslümanları şeytanın iğvasından korumak adına o uyarıyı yapıyordu. Zîrâ şu muhtemel bir şeydi. Efendimizin irtihâli kimi Müslümanları boşluğa düşürebilir, şeytanın ‘Peygamber öldü, İslâm ve tebliğ de bitti!&#8221; şeklinde iğvası karşılık bulabilirdi. Hz. Ömer çıkışıyla şunu demiştin “Hz. Peygamber bedenen âhirete irtihâl edebilir, ama tebliğ ettiği İslâm ve İslâm&#8217;ın hakikati/rûhu ölmez, o hep diri olarak aramızda yaşayacaktır. Bu açıdan Hz. Peygamber ölmez,yaşamaya devam eder.Dolayısıyla kim Peygamber&#8217;in öldüğünü söylerse kafasını keserim.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Resul-i Kibriya Efendimizin katıldığı savaşlardan hiçbiri saldırmaya dönük olmamış,hepsi savunma amaçlı olmuştur. Efendimiz işgal etmek üzere savaşa çıkmamıştır. Buna Mekke&#8217;nin fethi de dahildir. Hendek ve Uhud savaşlarında da bu olmuştur. Medine’nin yanı başına kadar dayanmış düşmânâ karşı yapılmış iki savaştır Hendek ve Uhud. Müslümanlara karşı yapılan gizli anlaşmalarla oluşan ticari kervanlar meselesi çılanca, bu ticari kervanlar Müslümanlara karşı bir kuvvet oluşturmak maksadıyla olunca,Bedir Savaşı kaçınılmaz olmuştur. Hayber,Tebûk, Huneyn savaşları da bu şartlarda ger-çekleşmiştir. Medine Senedi’nin hükümlerine Yahudiler ters dav-ranmış, Hudeybiye Anlaşmasını yine müşrikler bozmuştur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Allah kuluna şah damarından daha yakındır. Bunun için ûmmet-i Muhammed’den bir müminin mirâcı, Efendimizin Miracından armağan olan namaz iledir. Kul Allah ile kurduğu yakınlık ile Miracını gerçekleştirmektedir. Allah’ı şah damarından daha yakın görecektir kendisine, derinden hissedince fark edecektir bunu. Meselâ Hazret-i Niyâz-i Mısri, ‘Ben taşrada arar iken; ol, can içinde can imiş.&#8221; diyor. Şeyh Galib Hazretleri, “Hoşça bak zâtına, zûbde-i alemsin sen.&#8221; diyor.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Genel anlamda diyebiliriz ki,insan birini seviyorsa sevdiğine benzemeye çalışır.Aşk&#8217;ı iki beden arasında cereyan eden değil,iki gönül arasında yaşanandır.Aşık maşuka akar,maşukun haline bürünür.İslam&#8217;ı seviyorsan İslam üzerine olmalısın.Hem İslam&#8217;ı sevdiğini söyle,hem o hal üzerine olma,yok böyle birşey.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Kim ki Allah ve Resûlünü çok içten seviyor ve bunu derinden hissediyorsa,bilsin ki Allah ve Resülü de kendisini seviyor. Allah ve Resûlünü sevmek onlar tarafından sevildiğimize delâlettir. Onlar tarafından sevilmeden onları sevmemiz mümkün değildir. Hep söylendiği gibi sevgi, yukarıdan aşağıya rahmet gibi yağar. Aşağıdan yukarıya bitki gün çıkmaz. Çünkü hiçbir bitki yukarıya ve yukarılığa ulaşamaz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Sevinç içerisinde ölmek için dünyanın “mâsiva&#8221; olduğunu bilmek lâzımdır. Hz. Mevlânâ&#8217;nın tarifiyle, “Dünya bir denizdir sen bir gemisin. Eger dünyayı içine sokmazsan, geminin suda yüzdüğü gibi, istediğin limana, doğru rota ile gidebilirsin. Dünyayı içime sokacağım dersen, gemi gibi batarsın.