<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>3 Muhammed Eleştirisi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/3-muhammed-elestirisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Nov 2017 19:50:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>3 Muhammed Eleştirisi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Üç Muhammed Eleştirisi (2)</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2016 14:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[3 Muhammed Eleştirisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=10838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed; 1. syf 220: Bu örnekten sonra Mutezileyi sünnet ve hadise karşı aşırı titiz ve seçici tavrından dolayı &#8220;sünnet inkarcılığıyla&#8221; suçlamak, sanırım doğru olmasa gerek. Cevap: Mutezilenin sünnete bakışı İslamoğlu&#8217;nun avukatlığının aksine sünnet inkarı eksenlidir: http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/11/mutezile-ve-hadis-1-mutezile-ve-genel.html Mutezile imamları hadis ravileri şöyle dursun senedin altın halkası olan sahabileri bile cerh etmeden geri durmamışlardır: http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/12/mutezile-ve-hadis-2-mutezilenin-sahabe.html [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-2/">Üç Muhammed Eleştirisi (2)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-2/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-2/" rel="attachment wp-att-10839"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-10839" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-1.jpg" alt=" Üç Muhammed Eleştirisi (2)" width="458" height="458" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-1.jpg 458w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-1-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-1-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-1-360x360.jpg 360w" sizes="(max-width: 458px) 100vw, 458px" /></a>Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed;</p>
<p><b>1. syf 220:</b> Bu örnekten sonra Mutezileyi sünnet ve hadise karşı aşırı titiz ve seçici tavrından dolayı &#8220;sünnet inkarcılığıyla&#8221; suçlamak, sanırım doğru olmasa gerek.</p>
<p><b>Cevap:</b> Mutezilenin sünnete bakışı İslamoğlu&#8217;nun avukatlığının aksine sünnet inkarı eksenlidir:</p>
<p><a href="http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/11/mutezile-ve-hadis-1-mutezile-ve-genel.html" target="_blank" rel="noopener">http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/11/mutezile-ve-hadis-1-mutezile-ve-genel.html</a></p>
<div></div>
<div>Mutezile imamları hadis ravileri şöyle dursun senedin altın halkası olan sahabileri bile cerh etmeden geri durmamışlardır:</div>
<div></div>
<div><a href="http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/12/mutezile-ve-hadis-2-mutezilenin-sahabe.html" target="_blank" rel="noopener">http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/12/mutezile-ve-hadis-2-mutezilenin-sahabe.html</a></div>
<div></div>
<div></div>
<div>
<p><b>2. syf 222:</b> Oysaki Kuran insanlık boyunca Allah&#8217;ın insana olan rahmetinin bir ifadesi olan vahiy kurumun bir ürünü&#8230;</p>
<p><b>Cevap: a-</b>Kuran&#8217;ı &#8220;ürün&#8221; olarak görmek hiç şüphesiz ki yakışıksız bir değerlendirmedir. Kuran-ı hakim/kerim/mecid gibi saygı ifadesi olan kelimeler kullanılabilirdi. Bediüzzaman hazretleri Kuran&#8217;ı ne güzel tarif eder! İşte gerçek alimlerin ifade tarzı:</p>
<p>Kur&#8217;an:</p>
<p>-Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. <span class="text_exposed_show"><br />
-ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi..<br />
-ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri..<br />
-ve zeminde ve gökte gizli esma-i İlahiyenin manevi hazinelerinin keşşafı..<br />
-ve sutûr-u hadisatın altında muzmer hakaikin miftahı..<br />
-ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı..<br />
-ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan ve âlem-i gayb cihetinden gelen iltifâtât-ı ebediye-i Rahmaniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhaniyenin hazinesi..<br />
-ve şu İslâmiyet âlem-i manevisinin güneşi, temeli, hendesesi..<br />
-ve avâlim-i uhreviyenin mukaddes haritası..<br />
-ve zât ve sıfât ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi,<br />
-tefsir-i vâzıhı,<br />
-bürhan-ı katıı,<br />
-tercüman-ı satıı..<br />
