<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>73 fırka hadisi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/73-firka-hadisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 15 Jul 2017 15:12:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>73 fırka hadisi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ehl-i Sünnet ve&#8217;l Cemaat&#8217;e Uymaya Teşvik</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ehl-i-sunnet-vel-cemaate-uymaya-tesvik/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ehl-i-sunnet-vel-cemaate-uymaya-tesvik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2015 14:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Sünnet Mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[73 fırka hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Bidatçı Fırkalardan Uzak Durmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'e Uymaya Teşvik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9323</guid>

					<description><![CDATA[<p>80.MEKTUP Mirza Fethullah Hakîm&#8217;e yazılmıştır Yetmiş üç fırka içinde kurtuluşa erenin Ehl-i sünnet ve&#8217;l-cemaat fırkası olduğu, bid&#8217;atçı fırkalardan uzak du­rulması gerektiği Allah Sübhânehû ve Teâlâ bize ve size şeriat-ı Mustafa yolu üzerinde istikamet ihsan etsin. İşte mesele budur; gayrisi nafile! Yetmiş üç fırkadan her biri şeriata tâbi olduğunu iddia eder ve kurtuluşa erenlerden olduklarına kesin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ehl-i-sunnet-vel-cemaate-uymaya-tesvik/">Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat’e Uymaya Teşvik</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/08/RX185011.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-9324" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/08/RX185011.jpg" alt="Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'e Uymaya Teşvik" width="408" height="275" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/08/RX185011.jpg 408w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/08/RX185011-365x245.jpg 365w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/08/RX185011-300x202.jpg 300w" sizes="(max-width: 408px) 100vw, 408px" /></a>80.MEKTUP</p>
<ul>
<li>Mirza Fethullah Hakîm&#8217;e yazılmıştır</li>
<li>Yetmiş üç fırka içinde kurtuluşa erenin Ehl-i sünnet ve&#8217;l-cemaat fırkası olduğu, bid&#8217;atçı fırkalardan uzak du­rulması gerektiği</li>
</ul>
<p>Allah Sübhânehû ve Teâlâ bize ve size şeriat-ı Mustafa yolu üzerinde istikamet ihsan etsin.</p>
<p>İşte mesele budur; gayrisi nafile!</p>
<p>Yetmiş üç fırkadan her biri şeriata tâbi olduğunu iddia eder ve kurtuluşa erenlerden olduklarına kesin olarak inanır.</p>
<p>Şu âyet-i kerime onların hallerini anlatır ve durumlarını or­taya koyar:</p>
<p>&#8220;Her fırka, kendi yanında bulunanla sevinmektedir (mü-minûn, 23/53).</p>
<p>Bu muhtelif gruplar arasından kurtuluşa ermiş olan fırkayı ayırabilmek için Resul-i Ekrem Efendimiz in (s.a.v) açıkladığı deli­le gelince, o şu hadis-i şeriftir:</p>
<p>&#8220;Onlar benim ve ashabımın bulunduğu yolda olanlardır.&#8221; (Tirmizî, nr. 2641)</p>
<p><em><br />
