<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kartezyen analitik | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/kartezyen-analitik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Nov 2017 10:12:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Kartezyen analitik | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Descartes&#8217;in &#8216;Düşünüyorum, o halde varım&#8217; Sözü Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2017 10:12:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Şüphe etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Cogito ergo sum]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünüyorum o halde varım]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Descartes]]></category>
		<category><![CDATA[Kartezyen analitik]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Koç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir &#8220;şey&#8221;in, &#8220;var olduğu&#8221;nun nasıl &#8220;ispat edileceği&#8221;, Grek- Latin-Kilise diyarındaki fikriyatın asli &#8220;mesele&#8221; lerinden bir tanesidir. Çünkü, bu diyarda &#8220;esas&#8221;ı itibariyle tesis edilemeyen &#8220;şey&#8221;in, &#8220;varolduğu&#8221;nun &#8220;ispat edilmesi&#8221; neticesinde &#8220;kimlik&#8221; kazanacağı zannedilir. Bu diyarın &#8220;düşünür&#8221;leri, &#8220;Tanrı&#8221;nın, &#8220;dış dünya&#8221;nın, &#8220;nesne&#8221;lerin, hatta &#8220;kendi&#8221;lerinin &#8220;var olduğu&#8221;nu ispat edebilmek için yüzyıllar boyunca gayret sarfetmiştir. Bu düşünürler, sözkonusu &#8220;mesele&#8221; itibariyle ya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/">Descartes’in ‘Düşünüyorum, o halde varım’ Sözü Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/rene-descartes-37613-1-402/" rel="attachment wp-att-18696"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-18696" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402.jpg" alt="" width="268" height="268" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402.jpg 1200w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-600x600.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-360x360.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-768x768.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-1024x1024.jpg 1024w" sizes="(max-width: 268px) 100vw, 268px" /></a></p>
<p>Bir &#8220;şey&#8221;in, &#8220;var olduğu&#8221;nun nasıl &#8220;ispat edileceği&#8221;, Grek- Latin-Kilise diyarındaki fikriyatın asli &#8220;mesele&#8221; lerinden bir tanesidir. Çünkü, bu diyarda &#8220;esas&#8221;ı itibariyle tesis edilemeyen &#8220;şey&#8221;in, &#8220;varolduğu&#8221;nun &#8220;ispat edilmesi&#8221; neticesinde &#8220;kimlik&#8221; kazanacağı zannedilir.</p>
<p>Bu diyarın &#8220;düşünür&#8221;leri, &#8220;Tanrı&#8221;nın, &#8220;dış dünya&#8221;nın, &#8220;nesne&#8221;lerin, hatta &#8220;kendi&#8221;lerinin &#8220;var olduğu&#8221;nu ispat edebilmek için yüzyıllar boyunca gayret sarfetmiştir.</p>
<p>Bu düşünürler, sözkonusu &#8220;mesele&#8221; itibariyle ya Eflatun gibi, &#8220;Grek teolojisine dayanan &#8220;kozmogenik senaryo&#8221;lar ortaya koymuşlar, veya Descartes gibi, &#8220;Kartezyen analitik&#8221; yoluyla geliştirdikleri &#8220;kanıt&#8221;lara dayalı &#8220;netice&#8221;ler ileri sürmüşler, ya da Kant gibi, &#8220;mesele&#8221;yi, &#8220;kategoriye bağlayarak &#8220;giderme&#8221;ye çalışmışlardır. Burada, sadece kısa bir özet yapmış olduk.</p>
<p>Daha yakın dönemde, bu diyarda Heidegger&#8217;in &#8220;varlık&#8221; ile ilgili yaptığı &#8220;araştırma&#8221;lar, esası itibariyle, &#8220;mevcut yumurta akının çırpılarak köpürtülmesine benzer; getirdiği &#8220;yenilik&#8221;ler de, &#8220;mevcut yumurta akı&#8221; ile &#8220;yumurta akının köpüğü&#8221; arasındaki &#8220;fark&#8221; ölçüsündedir. Heidegger&#8217;in çalışmaları, bu &#8220;mesele&#8221; de esasa dair herhangi bir &#8220;açılma&#8221; sağlamamış; ancak, &#8220;mesele&#8217;nin devam ettirilmesi&#8221; yönünde, &#8220;düşünür&#8221;lere, &#8220;eski malzeme&#8221;nin &#8220;yeni yollarla pişirilme&#8221; imkanını temin etmiştir.</p>