-ve şu âlem-i insaniyetin mürebbisi..<br />
-ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetin mâ&#8217; ve ziyası..<br />
-ve nev&#8217;-i beşerin hikmet-i hakikiyesi..<br />
-ve insaniyeti saadete sevkeden hakikî mürşidi ve hâdîsi&#8230;</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>-ve insanlara hem bir kitâb-ı şeriat,<br />
-hem bir kitâb-ı dua,<br />
-hem bir kitâb-ı hikmet,<br />
-hem bir kitâb-ı ubudiyet,<br />
-hem bir kitab-ı emir ve davet,<br />
-hem bir kitâb-ı zikir,<br />
-hem bir kitâb-ı fikir,<br />
-hem insanın bütün hâcât-ı maneviyesine merci olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi&#8217; bir kitâb-ı mukaddes..<br />
-hem bütün evliya ve sıddıkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhane hükmünde bir kitâb-ı semavidir.</p>
<p>Kur&#8217;an Arş-ı Azamdan, İsm-i Azamdan, her ismin mertebe-i azamından geldiği için, Onikinci Söz&#8217;de beyan ve isbat edildiği gibi;</p>
<p>Kur&#8217;an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah&#8217;ın kelamıdır.<br />
-Hem bütün mevcudatın İlâhı unvanıyla Allah&#8217;ın fermanıdır.<br />
-Hem bütün semavat ve arzın Hâlıkı namına bir hitabdır.<br />
-Hem Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir.<br />
-Hem saltanat-ı amme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir.<br />
-Hem rahmet-i vasia-i muhita nokta-i nazarında bir defter-i iltifâtât-ı Rahmaniyedir.<br />
-Hem Ulûhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır.<br />
-Hem ism-i azamın muhitinden nüzul ile arş-ı azamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddes&#8217;tir. Ve şu sırdandır ki, &#8220;Kelâmullah&#8221; ünvanı kemal-i liyakatla Kur&#8217;ana verilmiş ve daima da veriliyor.</p>
</div>
<p><b>b-</b>Bu söz Kuran&#8217;ın mahluk olduğu itikadının bir &#8220;ürünüdür&#8221;. Bizim ehl-i sünnet olarak, itikadımız şöyledir:</p>
<p>Kuran&#8217;ın manevi ve İlahi bir sıfat olan Kelam ile ilgili olan yönü. Bu yönüyle Kuran mahluk değildir. Çünkü madem Allah mahluk değil ve ezelidir; elbette sıfatları dahi mahluk değildir. Sıfatlarından biri de kelam sıfatıdır. Ve Kur’an&#8217;a biz“Kelamullah” demekteyiz. Kelamullah, yani Allah&#8217;ın kelamı bir sıfat-ı ilahidir, bu yönüyle Kur’an mahluk değildir. Bir sıfat-ı ilahidir ve Allah&#8217;ın bizden isteklerini anlamak için tecelli etmiş bir tenezzülat-ı ilahiyedir. (2)</p>
<p><b>3. s. 222:</b> Yine peygamber kendisine peygamberlik delili olarak verilen tek mucizenin Kuran olduğunu ifade eder.</p>
<p><b>Cevap:</b> İslamoğlu bu ifadeyi Resulullah&#8217;tan rüya yoluyla mı almış?<br />
Allah resulünün (s.a.v.) böyle bir ifadesi yoktur. Buna reddiye olarak:</p>
<p><a href="http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/08/mealcilerin-mucize-inkarclgna-cevap.html" target="_blank" rel="noopener">http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/08/mealcilerin-mucize-inkarclgna-cevap.html</a></p>
<p><b>4. s.224:</b> Buhari ve Müslim&#8217;in sahihlerine aldıkları şu hadisi Hz. Aişe tümüyle reddetmiştir: &#8220;Kadın, siyah köpek ve merkeb namaz kılanın önünden geçince o kimsenin namazı bozulur.&#8221;115</p>
<p>115. Müslim, Salat 4.50.</p>
<p><b>Cevap:</b> İslamoğlu hadisin Buhari&#8217;de de geçtiğini söylemesine rağmen kaynak olarak sadece Müslim&#8217;i göstermiştir. Hadisin tam tahrici şöyledir:</p>
<p>Bir başka örnek namaz kılanın önünden merkep, kara köpek ve kadının geçmesi durumunda namazın bozulacağını ifade eden hadistir (Müslim, “Salât”, 50; Ebu Dâvûd, “Salât”, 109; Tirmizî, “Salât”, 136; Nesâî, “Ķıble”, 7). Hz. Aişe bu hadise şiddetle itiraz etmiş ve, “Bazan Resulullah namaz kılarken ben onunla kıblesi arasında yatmış olurdum, secde etmek istediğinde ayaklarıma dokunurdu, ben de onları çekerdim” demiştir (Buhârî, “Salât”, 108; Müslim, “Salât”, 51; Ebu Dâvûd, “Salât”, 111; Nesâî, “Ķıble”, 10) (3)</p>
<p>Görüldüğü gibi Ebu Hüreyre (r.a.) hadisinin değerlendirilmesi de yine Buhari hadisinde gelmektedir. Buhari de olan hadis tam olarak şöyledir:</p>
<p>Buhari, Namaz;</p>
<p>108- Bab: Erkek Namaz Kılarken Secde Sırasında, Secde Edebilmesi İçin Eliyle Karısını Dürter Mi?</p>
<p>154-&#8230;&#8230;.Bize Ubeydullah tahdîs edip şöyle dedi: Bize el-Kasım, Âişe&#8217;den tahdîs etti. O (R) şöyle demiştir: Ne kötü bir denkleştirmedir ki, sizler biz kadınları köpek ve eşekle bir seviyede tuttunuz. Yemin olsun, ben kendisi ile kıblesi arasında yatmış olduğum hâlde Rasûlullah&#8217;ın namaz kılar olduğunu kat&#8217;î olarak bilmişimdir. Secde­ye varmak istediği zaman eliyle ayaklarımı dürterdi de ben ayakları­mı geriye çekip büzerdim.</p>