</em>Burada sahib-i şeriat Efendimiz’in (s.a.v) sadece kendini zik­retmesi ve &#8220;Benimyolum üzere olanlardır&#8221; demesi yeterli olduğu halde ashabını da zikretmesi, &#8221; Benim yolum ashabın yoludur ve kur­tuluş yolu yalnızca onların yoluna uymaktan geçer&#8221; şeklinde bir ilan</p>
<p>için olabilir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Kim Resul&#8217;e itaat ederse Allah&#8217;a itaat etmiş olur&#8221; (Nisâ, 4/80).</p>
<p>Resûl&#8217;e itaat, Allah&#8217;a itaatin ta kendisidir. Ona itaat etmemek ise Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerine isyan etmektir.</p>
<p>Allah Sübhânehû, Resûl&#8217;e itaat etmediği halde Allah&#8217;a itaat ettiğini ileri süren bir topluluğun durumunu haber vermiş ve on­ların küfrüne hükmetmiştir. Âyet şöyledir:</p>
<p>&#8220;Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isterler; &#8216;Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz!&#8217; derler; bu ikisinin (inanmakla inkârın)arasında bir yol tutmak isterler&#8221; (Nisâ, 4/150).</p>
<p>Ashabm yoluna tâbi olmaksızın Nebî&#8217;ye (s.a.v) ittibâ iddiası bâtıl bir iddiadır. Hatta bu iddia bilfiil Allah Resûlü&#8217;ne (s.a.v) is­yandır, karşı gelmedir. Böyle bir yolla kurtuluşa ulaşmak ne mümkündür?</p>
<p>Şu âyet-i kerime onların haline uymaktadır:</p>
<p>&#8220;Kendilerinin bir şey (hakikat) üzerinde bulunduklarını sa­nacaklardır. İyi bilin ki onlar yalancılardır&#8221; (Mücâdele, 58/18).</p>
<p>Peygamber Efendimiz&#8217;in (s.a.v) ashabına tâbi olan fırka şüp­hesiz Ehl-i sünnet ve&#8217;l-cemaat fırkasıdır. Allah Teâlâ onları çabala­rından dolayı mükâfatlandırsın! Onlar, kurtuluşa eren fırkadır. Şîa ve Haricîler gibi Allah Resûlü&#8217;nün sahabesine dil uzatanlar, onlara tâbi olmaktan mahrumdurlar.</p>
<p>Mu&#8217;tezile de tek başına sonradan ortaya çıkmış bir mezhep­tir. Bu mezhebin öncüsü Vâsıl b. Atâ&#8217;dır. Kendisi Hasan-ı Basrî’nin talebeleri arasmda idi. Daha sonra Hasan-ı Basrî&#8217;nin (rh.a.) mecli­sinden ayrılıp küfür ve iman arasında bir durumdan (el-Menziletü beyne&#8217;l-menzileteyn) söz etmeye başlayınca Hasan-ı Basrî (rh.a.), onun için &#8220;bizden ayrıldı&#8221; dedi. Diğer fırkaların durumu da bun­dan farklı olmayıp aynı şekildedir.</p>
<p>Ashaba dil uzatmak gerçekte Resûlullah&#8217;a (s.a.v) dil uzat­maktır. Ashaba saygı göstermeyen, Allah Resûlü&#8217;ne iman etme­miştir. Çünkü onların kötü olması, onların arkadaşının da kötü olması sonucuna varır ki; bu denli çirkin bir itikattan Allah a sığı­nırız.</p>
<p>Bu arada, Kur&#8217;an ve hadisler yoluyla bize ulaşan şeriat hü­kümleri ancak sahabe vasıtasıyla bize ulaşmıştır. Şayet sahabe ayıplanırsa, onların yapmış olduğu nakillerin de ayıplı ve kusurlu olması gerekir. Bu nakil işi de sahabenin bir kısmına has değildir. Bilakis sahabenin hepsi adalette, doğrulukta ve tebliğ işinde eşit­tir. Hangisi olursa olsun sahâbe-i kirâmdan bir tanesine dahi dil uzatmak, dine dil uzatmak demektir ki, bu denli çirkin bir du­rumdan Allah&#8217;a sığınırız.</p>
<p>Sahâbeye dil uzatanlar, &#8220;Aslında biz de sahâbeye tâbiyiz ama sahabeye tabi olmak hepsine tâbi olmayı gerektirmez. Hatta saha- benin görüşleri ve mezhepleri muhtelif olduğu için hepsine tâbi olmak zaten mümkün de değildir&#8221; şeklinde bir itiraz ileri sürebilir. Buna şöyle cevap veririz:</p>