<p>Yakın dönemde, bazı İngiliz &#8220;analitik mütefekkir&#8221;ler dahi bir &#8220;şey&#8221;in &#8220;var olduğunun&#8221; nasıl ispat edileceği &#8220;meselesi&#8221;ne muhatap olmuşlar ve, &#8220;sağ el&#8221;lerinin &#8220;var olduğunu&#8221; ispatlamak yönünde bir hayli gayret göstermişlerdir.Ancak, bu diyarın &#8220;mütefekkir&#8221;leri, harcadıkları yüzlerce yıllık mesaiye rağmen, &#8220;mesele&#8221;nin &#8220;esası&#8221;nı bir türlü &#8220;ele geçirememiş&#8221;dir.</p>
<p>Bu diyarda, &#8220;düşünen&#8221;in &#8220;var olduğu&#8221;nun &#8220;ispat edilemediğine dair kısa bir örnek vermek üzere, Descartes&#8217;in fikriyatını kısaca ele alacağız.</p>
<p>Önce, Descartes&#8217;ın, &#8220;kendisi&#8221;nin &#8220;var olduğunu&#8221; &#8220;ispat etmek&#8221; üzere geliştirdiği &#8220;muhakeme zincirine bakalım.</p>
<p>Descartes, &#8220;var olup olmadığı&#8221;na karar verebilmek üzere &#8220;şüphe&#8221; etmeğe başlar.<br />
&#8220;Şüphe etmek&#8221;, bir &#8220;düşünme fiilidir. Kartezyen metafizik&#8217;te, &#8220;düşünme fiilleri&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;dayalı&#8221; olan, yani Pesas&#8221;ı &#8220;res cogitans&#8221; olan &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle oluşur veya oluşturulur.</p>
<p>&#8220;Şüphe fiili&#8221;ne &#8220;konu&#8221; olan &#8220;şey&#8221;, &#8220;zihin&#8221;de mevcut bir &#8220;idrak&#8221;tır. &#8220;Zihin&#8221;, bu &#8220;idrak&#8221;ı &#8220;düşünür&#8221; ve bu &#8220;düşünme&#8221;ye bağlı olarak, &#8220;idrak&#8221; hakkında &#8220;yanılma&#8221; cihetinden hüküm verir.</p>
<p>Kartezyen metafizikte, &#8220;şüphe fiili&#8221;ne &#8220;konu&#8221; olan bu &#8220;id- rak&#8221;ın &#8220;kaynağı&#8221;, esas itibariyle, ya &#8220;hissetme&#8221; yoluyla, &#8220;res ex- tensa&#8221;ya &#8220;dayalı&#8221; &#8220;nesne&#8221;lerdir, ya da &#8220;düşünme&#8221; yoluyla, &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;dayalı&#8221; &#8220;zihin&#8221;dir.</p>
<p>Esası &#8220;res extensa&#8221; olan bir &#8220;şey&#8221;in &#8220;hissedilerek algılanması&#8221; neticesinde, esası &#8220;res cogitans&#8221; olan &#8220;zihin&#8221;de, bu &#8220;şey&#8221;in bir &#8220;yansıma&#8221;sı ortaya çıkar. &#8220;Yansıma&#8221;, bu &#8220;şey&#8221;in &#8220;idrak&#8221;ıdır.</p>
<p>Mesela, &#8220;düzgün saplı&#8221; bir &#8220;çay kaşığı&#8221;, su dolu bir bardağın içinde ise, &#8220;ışığın kırınımı&#8221; sebebiyle kaşığın sapını &#8220;bükülmüş&#8221; olarak &#8220;idrak ederiz&#8221;. Descartes, &#8220;şüphe etmek&#8221; üzere, &#8220;zihnin&#8221; deki bu &#8220;idrak&#8221;ı, yani &#8220;bükülmüş saplı çay kaşığı idrakı&#8221;nı, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünür&#8221; ve &#8220;bükülmüş saplı çağ kaşığı idrakının kendisini &#8220;yanılttığını&#8221; farkeder.</p>
<p>Descartes, benzer olarak, &#8220;hissetme&#8221; neticesinde &#8220;zihnin&#8221;de ortaya çıkan birçok &#8220;idrak&#8221;ı &#8220;düşünerek&#8221;, bu &#8220;idrak&#8221;ların &#8220;kendisini &#8220;yanılttığina hükmeder ve, böylelikle, &#8220;hissetme&#8221; neticesinde &#8220;zihnin&#8221;de ortaya çıkan &#8220;idrak&#8221;den &#8220;şüphe eder&#8221;.</p>
<p>&#8220;İdrak&#8221;, Kartezyen metafizikte göre, &#8220;esas&#8221;ı &#8220;res extensa&#8221; olan &#8220;şey&#8221;in &#8220;hissedilerek algılanması&#8221; neticesinde &#8220;zihin&#8221;de ortaya çıkandan ibaret değildir; &#8220;esas&#8221;ı, &#8220;zihin&#8221; itibariyle &#8220;rescogitans&#8221; olan &#8220;düşünce&#8221; de, &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülerek&#8221;&#8221;idrak edilir&#8221;. &#8220;Zihin&#8221;deki bir &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle düşünülerek idrak edilmesi&#8217; de, bu &#8220;idrak&#8221; itibariyle,&#8221;düşünülmüş&#8221; olan &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;zihin&#8221;deki bir &#8220;yansıması&#8221; dır.</p>