&#8221; İçine koymadığın sürece dünya, çirkin bir şey değildir. Kur’ân-ı Kerim’de Enfal Sûresi&#8217;nin 28. âyetinde “Evlâdınız ve malınız size fitne olabilir.” buyrulmaktadır. Pekiyi, evlat ve mal fitne olabilir mi? Ayetteki “küm&#8217; eki kendi şahsına mal etme anlamı veren bir ektir. Yani, “Evlat da benim mal da benim&#8230;” denirse ve böylelikle kişiyi Allah&#8217;tan ayırırsa fitnedir. Yok, “Bu mal ve evlat bana Rabbimin hediyesi ve emânetidir, ben de bunlan O’nıın emâneti olarak telakki ettim ve hattâ ben bile bana emânetim, mülk (varlık) ancak Allah’ındır.&#8217; denirse evlat ve mal, fitne değil, yükselme sebebi olurlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Tasarruf Cenâb-ı Allah’ındır. Nasıl ki O âlemlerin Rabbi ise, âlemlere rahmet vesilesi olarak da Muhammed Mustafâ Efendimizi göndermiştir. Aynca âlemlerden kasıt sadece dünya, gezegenler ve galaksiler değildir; âhiret, ruhlar, cisimler ve nebatat ile cemâdat âlemi de buna dâhildir. On sekiz bin âlem dediğimiz sembolik bir sayı vardır Yoksa, Allah’ın âlemleri sayıya sığmaz; bilebileceğimiz âlemler kadar bilemeyeceğimiz âlemleri de bulunuyor. Efendimiz, bütün bu âlemlerin rahmet ve yaratılış sebebidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Allah&#8217;ın rızâsını kaybetme korkusu, müminin takvasına işarettir. Elbette, rızâsının kaybı Allah&#8217;ın cezalandırması anlamına da geliyor ama bu ceza mümini Allah tan korkar hile sokmuyor. Anne de evlâdını gerektiğinde cezalandırır, ama annenin cezası, evladını anneden uzaklaştırmaz, aksine kendine yaklaştırır..Çünkü evlad biliyor ki, annenin cezası evlâdın hayrınadır. Allah ın cezası da böyledır, müminin hayrına dönüktür. Bu hâl üzere hisseden ve yaşayan mümin takvânın hakkım yerine getiriyor demektir. Buna &#8216;Allahlı yaşamak&#8221; da diyebiliriz. Yani hep Allah’ın rızâsını esas almak. Allah&#8217;ın rızâsından hareketle fiillerde bulunmak&#8230; Dolayısıyla kişilerin şahsi irâdesiyle, güdülerini esas alarak yaptıkkları şey, Allahsız yaşamaktır.</p>
<p>Mümin, Allah ile yaşayan demektir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>‘Müslümanlık Hz. Muhammed’le başladı.&#8221; görüşü doğru değildir. Bu yargı, Kur’ân’ın zâhir ibaresiyle bile çelişiyor. Hz. İbrahim, “Ene evvelü’I-müslimîn” buyurmuyor mu? Dolayısıyla Islâm da Hz. Adem’le başlamıştır. Bütün peygamberler Müslüman’dır, o peygamberlere tâbi olan bütün ehl-i İmân da Müslüman&#8217;dır. Muhammed b. Abdullah s.a.v ile başlayan, Muhammedi şeriattır. Muhammedi şeriat başka Müslümanlık ise daha başka bir şeydir. Hazret-i Peygamber 40 yaşından evvel Müslüman değil miydi? Ne zina etmiş, ne içki içmişti. Kendisine &#8220;emin’ denilmişti. Müslümanlık Hz. Adem&#8217;le başladığı gibi dervişlik de Hz Adem&#8217;le başlamıştır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>&#8216;Evet, Allah&#8217;ın kimi vakitleri daha efdaldir. Perşembeyi Cumaya bağlayan gece. Cuma namazının kılındığı vakit, mûbârek gece ve aylar böyledir. Recep, Şaban ve Ramazan aylan feyz ve bereket açısından zengin aylardır. Meselâ her günün seherine, “âşık pazarı” derler. Ne yapar Aşıklar? Can verir, cânân alırlar. Dolayısıyla bu mübârek ay, gün ve vakitleri bir hasat imkânı olarak görmek gerekiyor. Recep, Şaban ve Ramazan aylan, bütün efdal vakitler, bereketli bir hasat için bir imkândır. Bu vakitler iyi ekilmeli ki iyi bir hasada ulaşılabilsin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Bâtıl öyle bir şeydir ki. necaset gibidir. Tonlarca suyu içinde tutan bir depoya bir damlacık necis sıvı (idrar gibi, içki gibi) bırakılsa o deponun tamamı kirlenir. Bâtıl işte böyle bir şeydir! Kendine tarikat diyen bir kurumda bir nokta batıllık varsa o kurumun tamamı batıl demektir. Evradı, ezkârı, silsilesi (ha bir de silsile inkârcıları çıktı) âyini mutlaka ve mutlaka âyet ve hadisten kaynaklanacak?