<p>Sahabenin bazısına tâbi olmak ancak diğerleri inkâr edilme­diği takdirde faydalıdır. Diğerleri inkâr edildiği zaman ötekilere uyma fiili de gerçekleşmez. Nitekim Hz. Ali (k.v) üç halifeye de saygı ve hürmet gösterirdi. Onlara uymayı hak gördüğü için biat etmiştir. O halde diğer sahabeleri inkâr ederek Hz. Ali&#8217;ye tâbi ol­duğunu iddia etmek katıksız bir yalandır, iftiradır ve kuru iddia­dan öteye geçmez. O sahabeleri inkâr etmek gerçekte Hz. Ali Efendimiz&#8217;i (k.v) inkâr etmektir ve onun sözlerini ve davranışları­nı açık bir şekilde reddetmektir.</p>
<p>Allah&#8217;ın aslam Hz. Ali (k.v) için takıyye ihtimalini caiz gör­mek akıl bozukluğunun son kertesidir. Sağlıklı bir akıl, Allah&#8217;ın aslanının yaklaşık otuz senelik bir süre içinde halifelere karşı olan buğzunu gizleyip bunun tersine bir hayat yaşayarak onlarla nifak üzere kurulmuş bir beraberliğinin olmasını doğru ve mümkün görmez. Halbuki bu tür bir nifak, ehl-i İslâm&#8217;ın sıradan ferdi için bile düşünülemez. Bu tutumun çirkinliğini iyi düşünmek ve an­lamak gerekir. Çünkü böyle bir tutum, Allah&#8217;ın aslanı Hz. Ali&#8217;ye (k.v.) büyük bir zayıflık ve küçük düşürücü bir hile nisbet etmek anlamına gelmektedir.</p>
<p>Diyelim ki, Allah&#8217;ın aslanı için takıyyeyi caiz gördük. Peki, Resûl-i Ekrem Efendimiz&#8217;in (s.a.v) üç halife ile ilgili tazimi ve ba­şından sonuna kadar tüm hayatı boyunca onlara değer vermesi konusunda ne diyecekler? Bu noktada takıyyenin yeri olmaz; çün­kü doğru olanı tebliğ etmek Resûlullah (s.a.v) üzerine vaciptir, bir zorunluluktur. Bu noktada takıyyeyi caiz görmenin varacağı nokta zındıklıktır.</p>
<p>Allah Teâlâ buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O&#8217;nun mesajım duyurmamış olursun&#8221; (Mâide, 5/67).</p>
<p>Kâfirler, &#8220;Muhammed, gelen vahiy içinden kendisine uyanı açıklı­yor, uymayanı ise gizliyor&#8221; diyorlardı. Kesin olan bir şey var ki o da, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v) hata üzerinde sabit olması, bir hataya de­vam etmesi caiz değildir. Aksi halde getirmiş olduğu şeriata halel gelir. O halde üç halifeyi tazim ve methetmesinin aksine, Peygam­ber Efendimiz&#8217;den (s.a.v) bir şey sâdır olmayıp onlara verdiği de­ğeri ortadan kaldıracak bir şey de bulunmadığına göre; buradan anlaşılır ki Resûlullah&#8217;ın (s.a.v) üç halifeyi yüceltmesi ve onlara değer vermesi hatadan ve geçersiz olmaktan korunmuştur.</p>
<p>Esas meseleye dönersek, onların yukarıda değinilen itirazı­nın yani şüphesinin cevabını, öncekinden daha açık ve daha net bir şekilde izah edelim. Dinin asıllarında sahabenin hepsine tâbi olmak vaciptir. Çünkü dinin esas konularında sahabe arasında ih­tilaf yoktur. Sahâbenin ihtilafı yalnızca ayrıntılardadır.</p>
<p>Sahabenin bazısına dil uzatan kişi, onların tümüne tâbi ol­maktan mahrumdur. Sahabe sözleri ittifak ifade etmekle birlikte; din büyükleri olan sahabeyi inkâr nasipsizliği, o sözlerdeki ittifakı ihtilafa dönüştürmektedir. Hatta bir sözü söyleyeni reddetmek, o kişinin söylediklerini de reddetmeye götürmektedir.</p>