<p>Ayrıca;</p>
<p>Hadiste sözü geçen şeylerle namazın bozulduğunu iddia edenler, nama­zın bozulmasına sebep, bu üç şeyin şeytan manasında olmasını sebep göste­rirler ve &#8220;köpeğin şeytan olduğu hadisle sabittir; kadının şeytanlığı da kurduğu tuzaklardadır. Eşeğin şeytan olması ise, Nuh aleyhisselama gemide iken şey­tanının eşek suretinde gelmesindendir.” derler.</p>
<p>Mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifle buna benzer bazı hadislerde<b> ka­dının namaz kılanın önünden geçmesiyle o kimsenin namazını bozacağın­dan bahsedilmesi, kadının kadr-ü kıymetini düşüren bir şey olarak anlaşılmamalıdır. Zira Hüccetü&#8217;llahi&#8217;l-Baliğa&#8217;da bunun hikmetinden bahse­dilirken, &#8220;namaz Allah&#8217;a yalvarış ve yakarıştır. Bu yakarışın huzur ve huşu içerisinde olması gerekir. Kadınlarla bir arada olmak ve onlara yaklaşmak, onlarla sohbet etmek ve hatta onlara bakmak sağlanması gereken bu huzur ve huşua mânidir&#8221; demektedir</b>. <i>Yoksa kadının kadr ve kıymetini düşürmek için değildir</i>. Nitekim İmam Nevevî Mecmu&#8217; isimli eserinde Mesrûk&#8217;tan ri­vayet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte şöyle demektedir: &#8220;Hz. Âişe&#8217;nin bu­lunduğu bir mecliste namaza mani hallerden bahsedilirken köpeğin, merkebin ve kadının da bu haller arasında zikredilmesine şaşarak; bizi merkeb ve kö­peklere mi benzetiyorsunuz? Halbuki Resulullah (s.a.) namaz kılarken onunla kıblesi arasında karyolam üzerine uzanır, yatardım.&#8221;</p>
<p>Diğer bir hadis-i şerifte Aişe (r.anhâ): &#8220;Ben hayızlı olduğum halde ya­tağımda yatarken Resulullah (s.a.) namaz kılardı. Secdeye vardığında yerin dar olması sebebiyle ayaklarımı secdegâhından uzaklaştırır, sonra secde eder­di.&#8221; demiştir.<br />
<i>Bu hadis-i şerifler gösteriyor ki, bundan maksat kendine malik olan bir kimsenin önünde kadın olması veya önünden kadın geçmesi, onun namazı­na zarar vermez</i>.<br />
[Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/75-77.]</p>
<p><b>5. s. 225:</b> Hz. Aişe sonradan hadis derlemelerine sahih kaydıyla girecek olan bazı hadisler kendisine nakledildiğinde &#8220;Bu konuda Kur&#8217;an size yeter&#8221; demiştir. Mesela &#8220;Ölü kendisine ağlayandan dolayı azab görür&#8221;118 hadisi Hz. Aişe&#8217;ye hatırlatıldığında, o haberin yanlış nakledildiğini, müminlerle alakalı olmadığını söyleyerek &#8220;Kur&#8217;an size yeter&#8221; demiş ve &#8220;Kimse bir diğerinin sorumluluğunu yüklenmez.(53.38) ayetini okumuştur.119</p>
<p>118. Buhari, Cenaiz 29.32; Müslim, Cenaiz 11.9.<br />
119. el-İcabe, s. 68 ve 92.</p>
<p><b>Cevap:</b><br />
<b><br />
</b><b>a- Bu hadisle ilgili yapılmış en kapsamlı çalışmada şöyle denilmektedir: </b><br />
<b><br />
</b><b>Hepsi de gördüğünü ya da duyduğunu haber veren birçok meşhur sahâbînin bu konudaki rivayetleri veya bu rivayetlerle Kur&#8217;an ayetleri arasında gerçek bir çelişki gözükmemektedir</b>. <b>O halde, sahihliği tespit edilmiş bu rivayetlerin hiçbirini reddetmeksizin,</b> <b>lafız, anlam ve bağlam faktörleri çerçevesinde en uygun yorumu bulmaya çalışmak gerekir</b><br />
<i><br />
</i><i>Birçok farklı sened ve metinle erken dönem rivayet mahsullerinden itibaren temel hadis kaynaklarında yer alan ta‘zîbü’l-meyyit hadisi, isnad açısından bir problem taşımamaktadır</i>. <b>Hadisin metin değerlendirmesiyle ilgili olarak ortaya çıkan değişik görüşlerden birinin veya birkaçının tamamen doğru, diğerlerinin yanlış olduğunu söylemek yerine, hadisin anlaşılmasında her birinin az veya çok katkısının olabileceğini düşünmek daha gerçekçidir</b>.<br />
<i><br />
</i><i>Sonuç olarak, her biri gördüğünü ya da duyduğunu haber veren birçok meşhur sahâbînin rivayetiyle sabit olan ta‘zîbü’l-meyyit hadisinin, sosyo-kültürel bağlam, rivayet bütünlüğü ve Kuran-sünnet ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde, sened yönüyle olduğu gibi <u>muhteva itibariyle de sahih gözükmektedir</u></i>. <i>Buna rağmen bazılarınca güç anlaşılması, anlaşılamaması veya tamamen reddedilmesi, büyük ölçüde </i>sosyo<i>-kültürel arka planının ya hiç ya da yeterince dikkate alınmamasından veya bu konudaki bilgilerin gereğince değerlendirilememesinden; kısaca </i><u>rivayete eksik, yüzeysel, bazan da ön yargılı yaklaşımdan</u><i> kaynaklandığı söylenebilir. </i><b>Dolayısıyla bu rivayetin, hadiste yeterince metin tenkidi yapılmadığı, bu nedenle de “en ünlü ve güvenilir” muhaddisler tarafından, “en sahih ve muteber” hadis kaynaklarında bile zayıf, hatta uydurma rivayetlere yer verildiği iddiasını doğrulayan bir kanıt olarak ileri sürülmesi uygun değildir.</b> (4)<br />