<p>&#8220;Düşünmek yoluyla, düşünce&#8217;den şüphe edilemeyeceğini ileri süren Descartes, &#8220;mesele&#8221;yi şöyle sonlandırır: Cogito ergo sum (Dilimizde kullanılan tercümesi ile: Düşünüyorum, o halde varım). Bu hususu biraz açalım.</p>
<p>Bir noktayı kısaca hatırlatalım. &#8220;Cogito ergo sum&#8221;un esası, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünen&#8221;i &#8220;yanıltmasının &#8220;imkansız&#8221; olmasıdır. &#8220;Düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünen&#8221;i &#8220;yanıltmasının &#8220;imkansızlığı&#8221;ndan bahsedebilmek için, sadece &#8220;zihin&#8221; ve &#8220;zihin&#8221;de mevcut bir &#8220;düşünce&#8221; yeterli değildir; bunun için, &#8220;zihin&#8221;de mevcut bir &#8220;düşünce&#8221; ile bu &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkan bir &#8220;idrak&#8221;in de bulunması gerekir ki, &#8220;düşünme fiili&#8221;nin &#8220;yanılma&#8221;ya meydan vermediği bu &#8220;idrak&#8221; üzerinden anlaşılabilsin; aksi takdirde, &#8220;zihin&#8221;de &#8220;şüphe edecek&#8221; bir &#8220;şey&#8221; bulunmaz. Bu hususu, Kartezyen metafizik itibariyle gözden kaçırmamak gerekir.</p>
<p>Şunu belirtelim: Descartes, benzer bir &#8220;muhakeme&#8221;yi, &#8220;res extensa&#8221;yı da içeren şekilde ortaya koymaz; yani, &#8220;Düşünüyorum ve uzam&#8217;lıyorum, o halde varım&#8221; demez. Bu husus, Descartes&#8217;in &#8220;cevher&#8221; olarak kabul ettiği ve &#8220;birey&#8221;e bağlamaya uğraştığı &#8220;res extensa&#8221;nın, &#8220;birey&#8221;e &#8220;bağlanamadığını&#8221; gösterir. Bu itibarla, &#8220;res extensa&#8221;ya &#8220;dayalı&#8221; &#8220;şey&#8221;leri, yani &#8220;dış dünya&#8221;yı, &#8220;zihinsel&#8221; olarak nasıl &#8220;kavradığı&#8221; hususu, Kartezyen metafiziğin içinden çıkamadığı bir sorundur. Bu konuya girmeyeceğiz.</p>
<p>&#8220;Res cogitans&#8221; ile &#8220;res extensa&#8221;nın birbirlerine &#8220;bağlanmasının, &#8220;nörolojik&#8221; bir sorun olmadığını ve, &#8220;Turing makinası&#8221; veya benzeri kavram ve kuramlarla halledilemeyeceğini de belirtelim. Bunları da bir kenara bırakalım.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, Descartes&#8217;ın bu neticesini eleştiren bazı &#8220;düşünür&#8221;ler, mesela: &#8220;Yürüyorum, o halde varım&#8221;/ &#8220;zıplıyorum, o halde varım&#8221; gibi iddialarla da, &#8220;kendilerinin var olduğu&#8221;nun ispat edilebileceğini; bu itibarla, &#8220;zihni&#8221; esas alan, &#8220;düşünüyorum, o halde varım&#8221; şeklindeki bir iddiaya gerek bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.</p>
<p>Ancak, bu eleştirmenler, yukarıda kısaca anlattığımız &#8220;Kartezyen analitik&#8221; itibariyle &#8220;zıplamak&#8221; ile &#8220;düşünmek&#8221; arasındaki &#8220;asli fark&#8221;ı kavrayamamışdır.</p>
<p>&#8220;Uzayıp giden&#8221; ayrıntılara girmeden, &#8220;cogito ergo sum&#8221;u kısaca&#8221; ele alalım.</p>
<p>&#8220;Şüphe etmek&#8221;, tekrar edelim, bir &#8220;düşünme fiili&#8221;dir. &#8220;Şüphe etmek&#8221; için, &#8220;şüphe&#8221;ye &#8220;konu&#8221; olacak &#8220;idrak&#8221;ın, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünülmesi&#8221; gerekir. &#8220;Zihin&#8221;de bulunan &#8220;idrak&#8221;, ekleyelim, geniş manada &#8220;düşünce&#8221;dir. &#8220;Zihin&#8221;, &#8220;kendisinde bulunan&#8221; &#8220;idrak&#8221;ı, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünerek&#8221; &#8220;şüphe eder&#8221;. &#8220;Zihin&#8221;de bir &#8220;idrak&#8221; tesis edilmeden ve bu &#8220;idrak&#8221;, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünülmeden&#8221;, &#8220;şüphe&#8221; edilemez.</p>
<p>&#8220;İdrak etmek&#8221; neticesinde &#8220;zihin&#8221;de ortaya çıkan &#8220;tesis&#8221;, &#8220;tesis&#8221;i &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle yapılan &#8220;şey&#8221;in bizzat &#8220;kendisi&#8221; değildir.</p>
<p>Mesela, &#8220;çay kaşığı&#8221; ile ilgili olarak hissettiklerimizden &#8220;şüphe&#8221; ediyor isek, &#8220;şüphe&#8221; edilen bu &#8220;şey&#8221;, &#8220;esas&#8221;ı &#8220;res ex- tensa&#8221; olan &#8220;çay kaşığı&#8221;nın bizzat &#8220;kendisi&#8221; değildir; &#8220;şüphe edilen&#8221; &#8220;şey&#8221;, &#8220;idrak&#8221; itibariyle,&#8221;çay kaşığı&#8221;nın &#8220;zihin’deki tesisi &#8220;dir.</p>