<p>Yukarıda da değindiğimiz üzere, şeriatı bize ulaştıran, asha­bın tümüdür. Çünkü ashabın hepsi adalet sahibidir ve her biri bize şeriattan bir şey ulaştırmıştır. Aynı şekilde Kur&#8217;an da her birinden bir veya daha fazla âyet alınarak toplanmıştır.</p>
<p>O halde sahabenin bazısını inkâr etmek Kur&#8217;an&#8217;ı ulaştıranları inkâr etmek demektir. Böyle olunca, sahabeden bazılarını inkâr eden kimsenin şeriatın bütün hükümlerini yerine getirmesi müm­kün olmaz. Bu durumda felah ve kurtuluş nasıl mümkün olabilir?</p>
<p>Allah Teala şöyle buyurur*</p>
<p>&#8220;Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyâmet gününde de azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir&#8221; (Bakara, 2/85).</p>
<p>Bununla birlikte deriz ki; Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;i toplayan Hz. Os­man&#8217;dır, hatta Ebû Bekir-i Sıddık ve Ömer&#8217;dir. Allah onlardan razı olsun. Hz. Ali&#8217;nin (k.v.) topladığı şey ve onun içeriği, Kur&#8217;an&#8217;ın dı­şında bir şeydir.</p>
<p>İyi düşünmek gerekir. Çünkü bu büyükleri inkâr, hakikatte Kur&#8217;an&#8217;ı inkâra götürür. Böyle bir durumdan Allah Sübhânehû&#8217;ya sığınırız. Biri bir Şiî müçtehide şöyle bir soru sordu:</p>
<ul>
<li>Kur&#8217;an&#8217;ı Osman&#8217;ın cemettiği iddia edilmekte. Bu durumda Kur&#8217;an hakkındaki itikadın nedir? O şöyle cevap verdi:</li>
<li>Onu inkârda bir maslahat görmüyorum. Çünkü onu inkâr etmek dinin tamamen yıkılmasına sebep olur.</li>
</ul>
<p>Aynı şekilde aklı başında olan kişi, Resûlullah’m (s.a.v) irtihalinin üzerinden henüz bir gün bile geçmeden, sahâbe-i kirâmın bâtıl bir durum üzerinde birleşmesini mümkün görmez.</p>
<p>Şu sabittir ki; Allah Resûlü&#8217;nün vefat ettiği gün, sahabenin sayısı 33.000 kadardı ve hepsi de gönül rızasıyla ve kendi tercihle­riyle Sıddık-ı Ekber&#8217;e (r.a) biat etmişti. Böyle bir durumda Resûlullah&#8217;m bütün ashabının dalâlet üzere birleşmeleri imkânsız bir durumdur. Nitekim Peygamber Efendimiz&#8217;de (s.a.v) buyur­muştur:</p>
<p>&#8220;Ümmetim sapıklık üzerine birleşmez. &#8220;<sup>(Tirmizi,nr.2167)</sup></p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin (k.v) başlangıçta biat etmekte gecikmesi, &#8220;Dargın­lığımız, şûradan geri bırakılmamız sebebiyledir; yoksa biliyoruz ki Ebû Bekir bizden daha hayırlıdır&#8221; sözüyle kendisinin de belirttiği üzere, şûraya davet edilmemesi sebebiyledir.</p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin (k.v) şûrâya davet edilmemesinin sebebi, musibe­tin ilk dehşetinin yaşandığı sırada Ehl-i beyt&#8217;in yanlarında kalarak onları teselli etmesi gibi bir maslahatın gözetilmesi veya buna benzer bir sebepten olması mümkündür. Yoksa sahabe arasında meydana gelen ihtilafların kaynağı nefsanî arzular değildir. Çün­kü onların nefisleri tezkiye edilmiş (arınmış), &#8220;kötü ve çirkin olanı emretmekten&#8221; kurtulmuş ve &#8220;mutmainne&#8221; olmuştur. Onların arzu ve istekleri şeriata tâbidir.</p>
<p>Üstelik sahabe arasında ortaya çıkan bu ihtilafın dayanağı iç­tihattır ve doğruyu açığa çıkartarak yüceltme çabasıdır. Hata ede­ne Allah katında bir derece, isabet edene ise on derece sevap var­dır. O halde dili onlara eza ve cefa etmekten korumak ve hepsini hayır ile yâd etmek gerekir.</p>
<p>İmam Şâfiî (rh.a.) demiştir ki:</p>