<b><br />
</b><b>b-</b> “Ölünün arkasından feryadu figanla ağlamadan dolayı ölünün azabgörmesi&#8221;<br />
hususunda gelen bu hadislerin zahirine göre; ölü, aile halkının ve çevrede bulunan kimselerin ağlamasından dolayı azab görür. Sahabelerden, tabiundan ve etbau&#8217;t-tabiinden bir grup bu görüştedir. Daha sonraki alimlerin büyük çoğunluğu, bu hadisin manasını tevil yoluna gitmiş­ler, Fakat hadisin tevili konusunda ihtilafa düşmüşlerdir.</p>
<p>Şâfiîlerden Müzeni (ö. 264/878), Nevevî (ö. 676/1277) ile Hanefilerden Ebu Leys es-Semerkandî&#8217;ye göre; sağlığında, ölünce kendisi için ağlanmasını vasiyet eden bir kimse, aile halkının ağlamasından dolayı azab görür. Fakat sağlığında böyle bir vasiyette bulunmayan kimseler, öldükten sonra yakınlarının ağlamasından dolayı azab görmezler. Nitekim&#8221;Hiçbir günahkar, başkasının günahını çekmez[1191] ayeti de buna delalet etmektedir.</p>
<p>Davud ez-Zâhirî (ö. 270/884) ile bir grup alim, “Ölü sağlığında aile halkını ölüye yüksek sesle ağlamaktan yasaklamayı ihmal etmediği için kendisi ölünce onların ağlamasından dola­yı azab görür” demişlerdir.</p>
<p>Hafız İbn Hacer (ö. 852/1447) bu görüşlerin arasını şöyle birleştirir: Bu mesele, şahısla­rın durumuna göre değişir. Adeti ölüm karşısında feryadu figan etmek olan bir kimse, ölünce yakınlarının ağlamaları için vasiyet etmişse, o kimse, yakınlarının bu ağıtından dolayı azab gördüğü gibi zalim olan bir kimse de yakınlarının dünyadaki bu çirkin amellerini saya saya ağlamalarından dolayı azab görür.</p>
<p>Yine kendi ölümüne yakınlarının feryadu figan ederek ağlayacaklarını bilen bir kimse, eğer sağlığında onlan bu konuda ikaz etmeyi ihmal ederek ve onların bu hareketinden hoşlanarak ölürse, onların ağıtlarından dolayı azab görür. Fakat onları ikaz etmeyi İhmal etmiş olmakla beraber sağlığında onların bu hareketinden hoşlanmamışsa, azab görme. Fakat ihmalinden dolayı azarlanır. Onların bu hallerinden hoşlanma­yan bir kişi, sağlığında onları gerektirdiği şekilde ikaz ettiği halde, onlar, bunu yine de yüksek sesle ağlayacak olurlarsa, ölü, bunların, Allah&#8217;ın razı olmadığı bir işi yapmalarını görmekten dolayı yine rahatsız olur.” (5)</p>
</div>
<div>
<div>***</div>
</div>
<div>(1) http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/risale/index.php?tid=132<br />
(2) <a href="http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=181693" target="_blank" rel="noopener">http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=181693</a><br />
(3) <a href="http://www.tdvia.org/dia/ayrmetin.php?idno=240087" target="_blank" rel="noopener">http://www.tdvia.org/dia/ayrmetin.php?idno=240087</a><br />
(4) <a href="http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/12/olunun-arkasndan-feryadu-figanla.html" target="_blank" rel="noopener">http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/12/olunun-arkasndan-feryadu-figanla.html</a><br />
(5) <a href="http://www.ilimdunyasi.com/sahih-i-muslim-muhtasari/olen-kimsenin-ailesinin-ona-aglamasi-sebebiyle-azab-olunmasi/?wap2" target="_blank" rel="noopener">http://www.ilimdunyasi.com/sahih-i-muslim-muhtasari/olen-kimsenin-ailesinin-ona-aglamasi-sebebiyle-azab-olunmasi/?wap2</a></div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-2/">Üç Muhammed Eleştirisi (2)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Muhammed Eleştirisi (1)</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-1/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2016 14:27:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[3 Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[3 Muhammed Eleştirisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=10834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed; 1. s. 213: Sahabe kimi durumlarda Hz. Peygamberin sözüne tabi olmamışken, aynı konuda ortaya koyduğu fiiline uymuştur. Hudeybiye&#8217;de yaşanan, bunun tipik bir örneğidir. Hudeybiye&#8217;de