<p>Çay kaşığının &#8220;zihin&#8217;deki tesisi&#8221;nin &#8220;düşünülmesi&#8221; ve bu yolla, bu &#8220;tesis&#8221;te &#8220;yanılma&#8221; imkanının bulunduğunun farkedilmesi, bu &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe&#8221; edilmesine yolaçar. &#8220;Tesis&#8221; de, tekrar edelim, &#8220;geniş mana&#8221;da &#8220;düşünce&#8221;dir.</p>
<p>Descartes, önce, &#8220;res extensa&#8221;ya &#8220;dayalı&#8221; &#8220;şey&#8221;in, &#8220;idrak edilmesi&#8221; itibariyle ve &#8220;zihnin&#8221;deki &#8220;tesis&#8221;inden hareketle, ve bu &#8220;tesis&#8221;i &#8220;düşünerek&#8221;, &#8220;his&#8221;lerinin kendisini &#8220;yanıltmış&#8221; olabileceği hükmüne varır ve, bu &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe&#8221; eder.</p>
<p>Tekrar edelim: &#8220;Şüphe&#8221;nin bir &#8220;düşünme&#8221; fiili olması sebebiyle, Descartes&#8217;in &#8220;şüphe&#8221; edebilmesi için, &#8220;hissettikleri&#8221;nin,&#8221;idrak etmek&#8221; yoluyla &#8220;zihnin&#8221;de &#8220;tesis edilmesi&#8221; gerekir ki &#8220;zihnin&#8221;de &#8220;şüphe&#8221; edilebilecek bir &#8220;şey&#8221;, yani bu &#8220;tesis&#8221; bulunsun ve Descartes bu &#8220;tesis&#8221;i &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünsün&#8221;; aksi takdirde, &#8220;şüphe etme&#8221; imkanı bulunmaz.</p>
<p>&#8220;İdrak etmek&#8221;, tekrar edelim, Kartezyen metafizik itibariyle, sadece, esası &#8220;res extensa&#8221; olan &#8220;şey&#8221;in &#8220;hissedilerek algılanmasından&#8221;, &#8220;kavranması&#8221;ndan ibaret değildir; &#8220;zihin&#8221;de bulunan &#8220;düşünce&#8221; de, &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülerek&#8221; &#8220;idrak edilir&#8221;. &#8220;Düşünce&#8221;yi &#8220;düşünmek&#8221; yoluyla &#8220;zihin&#8221;de temsil eden bu &#8220;yansıma&#8221; da, &#8220;idrak&#8221; itibariyle bir &#8220;tesis&#8221;dir ve, &#8220;geniş mana&#8221; da &#8220;düşünce&#8221; dir.</p>
<p>Descartes sorar: Bu &#8220;tesis&#8221;den, yani &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde &#8220;zihnim&#8221;de ortaya çıkan &#8220;düşünce&#8221;den de &#8220;şüphe&#8221; edebilir miyim ? Bu &#8220;tesis&#8221;i de, yani &#8220;düşünce&#8217;nin düşüncesini&#8221; de, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünebilir&#8221; miyim ?<br />
Hem &#8220;düşünce&#8221;yi, hem de &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde oluşan &#8220;tesis&#8221;i, &#8220;düşünme fiilleri&#8221; yoluyla oluşturan bizzat Descartes&#8217;ın &#8220;zihni&#8221;dir; bu bakımdan, hem &#8220;düşünce&#8221;, hem de &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; yoluyla oluşan &#8220;tesis&#8221;, aynı &#8220;esas&#8221; itibariyle, yani &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;dayalı&#8221; &#8220;zihin&#8221; vasıta- siyle oluşur.</p>
<p>Descartes&#8217;ın &#8220;zihni&#8221;nin, &#8220;düşünce&#8221;yi bir &#8220;esas&#8221;a göre oluştururken, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkan &#8220;tesis&#8221;i &#8220;farklı&#8221; bir &#8220;esas&#8221;a göre oluşturarak Descartes&#8217;ı &#8220;yanıltması&#8221;, &#8220;Kartezyen zihnin&#8221; tabi olduğu &#8220;esas&#8221;, yani &#8220;res cogi- tans&#8221; itibariyle &#8220;mümkün&#8221; değildir.</p>
<p>Bu nedenle, Descartes&#8217;ın, sözkonusu &#8220;tesis&#8221;i, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünerek&#8221;, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe etmesi&#8221; imkansızdır; çünkü, &#8220;şüphe&#8221; de, &#8220;düşünce&#8221;dir ve hem &#8220;tesis&#8221;in hem de &#8220;düşünce&#8221; nin meydana geldiği &#8220;esas&#8221;a göre ortaya çıkar. Bu itibarla, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe&#8221; edilmesi, yani &#8220;tesis&#8221; itibariyle bir &#8220;ya‘ nılma&#8221;nın &#8220;düşünülmesi&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221; cihetinden &#8220;mümkün&#8221; değildir. Bu netice, Kartezyen metafizik itibariyle, &#8220;analiik&#8221;tir.</p>