<p>&#8220;Allah Teâlâ ellerimizi onların kanına bulaşmaktan korudu, o halde biz de dillerimizi onlara uzatmadan koruyalım!&#8221;</p>
<p>İmam Şâfiî (rh.a.) yine şöyle der: &#8220;Resûlullah&#8217;tan (s.a.v) sonra</p>
<p>insanlar zor durumda kaldı. Gök kubbe altında Hz. Ebû Bekir’den</p>
<p>(r.a) daha hayırlı birini bulamadılar ve kendilerini yönetmesi için onu tayin ettiler.&#8221;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İmam Rabbani,Mektubat-ı Rabbani,cild:1</p>
<p>Semerkand Yay.)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ehl-i-sunnet-vel-cemaate-uymaya-tesvik/">Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat’e Uymaya Teşvik</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ehl-i-sunnet-vel-cemaate-uymaya-tesvik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>73 Fırka Hadisi Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ummetim-yetmis-uc-firkaya-ayrilacak-bunlarin-icinden-bir-firkasi-ehl-i-necat-olacaktir-hadisini-aciklar-misiniz/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ummetim-yetmis-uc-firkaya-ayrilacak-bunlarin-icinden-bir-firkasi-ehl-i-necat-olacaktir-hadisini-aciklar-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Feb 2013 08:33:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehli Sünnet Mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[73 fırka hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[73 fırka nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimiz (s.a.s), &#8220;Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır.&#8221; buyurmuş. Ashab sormuşlar: &#8220;Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?&#8221; Şöyle cevap vermiş: &#8220;Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır.&#8221;(Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17) Binâenaleyh, Peygamberimizin (s.a.s) kitaplarda yazılı olan sünnetlerine bağlı kalan Müslümanlar, ehl-i [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ummetim-yetmis-uc-firkaya-ayrilacak-bunlarin-icinden-bir-firkasi-ehl-i-necat-olacaktir-hadisini-aciklar-misiniz/">73 Fırka Hadisi Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ummetim-yetmis-uc-firkaya-ayrilacak-bunlarin-icinden-bir-firkasi-ehl-i-necat-olacaktir-hadisini-aciklar-misiniz/maxresdefault-12/" rel="attachment wp-att-16342"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16342" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault.jpg" alt="" width="407" height="254" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault.jpg 1600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault-600x375.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault-300x188.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault-768x480.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault-1024x640.jpg 1024w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/maxresdefault-1536x960.jpg 1536w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" /></a></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.s),</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır.&#8221;</strong></p>
<p>buyurmuş. Ashab sormuşlar:</p>
<p><em>&#8220;Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?&#8221;</em></p>