sahabe Resulullah emir verdiği hâlde ihramdan çıkmamış ve kurban kesmemiş, fakat kendisi bunları yapınca onun ameline uymuşlardır. Bu olayı, söz konusu teorik tartışmaya örnek vermeye dahi gönlümüz [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-1/">Üç Muhammed Eleştirisi (1)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-1/mustafa-islamoglu-uc-muhammed/" rel="attachment wp-att-10835"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-10835" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed.jpg" alt="Üç Muhammed Eleştirisi (1)" width="458" height="458" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed.jpg 458w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/mustafa-islamoglu-uc-muhammed-360x360.jpg 360w" sizes="(max-width: 458px) 100vw, 458px" /></a></p>
<p>Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed;</p>
<p><strong>1. s. 213:</strong> Sahabe kimi durumlarda Hz. Peygamberin sözüne tabi olmamışken, aynı konuda ortaya koyduğu fiiline uymuştur. Hudeybiye&#8217;de yaşanan, bunun tipik bir örneğidir. Hudeybiye&#8217;de sahabe Resulullah emir verdiği hâlde ihramdan çıkmamış ve kurban kesmemiş, fakat kendisi bunları yapınca onun ameline uymuşlardır.</p>
<p>Bu olayı, söz konusu teorik tartışmaya örnek vermeye dahi gönlümüz razı değil. Çünkü bireysel ve toplumsal tüm davranışlar sınırsız neden, illet ve amaçlara dayalı olarak gerçekleşebilir. Şu hâlde onları kodlamanın yanlış sonuçlara götürebileceğini düşünmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p><strong>Cevap:</strong></p>
<p>&#8216;Gönlü razı değil&#8217; ama örnek vermekten geri kalmıyor! Hatta öyle kurnazca bir üslupla veriyor ki sanki sahabe &#8220;Hz. Peygamberin sözüne tabi olmamışken, aynı konuda ortaya koyduğu fiiline uymayı&#8221; adet edinmiş izlenimiyle yansıtıyor. Tipik örneği Hudeybiye&#8217;de &#8220;itaati ağırdan alma&#8221; olan vakanın 2.,3. örneği hangisidir?</p>
<p><strong>2. s. 213:</strong> İçerisinde &#8220;sünnet&#8221; barındırmayan &#8220;hadis&#8221;in rivayetine İmam Malik de karşıdır. O, şöyle der: &#8220;İbn Şihab&#8217;tan çok hadis işittim. Onlardan hiçbirini rivayet etmedim, rivayet etmem de!&#8221; el-Fervi der ki: &#8220;Niçin, diye sordum, o da &#8220;Amelî bir değeri olmadığı için&#8221; dedi.&#8221;(Şatıbi, el-Muvafakat, 4/170)</p>
<p><strong>Cevap:</strong></p>
<p><strong>a-</strong> İbn Vehb&#8217;den: İmam Malik şöyle demiştir: &#8220;İbn Şihâb&#8217;dan çok hadis işittim; onlardan asla hiçbirini rivayet etmedim, rivayet et­mem de&#8221; el-Fervî demiştir ki: &#8220;Ona, niye diye sordum&#8221; O: &#8220;Amelî bir değeri yok&#8221; diye cevap verdi.[Şâtıbi, el-Muvâfakât, İz Yayıncılık: 4/289-294]</p>
<p>İbn Vehb&#8217;in rivayet ettiğine göre İmam Malik şöyle söylemiştir: &#8220;İbn Şihab&#8217;tan (daha) bir çok hadis işittim; onları nakletmedim ve nakletmem de &#8230; &#8220;Niçin &#8220;hiçbiri&#8221; ifadesine karşı çıkıyor ve &#8220;daha&#8221; ifadesini ekliyoruz? Çünkü yukarıdaki ifadeleri okuyan bir kimse İmam Malik&#8217;in İbn Şihab ez-Zühri&#8217;yi güvenilmez bir insan kabul edip ondan hiç hadis nakletmemiş olduğunu sanacaktır.Halbuki durum hiç de öyle değildir. İbn Şihab ez-Zühri İmam Malik&#8217;in hocasıdır ve kitabı Muvatta&#8217;a onun bir rivayeti ile başlar, onun rivayetiyle bitirir. Ondan 250 civarında hadis nakleder. (1)</p>
<p><strong>b- İslamoğlu:</strong> &#8220;İçerisinde &#8220;sünnet&#8221; barındırmayan &#8220;hadis&#8221;in rivayetine İmam Malik de karşıdır.&#8221;</p>
<p><strong>Cevap:</strong> İslamoğlu&#8217;nun da onayından geçtiğine göre Muvatta&#8217;daki aşağıdaki hadisler &#8216;sünnet barındırmaktadır&#8217;. &#8216;Sünnet barındıran&#8217; bu hadisleri İslamoğlu hangi gerekçelerle inkar eder? Rivayetleri kabulde bu kadar müşkülpesent olup inkarda bu kadar hevesli:süpürücü olmak mıdır sünnete ittiba?</p>
<p>Muvatta, Kader;</p>
<p><strong>1.</strong> Ebu Hüreyre&#8217;den (r.a.) Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Adem ile Musa münazara etti de Adem, Musa&#8217;ya üstün geldi. Musa Adem&#8217;e:<br />
«— Sen insanları azdıran ve cennetten çıkaran Adem misin?» dedi. Adem de ona:<br />
«— Sen Allah&#8217;ın her şeyin ilmini kendisine verdiği ve risaletiyle insanlar üzerine seçtiği Musa mısın?» dedi. Musa:<br />
— Evet.» deyince, Adem:<br />