<p>Böylece, Descartes, &#8220;bu durumda, düşünce&#8217;yi meydana çıkaran &#8216;şey&#8217;in varolması gerektiği&#8221; kanaatinden hareketle, şu neticeye ulaşır: &#8220;Cogito ergo sum.&#8221;</p>
<p>Kartezyen metafizik itibariyle, &#8220;cogito (düşünüyorum)&#8221;dan, yukarıda anlattık, &#8220;şüphe edemeyiz&#8221;. Ancak, &#8220;Kartezyen analitik&#8221; itibariyle, &#8220;cogito (düşünüyorum)&#8221;dan, &#8220;sum (varım)&#8221;a, &#8220;Kartezyen analitik&#8221;e dayalı bir &#8220;muhakeme&#8221; yoluyla &#8220;geçmek&#8221; &#8220;mümkün&#8221; değildir. Bunu kısaca açıklayalım.</p>
<p>Tekrar edelim: &#8220;Şüphe etmek&#8221; bir &#8220;düşünme fiili&#8221;dir. Des- cartes&#8217;in, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşündüğü şey&#8221;, yani &#8220;tesis&#8221; de bir &#8220;düşünce&#8221;dir. &#8220;Tesis&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221; itibariyle, &#8220;düşünce&#8221; nin &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkar.<br />
&#8220;Düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde oluşan &#8220;tesis&#8221;in ve &#8220;şüphe&#8221;nin &#8220;esas&#8221;ı aynıdır; bu &#8220;esas&#8221;, yani &#8220;dayanak&#8221;, &#8220;zihin&#8221;dir ve, &#8220;zihin&#8221; cihetinden &#8220;esas&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221; dır. Bu itibarla, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe edilmesi&#8221;, yani &#8220;tesis&#8221;in &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünülmesi&#8221;, &#8220;imkan&#8221;sızdır.</p>
<p><strong>Şimdi soralım:</strong> &#8220;Şüphe etmenin&#8221;nin &#8220;imkan&#8221;sızlığından hareketle, &#8220;düşünen (cogito)&#8221;in &#8220;var olduğu (sum)&#8221; ileri sürülebilir mi?</p>
<p>Önce, Kartezyen metafiziğin incelenmesinde kullanacağımız bir &#8220;ayrım&#8221; yapalım: &#8220;Şey&#8221;, ya bizzat &#8220;kendi esası&#8221; cihetinden &#8220;var&#8221;dır, ya da bir &#8220;esas&#8221;a &#8220;dayanarak&#8221; &#8220;var&#8221;dır. Mesela, &#8220;res cogitans&#8221;, &#8220;kendi esası&#8221; ile &#8220;var&#8221;dır. &#8220;Düşünce&#8221;, bir &#8220;esas&#8221;a &#8220;dayanarak&#8221; vardır.</p>
<p>Bu &#8220;ayrım&#8221; sebebiyle, &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;varlık&#8221;tır demeyelim; asli mevcut diyelim. Düşünce&#8221;, elbette &#8220;var&#8221;dır ve bu itibarla &#8220;varlık&#8221;tır; ancak, &#8220;düşünce&#8221;, &#8220;asli mevcut&#8221; değildir. Her &#8220;asli mevcut&#8221;, bir &#8216;varlık &#8216;tır; ancak, her &#8220;varlık&#8221;, bir &#8220;asli mevcut’’ değildir.</p>
<p>&#8220;Aslen mevcut&#8221; olmayan &#8220;şey&#8221;, bir şekilde, &#8220;aslen mevcut olan&#8221;a &#8220;dayanarak&#8221; &#8220;var olur&#8221; ve &#8220;varlık&#8221; olur. &#8220;Düşünce&#8221; &#8220;zihne&#8221; &#8220;dayanan&#8221; &#8220;varlık&#8221;tır. &#8220;Kartezyen zihnin&#8221; esası, cogitans&#8221;tır.</p>
<p>&#8220;Res cogitans&#8217;ın hangi yolla &#8220;aslen mevcut&#8221; olduğu, Kartezyen metafizik itibariyle &#8220;bilinmez&#8221;; sadece, &#8220;yaratılma&#8221; yoluyla &#8220;Tanrı&#8217;ya bağlanır ve Kartezyen metafiziğin, her nasılsa, temeline, bir &#8220;analitik&#8221; dahilinde yerleştirilir. Bu konuyu daha fazla açmayacağız.</p>
<p>Bu itibarla, &#8220;sum&#8221;, &#8220;varım&#8221; şeklinde değil de, &#8220;aslen mevcudum&#8221; şeklinde anlaşılmalıdır. Çünkü, &#8220;aslen mevcut&#8221; olmadan &#8220;var olma&#8221;nın, &#8220;cogito ergo sum&#8221; cihetinden bir kıymeti bulunmaz. &#8220;Gölge&#8221; de &#8220;var&#8221;dır ve &#8220;varlık&#8221;tır; ancak, &#8220;gölge&#8221;, &#8220;aslen mevcut&#8221; değildir.</p>
<p>&#8220;Cogito&#8221;yu, Kartezyen metafiziğin esası itibariyle anlayabilmek için, &#8220;düşünce&#8221; ile bu &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkan &#8220;düşünce&#8221;, yani &#8220;tesis&#8221; arasındaki &#8220;bağlantı&#8221;yı ele alalım.</p>