<p>Şöyle cevap vermiş:</p>
<p><strong>&#8220;Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır.&#8221;</strong>(Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17)</p></blockquote>
<p>Binâenaleyh, Peygamberimizin (s.a.s) kitaplarda yazılı olan sünnetlerine bağlı kalan Müslümanlar, ehl-i necat, yâni kurtulanlardan olacaktır. Yeter ki sünnetten ayrılmasın, onu tek ölçü bilsin, şahıslarında tatbik etmekte ihmale düşmesinler.</p>
<p><strong>Fırka-ı Naciye,</strong> kurtuluşa eren, ahiretteki her türlü azabtan beraet ederek, necatını, kurtuluşunu eline alan topluluk, zümre demektir ki, bunun bir adı da<em>&#8220;Ehl-i Sünnet ve&#8217;l-Cemaat&#8221;</em>tir. Diğer bir ifade ile Fırka-ı Naciye, Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;in hükümlerini kabul ve tasdik etmekle onlara uyan, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in ve O&#8217;nun büyük ashâbının yolunu aynen takip eden büyük topluluk, cemaat demektir.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s) Ebû Hureyre&#8217;den rivayet edilen bir hadislerinde:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;&#8230; Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka cehenneme gidecektir.&#8221;</strong></p>
<p>buyurmuşlardır. Ayrıca bu türden olan hadislerin devamında sahabîlerin, Fırka-ı Naciye&#8217;den sormaları üzerine Hz. Peygamber (s.a.s), Fırka-ı Naciye&#8217;yi:</p>
<p><strong>&#8220;Benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden ashabımın yoluna uyanlardır.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>diye tarif etmiştir.</p>
<p>İşte Yüce Allah&#8217;ın Resulü Sevgili Peygamberimizin ashabının yoluna uyanlara<strong>&#8220;Sünnet ve topluluk mensupları&#8221;</strong> anlamında <em>&#8220;Ehl-i Sünnet ve&#8217;l-Cemaat&#8221;</em>denilmiştir. Bu anlamda Fırka-ı Naciye&#8217;yi de Allah&#8217;ın Kitabına, yani Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e ve Resulünün ve ashabının diliyle nakledilmiş dosdoğru yoluna, Sünnetine uyan cumhûrun, yani Müslümanların çok büyük bir topluluğunun görüşlerini benimseyip kabul eden ve bunlarla amel eden büyük topluluk olarak anlamak gerekir.</p>
<p>Gazalı, Fırka-ı Naciye&#8217;nin bu doğru yolunun, kurtuluşa götüren yolunun esaslarını itikadı noktadan toplu bir şekilde şu üç hükümde toplamaktadır:</p>
<blockquote><p><em><strong>1)</strong> Allah&#8217;a İman,</em></p>
<p><em><strong>2)</strong> Nübüvvete İman -ki meleklere ve kitaplara imanı da içine alır-</em></p>
<p><em><strong>3)</strong> Ahirete İman </em>(İmam-ı Gazâlî, Faysalu&#8217;t-Tefrika, Mısır 1325, s.15)</p></blockquote>
<p>Zira Peygamberimiz (s.a.s) bu esaslara inanan kimsenin Müslüman olarak, bu dinin nimetlerinden faydalanacağını ve mümin olacağını, birini veya tamamını yalanlayıp inkâr edenin de ne mümin ne de müslim sayılacağına, onun kâfir olduğunu bildirmiştir. Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;in pek çok ayetinde bu doğru yola ve bu yolun Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in yolu olduğuna işaret edilmiştir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey İnananlar, And olsun ki, sizin için, Allah&#8217;a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah&#8217;ı çok anan kimseler için Allah&#8217;ın Resulü (Hz. Peygamber) en güzel örnektir.&#8221;</strong>(Ahzâb, 33/21).</p>