«— Ben yaratılmadan önce bana takdir edilen şey dolayısıyla mı beni ayıplıyorsun?» dedi.[Müslim, kader,46/2, no:14]</p>
<p><strong>2.</strong> Cühen kabilesinden Yesar oğlu Müslim rivayet eder: Ömer b. Hattab (r.a.)&#8217;a: «Rabbim, Adem oğullarının sulbünden soyunu çıkarmış onlara; Ben sizin Rabbiniz değil miyim? de­miş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: Evet: (Rabbimizsin) buna şehadet ettik demişlerdi. (İşte bu itiraf ettirme) kıyamet günü «Bizim bundan haberimiz yoktu» dememeniz içindi».[ A&#8217;raf, 172.] ayetin manası sorulunca:</p>
<p>«—Resûlullah (s.a.v )&#8217;i işittim. Ona bu ayetin manası sorul­duğunda şöyle buyurdu, dedi: «Şüphesiz ki Allah Teâlâ Adem&#8217;i yarattı. Sonra kudret eliyle sırtını sıvazlayıp on­dan zürriyetini çıkardı ve «bunları cennet için yarattım, cennetliklerin amelini işleyecekler» dedi. Sonra Adem&#8217;in sırtına yine dokunup ondan bir nesil daha çıkardı ve «bun­ları cehennem için yarattım. Cehennem ehlinin amelini iş­leyecekler» buyurdu. Bunun üzerine bir adam:</p>
<p>«— Ya Resulullah! O zaman amelin ne yararı var?» deyince Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:</p>
<p>«— Şüphesiz ki Allah, kulu cennetlik yaratınca ölünce­ye kadar ona cennet ehlinin amelini işletir. Bu sebeple onu cennete sokar. Bir kul da cehennem için yaratılınca, ona Ölünceye kadar cehennem ehlinin amelini işletir. Bu se­beple onu cehenneme sokar.»[Ebu Davud, Sünnet, 39/16; Tirmizî, Tefsir, 44/7, no:2.]</p>
<p><strong>Örnekler arttırılabilir&#8230;</strong></p>
<p><strong>3. s. 213 :</strong> İmam Malik öldüğü zaman, geride bıraktıkları arasında, hayatında asla rivayet etmediği pek çok hadis bulunmuştur. Kendisine &#8220;Bu hadisi senden başka bilen yok&#8221; denildiği zaman onu terk ederdi.(Şatıbi, el-Muvafakat, 4/170)</p>
<p><strong>Cevap:</strong> el-Muvafakat&#8217;ta şunlar yazıyor:</p>
<p>Öldüğü zaman, geride bıraktıkları arasında, hayatında asla rivayet etmediği pek çok miktarda hadis bulunmuştur. Kendisine: &#8220;Bu hadisi senden başka bilen yok&#8221; dediklerinde he­men onu terk ederdi. Kendisine: &#8220;Bu ehl-i bid&#8217;atin işine yarayacak bir hadis&#8221; dediklerinde onu terk ederdi.</p>
<p>Kendisine: &#8220;Falanca, garib (bilinmedik) hadisler rivayet eder&#8221; dediklerinde: &#8220;Biz garib (bilin­medik) hadislerden kaçarız&#8221; demiştir. O, bir hadis hakkında tered­düde düştüğü;zaman onu tamamen terk ederdi. O şöyle derdi: &#8220;Ben bir insanım; hata da ederim, isabet de. Be­nim görüşüme bakın: Kitâb&#8217;a ve sünnete uygun düşenlerini alın, uygun düşmeyenlerini ise terk edin&#8221; [Şâtıbi, el-Muvâfakât, İz Yayıncılık: 4/286-289]</p>
<p>İmam Malik&#8217;in bu hassasiyeti hadis musanniflerimizin ve imamlarımızın ne kadar titiz iş çıkardığının bir göstergesi olarak hadis kitaplarına olan güveni daha da arttırması gerekirken maalesef İslamoğlu bu gibi alıntıları hadisleri zayıflatmak, hadislere olan güveni sarsmak için yapıyor. Adeta &#8216;Bakın İmam Malik pek çok hadisi nakletmeden öldü, ne belli ki Muvatta&#8217;daki o hadisler esasında nakletmemesi gerekenlerdendi ? demek istiyor&#8217;.</p>
<p>Bu niyet okuma değil bizzat sohbetlerinde değindiği husustur. Bu hassasiyetteki bir İmamın Muvatta&#8217;sını İslamoğlu neden ameline esas yapmaz? Örneğin bu eserde geçen aşağıdaki hadis gibi belki yüzlercesi neden kulak ardı edilir? Eğer bunları imamın tahkik ehli olduğuna ve hadis ilmine samimi gayretleriyle pek çok şey kattığına dair deliller olarak naklediyorsa bu kitabın içindeki hadisleri daha fazla ciddiye alması gerekmez miydi?</p>
<p>Muvatta, Oruç:</p>
<p>Saîd b. Müseyyeb&#8217;den: Resûlullah&#8217;a (s.a.v.) bir bedevi gel­di. Adam «Mahvoldum!» diyerek başına vuruyor, saçını başını yo­luyordu. Resulullah (s.a.v.) kendisine:</p>
<p>«—Ne bu hal?» diye sordu. Adam:</p>
<p>«— Ramazanda oruçlu iken hanımımla cinsi münasebet yap­tım.» dedi. Resulullah (s.a.v.):</p>
<p>«— Bir köle azat edebilir misin?» diye sordu. Adam:</p>
<p>«— Hayır!» dedi. Resulullah (s.a.v.):</p>
<p>«— Bir dişi deve fidye verebilir misin?» buyurdu. Adam:</p>
<p>«— Hayır!» dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber adama:<br />
«— Öyleyse otur!» dedi. Resûlullah&#8217;a (s.a.v,) bir sele hurma getirildi.</p>
<p>«—Al bunu tasadduk et.» dedi. Adam:</p>
<p>«— Benden daha muhtaç kimse yok.» deyince Resulullah<br />
(s.a.v.):</p>
<p>«— Onu ye, eşinle münasebette bulunduğun günün oru­cunun yerine bir gün kaza et!» buyurdu.</p>