</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Resûlullah Efendimiz ise Bedir&#8217;den dönerlerken, “Küçük cihad bitti, büyük cihada giriyoruz.&#8221; buyuruyor. Sahâbe-i Kirâm “büyük cihad” (cihad-ı ekber) sözünden daha büyük bir harbe gidileceğini zannederek: “Kiminle harp edilecek?&#8221; diye sorduklarında Efendimiz, “Hayır,&#8221; diyor, “büyük harp, nefsinizle yapacağınız mücadeledir. Ve bu mücadele hiç bitmez!&#8221;(Cihad kelimesi, sözlüklerde bile “mukaddes savaş&#8221; olarak açıklanıyor. Bu yanlıştır. Cehd kelimesi, gayret kelimesinin mübalağalı şekilde büyütülmüşüdür. Cihad ise cehdin çoğuludur.</p>
<p>Elbette en büyük gayret ve cehd savaş meydanında gösterilir. Bunun için hep ölüm kalım savaşı olmuş olan harp, cihad kelimesiyle anlatılmıştır. Ne yazık ki sözlükler bile bize dogruıyu veremeyebiliyor.</p>
<p>Islâm kelimesinde ‘selâmet” vardır, sâlim olmak ve selâmete ermek&#8230; Durum bu iken, İslâm’ı terör ile bir araya getirmek Islâm&#8217;a büyük kötülüktür.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>“Kuran-ı Kerim’e bakar, her şeyi öğrenirim.” diyenlere şunu sormak gerekir: Kur’ân-ı Kerim okumak sûretiyle sabah namazı nın iki, öğlenin dört, akşamın üç rekât olduğunu öğrenebil! miyiz? Hayır! Pekiyi, dünyada bu kadar Müslüman sabahı iki, akşamı üç , öğleni, ikindiyi ve yatsıyı dört rekât halinde kılmayı kimden öğrendi? Demek ki Kur’ân-ı Kerîm, bir öğreti kitabı değildir. Resûl-i Kibriya Efendimizin tebliğ ettiği kitaptır. Tebliğ edicisi devre dışına çıkarılmak sûretiyle Kur’ân-ı Kerim’den bir şey öğrenilmez. Zîrâ Kur’ân-ı Kerim’de namaz nasıl kılınır sorusunun cevabı yoktur. Kıyam edin, rükû edin, secde edin diyor, ancak bunların nasıl yapılacağına dâir bilgi vermiyor. O bilgiyi de fiilen veren Aleyhte Salâtü ve’s Selâm Efendimizdir.«</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>İçtihad sahibi mezhep imamlarının görüşlerinden bahsedilirken: “İmam-ı Azam&#8217;a göre şöyledir, İmam Şâfi&#8217;ye göre böyledir&#8230;&#8221; tarzında konuşmak bile hatâdır. Doğru konuşma tarzı şöyledir. ‘Allah’ın şu âyeti, Resûlünün şu hadisine göre dendikten sonra “İmam-ı Azam şöyle yorumlamış, İmam Şâfii böyle yorumlamış.&#8217; denmelidir. Çünkü İslâm ne ‘Bana göre&#8221; ne ‘İmam-ı Azam&#8217;a göre ne filanca profesöre göre&#8217; değil ancak ve ancak ‘Allah ve Resûlüne göre&#8221;dir.</p>
<p>Ömer Tuğrul İnançer &#8211; Muhabbet Peygamberi Hz.Muhammed</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/omer-tugrul-inancer-muhabbet-peygamberi-hz-muhammed-kisa-notlar/">Ömer Tuğrul İnançer – Muhabbet Peygamberi Hz.Muhammed ”Kısa Notlar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/omer-tugrul-inancer-muhabbet-peygamberi-hz-muhammed-kisa-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