<p><em>&#8220;&#8230; Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah&#8217;tan sakının, doğrusu Allah&#8217;ın cezalandırması çetindir.&#8221;</em> (Haşr, 59/7)</p>
<p><strong>&#8220;Ey Muhammed! Eğer sana cevab veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil. Allah&#8217;tan bir yol gösterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır? Allah zalim milleti şüphesiz ki doğru yola eriştirmez.&#8221;</strong> (Kasas, 28/50).</p>
<p><em>&#8220;(Ey Muhammed!) De ki, Allah&#8217;ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder.&#8221;</em> (Âl-i İmrân, 3/31)</p></blockquote>
<p>İslâm Tarihi boyunca olduğu gibi, bu gün de akaid sahasında en isabetli yolu takip ettiği kabul edilen ve Müslümanların büyük çoğunluğunu sinesinde toplayan<strong>Fırka-ı Naciye veya Ehl-i Sünnet,</strong> mezhepler tarihi âlimlerinin büyüklerinden olan Abdülkâhir el-Bağdadî&#8217;ye (Ö: 429/1037) göre <strong>şu sekiz sınıf, topluluktan meydana gelmiştir:</strong></p>
<blockquote><p><strong>1.</strong> Ehl-i Bid&#8217;atın hatalarına düşmeyen, Râfızîler, Hâricîler, Cehmiyye, Neccâriyye ve diğer sapık fırkalar gibi düşünmeyen Sıfatiyyenin yolunu takip eden Kelâm âlimleri,</p>
<p><strong>2.</strong> Hem re&#8217;y, hem de hadis grubuna mensup fıkıh imamlarından ve usulu&#8217;d-Dıne, Sıfatıyyenin Allah&#8217;a ve O&#8217;nun ezel; sıfatlarına inanışı gibi inananlardan meydana gelen Fıkıh âlimleri,</p>
<p><strong>3.</strong> Hz. Peygamber&#8217;den gelen sağlam haberler ve sünnetlerin yollarıyla ilgili bilgilere sahib olanlar ve bunlardan sahih ile zayıfını ayırdedebilen muhaddisler,</p>
<p><strong>4. </strong>Edebiyat, dilbilgisi ve söz dizimi ile ilgili pek çok şeyin bilgisine sahip olan âlimler,</p>
<p><strong>5.</strong> Kur&#8217;an okuma şekilleri ve Kur&#8217;an ayetlerini açıklama yolları ve bunların sapık fırka mensublarının tevilleri dışında Ehl-i sünnet mezhebine uygun tevilleri hakkında geniş bilgiye sahib müfessirler ve Kıraat İmamları,</p>
<p><strong>6.</strong> Sûfi zâhidler</p>
<p><strong>7.</strong> Müslümanların sınırlarında kâfirlere karşı nöbet tutan, Müslümanların düşmanlarıyla savaşan Müslüman, kahraman mücâhidler,</p>
<p><strong>8.</strong> Ehl-i Sünnet akıdesinin yayıldığı, onların davranışlarının hâkim durumda bulunduğu beldelerin ve memleketlerin ahalisinden, halk kitlelerinden müteşekkil topluluklar.(Abdulkâhir Bağdâdî, El-Fark Beyn&#8217;il-Fırak, s.289-292)</p></blockquote>
<p><strong>Ehl-i Sünnet ve&#8217;l-Cemaatin Üzerinde Birleştiği Esaslar:</strong></p>
<p>Sünnet ve Cemaat Ehlinin büyük çoğunluğu, dinin rükünlerinden belli esaslarda ittifak etmişlerdir. Dinin bu rükünlerinden her birinin hakikatını bilmek büluğ çağına ulaşmış her akıllı kimseye vacibtir. El-Bağdadî&#8217;ye göre her rüknün şubeleri vardır ve onların şubelerinde, <strong>Ehl-i Sünnetin tek görüş halinde üzerinde birleştikleri meseleler vardır:</strong></p>
<blockquote><p><strong>1.</strong> Kâinat vehim ve hayalden ibaret olmayıp, onun bir öz varlığı ve hakikatı mevcuttur. İnsan bu kâinatı tanımaya, ayrıca bilgi edinmeye muktedirdir.</p>