<p>Atâ&#8217;dan: Said b. Müseyyeb&#8217;e «bir selede kaç hurma vardır?»diye sordum. «On beş, yirmi sa&#8217; arasıdır!» diye cevap verdi.</p>
<p><strong>Örnekler çoğaltılabilir&#8230;</strong></p>
<p><strong>4. s. 213:</strong> İbn Abdilberr şöyle der: &#8220;Hz. Ömer, bir hüküm barındırmayan ve bir sünnet ifade etmeyen hadislerin nakledilmesini yasaklamıştı.&#8221;( Camiu Beyani&#8217;l-İlm, 2/121.)</p>
<p><strong>Cevap: </strong></p>
<p><strong>a-</strong> Bu ifadelerden Hz. Ömer açısından (r.a.) sünnet içeren hadislerin daha öncelikli olduğu sonucu çıkarılacaksa bu doğru olabilir. Ancak kelimesi kelimesine/literal okuyuş yaparak &#8220;içinde sünnet olmayan hadisler Hz. Ömer tarafından yasaklanmıştı/göz ardı ediliyordu&#8221; dersek bu gerçeğe uygun bir sonuç çıkarımı olmaz. İslamoğlu sünnet içeren hadisi şöyle izah eder:</p>
<p>&#8220;Sünnet nedir? Orijinal olan, hayata ilişkin olan, dinde konulmuş olan daimi olandır. Sünnetin tarifi içinde bu unsurlar olmazsa olmazdır. Hayata ilişkin olacak, davranışla alakalı olacak&#8230;&#8221; (2)</p>
<p>Madem ki İslamoğlu Hz. Ömer&#8217;in (r.a.) hadis rivayetine yaklaşımını çok doğru buluyor ona Hz. Ömer&#8217;in naklettiği aşağıdaki hadisleri tavsiye ediyoruz:</p>
<p><strong>1-)</strong> Sonra Abdullah dedi ki: Babam Ömer İbnu&#8217;l-Hattâb (radıyallahu anh) bana şunu anlattı: &#8220;Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)&#8217;in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)&#8217;in önüne oturup dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı:</p>
<p>Ey Muhammed! Bana İslâm hakkında bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) açıkladı: &#8220;İslâm, Allah&#8217;tan başka ilah olmadığına, Muhammed&#8217;in O&#8217;nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah&#8217;a haccetmendir.&#8221; Yabancı: &#8220;-Doğru söyledin&#8221; diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de söyleneni tasdik etmesine hayret ettik.<br />
Sonra tekrar sordu: &#8220;Bana iman hakkında bilgi ver?&#8221;</p>
<p>Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) açıkladı: &#8220;Allah&#8217;a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah&#8217;tan olduğuna da inanmandır.&#8221; Yabancı yine: &#8220;Doğru söyledin!&#8221; diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: &#8220;Bana ihsan hakkında bilgi ver?&#8221;</p>
<p>Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) açıkladı: &#8220;İhsan Allah&#8217;ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah&#8217;a ibadet etmendir. Sen O&#8217;nu görmesen de O seni görüyor.&#8221;<br />
Adam tekrar sordu: &#8220;Bana kıyamet(in ne zaman kopacağı) hakkında bilgi ver?&#8221;<br />
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) bu sefer: &#8220;Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla bir şey bilmiyor!&#8221; karşılığını verdi.</p>
<p>Yabancı: &#8220;Öyleyse kıyametin alâmetinden haber ver!&#8221; dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>&#8220;Köle kadınların efendilerini doğurmaları, yalın ayak, üstü çıplak, fakir -Müslim&#8217;in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar çobanlarının yüksek binalar yapmada yarıştıklarını görmendir.&#8221;</p>
<p>Bu söz üzerine yabancı çıktı gitti. Ben epeyce bir müddet kaldım. -Bu ifade Müslim&#8217;deki rivayete uygundur. Diğer kitaplarda &#8220;Ben üç gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)&#8217;la karşılaştım&#8221; şeklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun? dedi. Ben: &#8220;Allah ve Resulü daha iyi bilir&#8221; deyince şu açıklamayı yaptı: &#8220;Bu Cebrail aleyhisselâmdı. Size dininizi öğretmeye geldi.&#8221;(Müslim, İman 1, (8); Nesâî, İman 6, (8, 101); Ebu Dâvud, Sünnet 17, (4695); Tirmizî, İman 4, (2613).)</p>
<p><strong>2-)</strong> Hz. Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah&#8217;a yükselmez. (Beni hayvanına binen yolcunun maşrapası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun.)&#8221; Tirmizî, Salât 352, (486). (3)</p>
<p><strong>3-)</strong> 1988 &#8211; Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) vefat edince, ondan sonra Hz. Ebu Bekir (radıyallâhu anh) halife seçildi. Bunun üzerine bedevilerden bir kısmı &#8220;irtidât&#8221; etti. (Hz. Ebu Bekir halife olarak onlarla savaşmaya karar verince) Hz. Ömer, &#8220;Resulullah (aleyhissalâtu vesselam): &#8220;İnsanlar lâilaheillallah deyinceye kadar onlarla savaşmaya emrolundum. Bunu söylediler mi, benden mallarını ve nefislerini korurlar. (İslâm&#8217;ın) hakkı hariç artık hesapları da Allah&#8217;a kalmıştır!&#8221; demiş iken, sen nasıl insanlarla savaşırsın?&#8221; dedi.</p>