<p>&#8220;Tesis&#8221;, &#8220;düşüncesi&#8221; olduğu &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;bizzat kendisi&#8221; değildir. &#8220;Tesis&#8221;, &#8220;düşüncesi&#8221; olduğu &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;zihin&#8221;deki bir &#8220;resmi&#8221;, bir &#8220;yansıması&#8221;dır; bir &#8220;temsil&#8221;idir. Üstelik, &#8220;tesis&#8221; de bir &#8220;düşünce&#8221;dir.</p>
<p>Bu noktada, &#8220;ayna&#8221; benzetmesine tekrar dönelim. &#8220;Şahıs&#8221; ile &#8220;ayna&#8221;da ortaya çıkan &#8220;aksi&#8221;, aynı çerçevedeki &#8220;fiziksel esaslar&#8221;a dayanır. Ancak, &#8220;ayna&#8221;yı kırarak, aynadaki &#8220;aksini&#8221; yoketsek de, &#8220;şahsı&#8221; yokedemeyiz.</p>
<p>&#8220;Şahıs&#8221; ile bu şahsın &#8220;resmi&#8221;ni ele alalım. &#8220;Şahıs&#8221; ile &#8220;resmi&#8221;, aynı çerçevedeki &#8220;fiziksel esaslar&#8221;a dayanır. &#8220;Şahsın&#8221; bu dünyadan ayrılması durumunda, &#8220;şahsın resmi&#8221;, bu dünyadaki mevcudiyetini aynen korur. &#8220;Resmi&#8221;ni yırtarak &#8220;şahsı&#8221; &#8220;parça&#8217;lara ayıramayız; bu dünyadan uzaklaştıramayız.</p>
<p>&#8220;Şahıs&#8221; ile &#8220;resmi&#8221; arasındaki bağıntı, bir &#8220;temsil bağıntısıdır. Bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221; &#8220;tek yanlı&#8221;dır. &#8220;Resim, &#8220;şahsı&#8221; &#8220;temsil eder&#8221;; oysa, &#8220;şahıs&#8221;, &#8220;resmin&#8221; &#8220;temsili&#8221; değildir. Bunu şöyle de söyleyebiliriz: &#8220;Resim&#8221;, &#8220;şahsın resmi&#8221;dir; oysa, &#8220;şahıs&#8221;, &#8220;resmi&#8217;nin resmi&#8221; değildir. &#8220;Şahıs&#8221;, aynı zamanda &#8220;resminin bir &#8220;resmi&#8221; olsaydı, bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221; &#8220;iki yanlı&#8221;, yani &#8220;yansımalı (refleksif)&#8221; olurdu. Bu mümkün değildir.</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, sadece, &#8221; &#8216;şahıs&#8217;dan &#8216;resim&#8217; &#8221; oluşturur. Bu bağıntı, &#8220;varlık (asli mevcut) yüklenmez&#8221; ve, &#8220;şahıs&#8221;dan &#8220;resmine ve &#8220;resminden de &#8220;şahıs&#8221;a &#8220;varlık (asli mevcut) aktarmaz&#8221;. Bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;şahıs&#8221;dan &#8220;resme&#8221; &#8220;varlık (asli mevcut)&#8221; aktarsa idi, &#8220;bir şahıs&#8221;, &#8220;tek yanlı&#8221; &#8220;temsil edilerek&#8221; &#8220;aynı iki şahıs&#8221; olurdu. Bu mümkün değildir, çünkü &#8220;bir şey&#8221;, &#8220;tek yanlı temsil edilmek&#8221; yoluyla, &#8220;aynı iki şey&#8221; olamaz.</p>
<p>&#8220;Resim&#8221; sadece &#8220;resimdir ve &#8220;varlığı (asli mevcudu)&#8221; &#8220;şa- hıs&#8221;ta bulunmaz; &#8220;şahıs&#8221; da sadece &#8220;şahıs&#8221;tır ve &#8220;varlığı (asli mevcudu)&#8221; &#8220;resim&#8221;de bulunmaz. Aksi takdirde, &#8220;resim&#8221; sadece &#8220;resim&#8221; olmazdı; &#8220;şahıs&#8221; da sadece &#8220;şahıs&#8221; olmazdı; yani, &#8220;tek yanlı temsil edilmek&#8221; yoluyla, &#8220;şahsın&#8221; ve bu itibarla da &#8220;resmîn&#8221; &#8220;kimliği&#8221; değişirdi. Bu mümkün değildir. &#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;ndaki &#8220;şahsın&#8221; ve &#8220;resmin&#8221; &#8220;varlık (asli mev- cut)&#8221;ları, sadece &#8220;kendileri&#8221;ne &#8220;ayrı ayrı mahsus&#8221;tur; bu &#8220;bağıntı&#8221; içerisinde de &#8220;kendileri&#8221;ne &#8220;ayrı ayrı mahsus&#8221; olarak kalır..</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;aslı mevcut&#8221; aktarmaz. &#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;varlık&#8221;ın &#8220;dayanağını da aktarmaz.</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;asli mevcut&#8217;un aktarılması&#8221;Veya ‘’varlık’’ın dayanağı’nın aktarılması&#8221; anlamında değil de, özel bir manada &#8220;varlık Aktaran’’ bir bağlantı dır; akşi takdirde, bu &#8220;bağlantı&#8221; vasıtasiyle &#8220;resim&#8221; oluşturulamaz. Ancak bu &#8220;özel&#8221; manadaki &#8220;aktarma&#8221;, &#8220;varlığın bizzat aktarılması&#8221; değildir. &#8220;Temsil bağıntısının mahiyetini incelemeyi, &#8220;metafizikçi&#8221;ye ve &#8220;mantikçi&#8221;ya bırakarak konumuza dönelim.</p>