<p><strong>2.</strong> Kâinat bütün ayrıntılarıyla yaratılmış bir şeydir. Onun mutlaka bir tek olan yaratıcısı vardır.</p>
<p><strong>3.</strong> Allah Teâlâ&#8217;nın zatından ayrılmayan ezelî sıfatları vardır.</p>
<p><strong>4.</strong> O&#8217;nun isimleri, vasıfları, adaleti ve hikmeti zatının gereğidir, bunları da bilmek gereklidir.</p>
<p><strong>5.</strong> Yüce Allah&#8217;ın resuleri ve nebîleri vardır, onların mucizelerini bilmek de zorunludur.</p>
<p><strong>6.</strong> Yüce Allah&#8217;ın emir ve yasaklara dair hükümleri ile teklifin (mükellef olmanın) bilgisini elde etmektir. Yani İslâm&#8217;ın üzerine bina kılındığı beş rüknü kabul ve tasdik etmektir ki, bunlar: Allah&#8217;tan başka bir ilâhın bulunmadığına ve Hz. Muhammed&#8217;in Allah&#8217;ın Peygamberi olduğuna şahitlik etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Ramazan orucu tutmak ve Kâbe&#8217;ye hacca gitmektir.</p>
<p><strong>7.</strong> İnsanların fani olduğuna, öldükten sonra dirilecekleri ahiret âleminin varlığına ve bu âlemin müştemilatı denilen, haşr, sual, hesab, mizân, cennet, cehennem gibi hususlara inanmak,</p>
<p><strong>8.</strong> Ahirette Allah&#8217;ın müminler tarafından görüleceğini bilmek,</p>
<p><strong>9.</strong> Kaderin hak olduğunu, fakat kulların işlerinde mecbur olmadıklarını bilmek,</p>
<p><strong>10.</strong> Kelâmullahın kadim olduğunu, fakat ses ve harflerden meydana gelmediğini bilmek.</p></blockquote>
<p>Görüldüğü gibi bütün bu ve benzeri olan itikâdı esaslar Fırka-ı Nâciye&#8217;nin, yani Ehl-i sünnetin büyük çoğunluğunun üzerinde ittifak edip birleştikleri noktalardır. Ayrıca bu esasların herbiri Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;in muhkem ayetlerine, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in sahih hadislerine dayanmaktadır.</p>
<p>Bu itibarla<strong> Fırka-Naciye</strong> Allah&#8217;ın emirlerini bilip onları yerine getirdiği, yasaklarını anlayıp onlardan uzak durduğu ve Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in gösterdiği hak yolda ilerlemeye devam ettiği için bu adı almış, yani kurtuluşa eren büyük topluluk olmuştur. Fırka-ı Naciye&#8217;yi ilk devirdeki topluluklara göre Ehl-i Sünnet-i Hasse denen Selefiyye, Ehl-i Sünnet-i Amme denilen Mâtûridîlerle Eş&#8217;ârîler meydana getirmiştir.</p>
<p>(Geniş bilgi için bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/332; Ebû Dâvud, Sünen, II/259; İbn Mâce, Sünen, II/479; Gazâli, İhyâ&#8217;, I/179; Şâtibî, Muvâfakat, IV / 48-52; Teftâzânî, Şerhu&#8217;l-Makâsıd, II/199; Abdulkâhir Bağdâdî, el-Fark Beyne&#8217;l-Fırak, Mezhebler Arasındaki Farklar, Tercüme: Doç. Dr. E. Ruhi Fığlalı s.289-335; Eş&#8217;ârî, Makalât, s.277-284)</p>
<div><i>Sorularla İslamiyet</i></div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ummetim-yetmis-uc-firkaya-ayrilacak-bunlarin-icinden-bir-firkasi-ehl-i-necat-olacaktir-hadisini-aciklar-misiniz/">73 Fırka Hadisi Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ummetim-yetmis-uc-firkaya-ayrilacak-bunlarin-icinden-bir-firkasi-ehl-i-necat-olacaktir-hadisini-aciklar-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