<p>Hz. Ebu Bekir: &#8220;Allah&#8217;a yemin olsun, namazla zekâtın arasını ayıranlarla savaşacağım. Zira zekât, malın hakkıdır. Vallahi, Resulullah (aleyhissalâtu vesselam)&#8217;a vermekte oldukları bir oğlağı vermekten vazgeçseler, onu almak için onlarla savaşacağım&#8221; dedi. Hz. Ömer sonradan demiştir ki: &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim, anladım ki, Hz. Ebu Bekir&#8217;in bu görüşü, Allah&#8217;ın savaş meselesinde ona ilhamından başka bir şey değildi. İyice anladım ki, bu karar hakmış.&#8221;(Buhâri, İ&#8217;tisâm 2, Zekâtı, İstitâbe 3; Müslim, İman 32, (20); Muvatta, Zekât 30, (1, 269); Tirmizi, İmân 1, (2610); Ebu Dâvud, Zekât 1, (1556); Nesâi, Zekât 3, (5,14). (4)</p>
<p><strong>Örnekler çoğaltılabilir&#8230;</strong></p>
<p><strong>b-</strong>Veya aşağıdaki hadise sünnet içeriyor gözüyle aynı Hz. Ömer&#8217;in baktığı gibi bakabilecek mi yoksa bu hadisi de &#8220;kelime oyunlarıyla&#8221; katakulliyle inkar mı edecek?</p>
<p>Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: &#8220;Hz. Ömer radıyallahu anh&#8217;in yanında idik. Bize:<br />
&#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;in fitne hakkındaki hadisini kim hafızasında tutuyor?&#8221; dedi. Ben atılıp: &#8220;Ben biliyorum!&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Sen iyi cüretlisin, nasılmış söyle bakalım!&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;ı işittim. Demişti ki: &#8220;Kişinin fitnesi ehlinde, malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, emr-i bi&#8217;l-maruf ve nehy-i ani&#8217;l-munker bu fitneye kefaret olur!&#8221;<br />
Ömer radıyallahu anh atılıp: &#8220;Ben bu fitneyi kastetmemiştim. Ben öncelikle denizin dalgaları gibi dalgalanacak (bütün cemiyeti sarsacak) fitneyi kastetmiştim!&#8221; dedi. Bunun uzerine ben:</p>
<p>&#8220;Ey müminlerin emiri! O fitne ile sizin ne alakanız var! Sizinle onun arasında kapalı bir kapı mevcut!&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Bu kapı kırılacak mi, açılacak mi?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Hayır açılmayacak, bilakis kırılacak!&#8221; dedim. Hz. Ömer (hayıflanarak):</p>
<p>&#8220;(Eyvah!) Öyleyse ebediyen kapanmayacak!&#8221; buyurdu.&#8221; Ravi der ki: &#8220;Biz Huzeyfe radıyallahu anh&#8217;a sorduk:</p>
<p>&#8220;Ömer bu kapının kim olduğunu biliyor muydu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet dedi. Yarından önce bu gecenin olacağını bildiği katiyette onu biliyordu. Ben size hadis rivayet ettim; boş söz (ve efsane) anlatmadam.&#8221;</p>
<p>Huzeyfe radıyallahu anh&#8217;a soruldu:</p>
<p>&#8220;O kapı kimdir?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ömer radıyallahu anh&#8217;tir!&#8221; buyurdu.&#8221; (Buhari, Mevakitu&#8217;s-Salat 4, Zekat 23, Savm 3, Menakib 25, Fiten 17, Muslim, Fiten 17, (144), Tirmizi, Fiten 71, (2259). (5)</p>
<p><strong>Örnekler arttırılabilir&#8230;</strong></p>
<p><strong>Sonuç:</strong> Görüyoruz ki İslamoğlu bu fasılda işine yarıyor gerekçesiyle bazı nakilleri vermiştir. Ancak bu nakillerin gerçekte içerdiği manalar ve işaret ettiği hususlar İslamoğlu&#8217;nun hadis ve sünnete bakış açısını destekleyecek şeyler değil.<br />
***<br />
(1) http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/11/mustesrikler-ve-hadis.html<br />
http://e-dergi.marmara.edu.tr/maruifd/article/viewFile/1012001956/1012001646<br />
(2) https://www.youtube.com/watch?v=ougk4k1kSYY<br />
(3) bkz: http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/08/islamoglunun-salat-u-selam-problemi.html<br />
(4) bkz: https://www.youtube.com/watch?v=5jhzOcYxLIw<br />
(5) bkz: http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2013/04/mustafa-islamoglunun-peygamberin.html</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>http://ravzaimutahhara.blogspot.com.tr/2015/11/islamoglu-uc-muhammed-1.html</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-1/">Üç Muhammed Eleştirisi (1)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/uc-muhammed-elestirisi-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