<p>&#8220;Düşünce&#8221; ile, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde &#8220;Kartezyen zihin&#8221;de ortaya çıkan &#8220;tesis&#8221;, esas itibariyle, &#8220;tek yanlı&#8221; bir &#8220;temsil bağıntısı&#8221;nın iki &#8220;unsur&#8221;udur; &#8220;tesis&#8221;, bu manada, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünülmesi&#8221; yoluyla &#8220;zihin&#8221;de ortaya çıkan bir &#8220;temsil&#8221;idir.</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil edilmek&#8221; yoluyla, &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221;, &#8220;tesis&#8221;e &#8220;aktarılmaz&#8221;. &#8220;Tesis&#8221;, sadece, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünsel&#8221; bir &#8220;resmi&#8221;dir. &#8220;Düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221;, kendisi de &#8220;düşünce&#8221; olan &#8220;tesis&#8221;de, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; itibariyle mevcut değildir. Bu bakımdan, &#8220;tesis&#8221;, &#8220;düşünce&#8217;nin dayanağı&#8221;na, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihne&#8221; &#8220;temas etmez&#8221;.</p>
<p>Dersek ki, &#8220;tesis&#8221;in &#8220;dayanağı&#8221; vardır, &#8220;tesis&#8221;in dayanağı &#8220;düşünce&#8221;nin de &#8220;dayanağı&#8221;dır ve bu &#8220;dayanak&#8221; &#8220;zihindir; bu ifade, Kartezyen metafiziğin analitiği itibariyle doğrudur. Çünkü, bu analitik itibariyle, her &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221; &#8220;zihin&#8221; dir.Ancak, bu &#8220;dayanak&#8221;, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihin&#8221;, &#8220;şüphe&#8221; cihetinden gerekli olan &#8220;tek yanlı temsil bağıntısı&#8221; vasıtasiyle &#8220;aktarılmaz&#8221;; &#8220;düşünce&#8217;nin dayanağı&#8221;, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihin&#8221;, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde oluşan &#8220;tesis&#8221;te mevcut değildir.</p>
<p>Oysa, &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221;nın, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihnin&#8221;, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; vasıtasiy- le &#8220;tesis&#8221; te mevcut olması, &#8220;sum&#8221; ifadesinin ileri sürütebilmesi için esastır.</p>
<p>&#8220;Şüphe edilemeyen &#8216;tesis&#8217; &#8221; ile &#8220;düşünce&#8217;nin dayanağı olan &#8216;faal zihin&#8217; &#8220;, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; cihetinden, yani &#8220;tek yanlı temsil bağıntısı&#8221; üzerinden Kartezyen metafizikte &#8220;bağlı&#8221; değildir. Sebeplerini anlattık.</p>
<p>Şöyle söyleyebiliriz: Kartezyen metafizikte, &#8220;şüphe etmenin imkansızlığından hareket ederek, &#8220;muhakeme&#8221; yoluyla &#8220;faal zihin&#8221; tesis edilemez.</p>
<p>Bu nedenlerle, Descartes, &#8220;Kartezyen metafizik&#8221;te, &#8220;cogito&#8221; diyebilir; ancak &#8220;sum&#8221;u, &#8220;cogito&#8221;ya, &#8220;ergo&#8221; diyerek &#8220;eklemle- yemez&#8221;.</p>
<p>&#8220;Düşünüyorum&#8221; diyebilir; ancak, buradan hareketle ve &#8220;Kartezyen analitik&#8221; itibariyle, o halde &#8220;aslen mevcudum&#8221; diyemez. Çünkü, &#8220;Kartezyen analitik&#8221; te kullanılan &#8220;tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;tesis&#8221; ile &#8220;düşünce&#8221;yi, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; cihetinden, &#8220;düşünce&#8221;nin dayanağı olan &#8220;faal zihin&#8221; itibariyle birbirine bağlamaz.</p>
<p>&#8220;Düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihnin&#8221;, temsil yoluyla &#8220;tesis edilememesi&#8221; sebebiyle, &#8220;düşünen&#8221;in, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi fiili&#8221; cihetinden &#8220;res cogitans&#8221; a &#8220;dayandığı&#8221;, Kartezyen metafizikte ileri sürülemez.</p>
<p>Bu bakımdan, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe etmenin&#8221; Kartezyen metafizikteki &#8220;imkansızlığı&#8221;, Descartes&#8217;a, &#8220;düşünen Descartes&#8221;ın, yani &#8220;kendisi&#8221;nin, &#8220;asli mevcut&#8221; olarak tesis edilmesi imkanını vermez.</p>
<p>&#8220;Asli mevcut&#8221; olarak tesis edilemeyen &#8220;Descartes&#8221;ın, &#8220;hak ve hukuk&#8221;u, &#8220;ethik&#8221;i, ve de öbür &#8220;yanları&#8221; &#8220;esasen&#8221; tesis edilemez; buradan sonrası &#8220;Kilise&#8221;ye aittir. Bu itibarla &#8220;Descartes&#8221;, Grek-Latin-Kilise diyarındaki &#8220;yığınsal toplum&#8221;un &#8220;bireyi&#8221;dir; &#8220;birey&#8221; olarak &#8220;kimliği&#8221;, &#8220;yığınsal&#8221; dır ve &#8220;Kilise&#8221;ye dayanır.</p>
<p>Descartes, tekrarlarsak, &#8220;cogito&#8221; yoluyla &#8220;var olduğu (aslen mevcut olduğu)&#8221;nu kanıtlayamaz. &#8220;Sağ el&#8221; meselesi ile uğraşan bazı İngiliz &#8220;analitik mütefekkir&#8221;ler ise, Descartes&#8217;e göre daha &#8216;sağlam&#8221; vaziyettedir; hiç olmazsa, &#8220;sağ ellerî haricinde kalan kısımları şimdilik kurtulmuş görünmektedir. Burada duralım.</p>
<p>Kartezyen metafiziğin temel eksikliğinin farkına varan ve &#8220;varlık (asli mevcut)&#8221;ın &#8220;cogito&#8221; yoluyla tesis edilemeyeceğini gören Kant, çok kısa olarak bahsedelim, &#8220;varoluş&#8221;u, &#8220;rasyonel yeti&#8221;nin &#8220;zeminline ait bir &#8220;kategori&#8221; vasıtasiyle temellendirmeğe çalışmıştır; yani, &#8220;var&#8221;lık, &#8220;düşünme yetisi&#8221;nin &#8220;idrak et- tiği&#8221;ne &#8220;giydirdiği&#8221; bir &#8220;kılık&#8221;tır.                                                      &#8221;</p>
<p>Oysa, daha önce de söyledik, Kant&#8217;ın bu yöndeki &#8220;düşünce manzumesi&#8221;, kuruluşu itibariyle hatalıdır. Bu &#8220;düşünce manzumesi&#8221; ile, Kant&#8217;ın &#8220;kategori&#8221;leri tesis ettiği &#8220;transandantal dedüksiyon&#8221;u kastetmiyoruz. Kastettiğimiz, esası, &#8220;ruh (Se- ele)&#8221;un, &#8220;idrak&#8217;ın zemini&#8221;nden &#8220;giderilmesi&#8221; olan ve, &#8220;transandantal estetik&#8221;, &#8220;transandantal dedüksiyon&#8221; ile &#8220;transandantal analitik&#8221;i de birbirine &#8220;bağlayarak&#8221; içeren &#8220;düşünce manzume- si&#8221;dir. Bu konuya girmiyoruz.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında ortaya çıkan &#8220;varlık ispatları&#8221; ve, herhangi bir &#8220;şey&#8221;in &#8220;var olduğunun&#8221; bu diyarda bir türlü &#8220;ispat&#8221; edilememesi, bu diyardaki &#8220;düşünür&#8221;ün, &#8220;aşma özürlü yığınsal birey&#8221; olmasından kaynaklanır.</p>
<p>&#8220;Yığınsal birey&#8221;, &#8220;rasyonalite yetisi&#8221; vasıtasiyle &#8220;kendisi&#8221;ni veya bir &#8220;şey&#8221;i &#8220;tesis etmeye&#8221;, &#8220;kendisi&#8221;ne veya bu &#8220;şey&#8221;e &#8220;varlık (asli mevcut)&#8221; atfetmeye uğraşsa da, bu yolla &#8220;netice&#8221; elde edemez. Bu hususu, &#8220;esas&#8221;a dair birçok konuya değinmeden, sadece Kartezyen metafiziği örnek vererek kısaca anlattık.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarının fikriyatındaki &#8220;varlık (asli mevcut) ispatları&#8221;nın &#8220;sakat&#8221;lığı başlıbaşına bir inceleme konusudur. Bu &#8220;sakatlığı&#8221; sadece bir örnek ile kısaca gösterdik.</p>
<p>Oysa, Anadolu mayasının &#8220;ferdi birey&#8221;i için, &#8220;mayalanmak&#8221; ve &#8220;dönüşerek aşmak&#8221; esastır. Bu yolla &#8220;özgür (hür)&#8221; olunur. Anadolu mayası cihetinden &#8220;özgür (hür)&#8221; olan, &#8220;kendisi&#8221;ni herhangi bir yeti vasıtasiyle &#8220;tesis etmeye&#8221; de, &#8220;var olduğunu ispatlamaya&#8221; da gerek duymaz. Neden duysun ki ? &#8220;Aşikar’’ı &#8220;muhakeme&#8221; yoluyla &#8220;söze dökmek&#8221;, Anadolu mayasında &#8220;abes&#8221;tir; (&#8220;irrasyonel&#8221; sözcüğü, bu manada &#8220;abes&#8221;i karşılamaz)…</p>
<p>Prof.Dr.Yalçın Koç – Anadolu Mayası,syf:37-49</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/">Descartes’in ‘Düşünüyorum, o halde varım’ Sözü Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
